sen de gel.

29 Ocak 2011 Cumartesi

tek bi an bile.

Ne özel bi insansın benim için bilsen!
-Biliyorsun gerçi, ukala şey seni.

1 ay olmak üzere tekrar "benim" olalı, ama o 1 ayı dolu dolu yaşamaya çalışırken biz öyle günler oluyor ki bakıyorum ve sana :
-seninle ölebilirim.
demek istiyorum.

Gerçekten istiyorum. Çünkü sen, sen ben olmuşsun artık. Bi insanın gülüşünde kendimi bulabilmek o kadar güzel ki. Ve o gülüşün sana ait olduğunu bilmek.

o karın altında,
o kimselerin olmadığı köprüde
o yolun ortasında,
reklam panolarının altında
binaların arkasında
alışveriş merkezlerinde
parklarda
sokaklarda
...
elimi tuttuğun her anda,

"biz"i tekrar ellerime alabildiğim her dakikada.

Geride bırakılanları gerçekten bırakmaya başlayıp geleceği kurabilmek tekrar;
-beraber-
o kadar güzel ki.

Sen gerçekten iyi ki geldin tekrar. İyi ki, iyi ki benimlesin tekrar.

Bir şeylerin bitmeyeceğine beni inandırabildiğin için teşekkür ederim.


Sen aşk'a inanmayan adam,
beni her gün daha da çok inandırıyorsun.

-seni seviyorum...

19 Ocak 2011 Çarşamba

ve hayat her şey yolundayken dur dedi artık .

Uzun zaman sonra bu kadar kötü hissediyorum kendimi. Bu kadar boş... İnandığın şeyler tek tek boşa çıkar ya,herkese inat kendine O'na inat yine de bi gayret kurduğun o hayaller gözünün önünde elinden alınır ya. Ve bunu o yapar...

Senindir suç. Onun hayalleri vardır senden önemlidir. Sen hayallerini ona göre yönlendirebiliyorken,o hayaller için senle olan yolunu ayırmak ister. Düşünür. Düşüncesi bile korkunç gelirken sana bu onun umrunda mıdır ki. Fazlalıksındır işte. Yüksündür ona. Senle geçirdiği zamanlar,elini tutup gözlerine baktığı her an aslında onun için onun hayatından çalınan bi zamandır.

Mutlu olduğunu sanırsın, aslında mutlu olabileceğin hiçbir şey yoktur..

Ve ağlarsın.
Durduramazsın işte ağlarsın...
Gideceğini bile bile sevmek mahveder çünkü insanı. Bitişi kabullenmek mahveder.
Uğruna yaşıyorum diyebildiğin adam senden gitmeyi isterken, hayatını da götürecektir çünkü.

Ama umrunda olmaz.

Ve gücün kalmaz artık senin de, sadece
ağlarsın işte..


14 Ocak 2011 Cuma

neler ummuştum hayatta elimde ne kaldı bla bla bla.

"bir yalan devrilirken önünde,
maskesi düşerken mucizelerin.
korkmadan koşarak katilinin üstüne,
unutursun, unutursun..

düştüğün o çukurun dibinde,
silkinerek tozdan, topraktan.
sanki, hiç olmamış gibi..
unutursun, unutursun.."

Geçmiş ağır bir yük sanki omuzlarımda.Geçmişe dair her anı,iyi veya kötü.Farketmiyor zamanında sahip olduğun şeyler şu an yanında yoksa,öyle hissedemiyorsan,öyle hissetmiyorlarsa anıların iyiliği.Can yakıyor işte. Kırıyor.Ağlatıyor bazen.Zaman geliyor, yokluğu öyle bir batıyor ki o insanların nefessiz kalıyorsun.Evet alıştım. Alıştım zamanla seslerini sokaktaki alalade bir insandan farklı kefeye koymamaya.Avuttum kendimi,geçti gitti dedim.Kin tutmadım.Kin tutamadım.Gülümsemelerinden mutlu oldum bazen,aksine gülüşlerine muhtaç değildim. Olması gereken de ben değildim.Yıllar mıydı kaybettiğimiz yalandan bi dostluğu inşa ederken yoksa bir an mıydı o koskoca hayatı yıkmanın sürece.Bilmiyorum...Hiç de bilemeyeceğim sanırım.Ama elbet birgün bunun sorumlusu yaşayacak aynı şeyleri işte o zaman ben güleceğim.

Saçlarımı kestirdim, şeklini değiştirdim demek daha doğru olur sanırım. Klasik kadının değişiklik arayışı. Dün kuaför koltuğuna oturduğumda hani bir delilik yap kısacık kestir şu bi süredir uzatacağım diye kıçını yırttığın saçlarını dedim kendime. Sonra düşündüm bir durup. Bu kadar büyük ve geri dönülemez bir değişim yapmak için garantisi olacak değişimler yaşamadım ki ben hayatımda. Sonuç: boyuna çok dokunma nolur!

Okulla konuşmaya gideceğiz az sonra. Eğer halledebilirsek haftaya da gitmiyorum okula. Böylece 7 sınavın bende patlama olasılığı neredeyse 0. Evet sevinebileceğim nadir şeylerden birisi.

-En çok ellerini özlüyorum yanımda değilken.

13 Ocak 2011 Perşembe

elektronik kütüphane.

oraya buraya not düşmekle olmuyor,
adam gibi bir 
liste-m-iz 
var artık blog içerisinde, hem de detaylı. 
-canı sıkılan kurcalasın.
:)

how can it feel, this wrong.

bi hayaller vardır sonu boşa çıkan
bir de hayaller vardır boşa çıkartılan.

bir sevgili vardır zamanla geri kazanılan
bir de sevgili vardır zamanla yok olan.

ve aşk, zamanla yok olmakta.

kimse değersiz değil. kimsenin fikirleri bu kadar basit değil, karşı gelmek böyle kolay değil,. ilişkiler çift kişilik tekine bağlı yaşamak zor. başta kabul etmiş olsan bile bazen nefes alamıyor insan işte.

tek tutan şeyse sevgi "biz"i bir arada...

ama ya senin dediğin gibi :

"sevip sevmemek bir şeyi değiştirmiyorsa?"

gitmeni istemiyorum. 
gitmeni hiç istemedim.


10 Ocak 2011 Pazartesi

yazılı kuralı mı var bu dünyanın,kimde?

Hastayım. Bu halimle sırf sınav haftası aman da aman işte ben rapor almayacağım gideceğim tarzı düşüncelerimle okula gitmek için evden çıktım. Yarım saat servis bekledikten sonra, evet yarım saat sonra dank etti, herhalde erkenden beni almaadan geçti diyerek eve geri döndüm. Annem tek telefonla bana bugün için almasını beklediğim raporu bir haftalık yapınca şu an açıkcası g*tüm tutuşmuş durumda. Bir dahaki hafta 7 sınav gerçeğiyle karşılaşacağım dönem sonuna kadar kaçmanın bir yolunu bulamazsam,hım.

Doğumgünüme de az kaldı. Malum "18" olmak zor iş,bu yılki iyi geçsin istiyorum. Bu yılkini cidden sevdiğim ve beni cidden seven insanlarla kutlamak istiyorum. Öncekileri düşünüyorum,önceki doğumgünlerimi...Liseye kadar zaten yakın aile dostları ve akraba derecesinde yakın insanlar ötesine geçmedi benim doğumgünüm. Evde kutlandı hep, hediye alınmadı da hiç. Olur da o dönem bir şeye ihtiyacım mı var, annemler alıp önüme koydu iyi ki doğdun diye. E dedim bunun sürprizi nerede?! Lise döneminde ise artık iki üç kelimeden öteye geçemediğim insanlar vardı 3 yıl boyunca yanımda,hatta bazıları yüzüme bile bakmıyor artık. İçildi. Sıçma derecesinde içildi,genel olarak hatırlamıyorum kısacası. Bu yıl bana farklılık yapın yani. İlk defa bu kadar samimi bir arkadaş "grubum" ve bir sevgilim var yani, insan bekliyor.

Ders çalışmam lazım. Bu dönem ders çalışmak gerek,şu sınava kadar. Dün çizim konusunda ne kadar moralim bozulsa bile herkesin dediği gibi,önce şu sınav. Garantilemek lazım. Sanırım kafama takmamam lazım dünü.

-normalde yapamayacağın bir şey miydi?
-hayır.

tamam işte bak konu halloldu.

Dün güzeldi. Aslında son bi kaç günüm güzel. Bilmem sen misin bu baharın sebebi bendeki? Olabilir.

Zaman...


7 Ocak 2011 Cuma

(:

...
Nothing is done without effect
There is nothing done that won't reflect
Pull one brick from an endless wall
Would it drown us all

'cause I'd do anything to see you smile again
And I'd go anywhere so as not to feel your pain
'Cause I wanna live where the fear is all gone
Wanna protect and I know what it's from
I wasn't made for secrets like these
Chinese whispers, memories


You just need love like you say you do
There need never be a time when it won't get through
Yeah, you know how it is when something fits
Now there's just a question of doing it
...

6 Ocak 2011 Perşembe

and I will try to fix you.

Fizy'nin eksikliğini çok çekiyorum ben özellikle blog yazarken, hani kendim için değil. Sizler için.

Arkadaşım sandığım insanların çocukluklarına çok üzülüyorum, başkasından mı duyacaktım diye hesap soracakken zamanında onun için olan yakınmalarıma kulaklarınızı kapamasanız,unut bitti artık diye çizgiyi çekmeseydiniz ikimiz arasına,kesinlikle başkalarından duymazdınız.

Şu son günlerde çok yazasım var aslında,yazacak da çok şeyim. Ama inanın dakikası dakikasına uymuyor ruh halimin ve durumların. Her şey karışık. Beklenen sonucu elde ettiğinde bir boşluk olur ya,şimdi nasıl olacak,diye. O haldeyim. Aslında içimden gülümsemek geliyor hep, ama gülümsediğim zamanlarda kendimi suçlu hissettiriyorlar bana.

Şikayet edemiyorum. Yakınamıyorum. Mutsuz olamıyorum bazı hallerinden ötürü, mutsuzluğu hakketmiyoruz çünkü şu an.

Zaman her şeyin ilacı lafı ayrılıkta değil aksine uzatmalı ilişkilerde ayrılık sonrası geçerliymiş sanırım.

Özlemlerine yenik düşen biz sadece şaşkınız ve kabullenme aşaması burada devreye giriyor.

Zor olanı seçtik,evet
ama unutma dediğim gibi diğer seçeneğe ulaşmak hala bizim elimizde.

ve olur da ulaşabilirsek, ki ben inanıyorum
aradaki zaman da boşuna olmamış olacak,
boşuna
 ve ayrı ayrı.
çünkü saatler bile tahammül edilemez hal alıyorsa son 1 haftadır
hayatımın merkezine tekrar inip orada seni bulacak cesareti gösterebiliyorsam
ve dünyam tekrar dönmeye başlamış
saatler senin için geçebiliyorken tekrar
mutsuz olacak bir şey yok.
çünkü seni seviyorum.

atlatılamayacak sorunlar değil,ve en başındayız.
daha bi ömür var
-mı-
dersin?



linkim yok ama siz dinleyin;
  • Fix You-Coldplay

5 Ocak 2011 Çarşamba

Mim.

imgelemge* tarafından mimlendim.

" konumuz: belli bi yaşa gelip yapmadığımız 10 şey "

1. hiç bisikletim olmadı, haliyle bisiklete binmeyi bilmiyorum.

2. çok seviyorsam hiç gururlu olamadım karşısında. hep geri dönsün istedim, hep yalvaran taraf ben oldum. ayrılık sebeplerini unuttum.

3. başkalarından alıp okuduğum kitapları okumakla yetinmedim,takıntım vardır,gittim aynılarını aldım. kütüphanede olacak,beni germez. bu konuda hiç tasarruf yapamadım yani.

4. para biriktiremedim. hep bir bahane buldum ya da biriktirdiğim paranın nedenini hep harcadıktan sonra farkettim.

5. süslü hanım hanımcık bir kız çocuk,bir öğrenci,bir sevgili olamadım.

6. hiç sevgilimle bir gece aynı yatakta uyumadım.

7. kaç yıllık en yakın arkadaşımda hiç yatıya kalmadım -oha-

8. doğumgünümü ve sevgililer gününü hiç sevgilimle kutlayamadım,şansınıza aynı ay içinde olduğundan olsa gerek. haliyle hiç sevgilimden bir hediye almadım özel gün uğruna.

9. fen öğrencisi olmama karşı çarpım tablosunu hiç ezberlemedim, ama eksikliğini de çekmedim. sorun düşünürüm mesela.

mimlenenler:
  • Mia Wallace

  • .cRn.

  • boşluğun tutsağı

  • girl with the red balloon

 

 

 

3 Ocak 2011 Pazartesi

oturup izdivaça güler,makarna yaparken suyu taşar mı acaba diye iddiaya bile gireriz.

bugün ne güzeldi.

Özledim özledim diye yırtıyordum da kendimi, bu kadarını ben bile beklemezdim kendimden.
Varlığını,benimle var olmanı çok fazla özlemişim sevgilim.

Ama korkuyorum.
Evet tekrar gitmenden çok korkuyorum.



 Belki de bu yüzdendi bugün 
metroda sen inerken 
ellerini tutup geri çekme isteğimin 
bu kadar falza olmasının nedeni.

İyi ki varsın.

2 Ocak 2011 Pazar

sevgilim : şu an ben senin neyinim açıkcası tam olarak anlayamıyorum.

bi ev yaratsak aklımızda içinde sadece sen ve ben olan.
hayallerle döşesek içini, yıkmaya değil
sadece yapıcı olsak mesela, bunun için uğraşsak.
kimse olmasa aramızda,tekrar bi "biz" olabilsek...
sadece sen ve ben.

gerçekten tekrar benim olsan
tamamen
mesela?

ve bir msn konuşmasından bile çekip gitmek bu kadar kolay olmasa senin için,
kırıcı olma bana.
yeterince kırdın zaten zamanında.

geri dönüşünü bırak, kutlayabileyim.

1 Ocak 2011 Cumartesi

hoşgeldin yeni yıl.

bana atılan "mutlu yıllar" mesajlarınızdaki dilek sanırım hayatımda ilk defa yerine geldi.

2011, bana seni geri getirdi ya.
ötesi yok. (:

hoşgeldin sevgilim.
Related Posts with Thumbnails