sen de gel.

31 Ağustos 2011 Çarşamba

blue, songs are like tattoos.

 


Bazen düşündüklerine kendi bile inanamıyor insan, inanmak istemiyor ya da. Kendi beyninin içinden kaçıp uzaklaşmak istiyor, düşünmemek icin.
Çünkü düşünmek;
tekrar yaşamak bazı şeyleri. 

Hareketlendirmek anıları, çoktan üstünü kapatıp bi köşeye atılmasi gerekenleri hem de.
Ama tek bir sey bir fotograf bir koku bir park bir yemek kurcalatıyor geçmişi ,
tekrar acı çekmeni ister gibi.

Düşünceler sıkıcı 
bunaltıcı 
bazen mide bulandırıci 
hüzünlü
kızdırıci
bazense guzel, huzurlu
keşke dedirten..

Ama asla sesli bir şekilde söylenmemek üzere..

25 Ağustos 2011 Perşembe

geyik oldum ben.

Tatil tatil tatil...

Ve ben yine Kaş'tayım. En sevdiğim yerde-kendi cennetimde- en sevdiğim insanla,sevgilimle. Burası seninle daha bi tatlı daha bi sıcak oldu. Tek kötülükleri olumsuzlukları silip atmadın sen benden aksine sevdiğim şeyler yerler seninle daha bi renkli artık.. Her şey güzel zor ama güzel.

Sınavlarım bitti. Uzun süredir yazamıyordum. GSF sınavları malum her gün bir yenisine, bir başka aşamasına gire çıka beynim öldü resmen. Ama istediğim okul istediğim bölümde resmi olarak "istenen öğrenci"yim artık. :) Bazen düşünüyorum 4 yıl sonunda pişman olacak mıyım acaba diye,sanmıyorum. Kendini iyi hissettiği bir ortamda iyi hissettiren bir işi yapmak gerek. Evet belki para kazanamam, belki çok lüks çok rahat bir hayatım olmaz. Ben de para içinde büyümedim ama sonuçta, gerçi bakarsın şansım döner de en boktan küçücük tablolarına bile milyarlar verilen birisi olurum. Kader kısmet ve bu tarz binlerce saçmalık işte, şimdiden kafamı yoramayacağım.

Arkadaşlarım beni çok boğuyor bu aralar. Bi kaç insan hariç kimseyle konuşasım yok. Basit geliyor yaşantıları takıntıları sorunları. Elbette ki üzgünlerken yanlarında olmak gerekiyorsa olurum, ama aslında o kadar kolay ki yaşamaları. Bencillik bu belki ama büyüdükçe zaman geçtikce sen -değiştikçe- onların da bir kısmının kendi yoluna gitmesi gerekli..

Çok dağınık bir yazı oldu. Aklımdaki şeyleri biraz boşaltmam gerekliydi sadece. Okuduysanız puuf demeyin. Olmamış gibi farzedin falan. Ne biliyim.

Hayat saçma.
Hayat güzel.

Ankaraya dönmek istemiyorum ve de...

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Is there anyone I could call?

 "söz verdiğim gibi sınav çıkışı o okuldan seni çıkartmaya geleceğim..."

Yukarıdakiyle birbirimizi sevmezdik tamam da bu kadar da zorlamasaydı keşke beni...

Kötüyüm. Her şey kötü ve karmaşık. Sınavlarım başladı bitti bugün birisi, derdim ondan yana değil ama iyiydi özünde. Olması gerektiği kadar en azından... Önümüzdekiler hele ki pazartesi günkü nasıl olacak hiçbir fikrim yok ama malesef. Tutsun da bi bölüm tutsun da bitsin bu sinir bu stres...

Sensiz çekilmiyor çünkü. Aklım sende hep, kafamda dönüp duran bin bir soru var. Düşündükçe içim sıkılıyor. Ağlıyorum olup olmadık yerlerde olup olmadık zamanlarda. Haber alamıyorum senden. Nerede olduğunu ne yaptığını nasıl olduğunu ölümüne merak ederken hiçbir şekilde ulaşamıyorum sana.. Telefona bakıyorum bi yolunu bi zamanını bulursun belki de ararsın diye. Bilmediğim numara gördüğümde kalbim hızlanıyor resmen. Tek bi kelimene muhtaçken hele ki şu günlerde...

Çok özledim seni. Canım yanıyor ve de deli gibi, düşündükçe... Kalbimde bi sıkıntı var sen bu şehre geri dönmeden geçmeyecek.

Dön artık lütfen...

Related Posts with Thumbnails