ve yine içimde kocaman bi boşluk var. bugün tanışmamızın 1.yılı sevgilim. tam da bugün geçen sene modelim olup karşıma oturduğunda baktım ilk defa gözlerine, herkes gelip geçiyordu o sandalyeden herkese bakmak zorundaydım ama kimsenin gözleri beni öyle gülümsetmemişti... tek taraflı değilmiş atölyeden çıkıp acmeye geldiğimde farkettim. bu sefer tam karşımda oturuyordun, bir şeyler içiyorduk. ve sen yine tam gözlerimin içine odaklanmıştın. konuşup paylaşılacak o kadar çok ortak noktamız vardı ki ve bunları bilmeden,daha kelimeler artaya girmeden aslında birbirimizi çoktan öylesine birbirimize çekmiştik ki... çok klasik bi cümle belki de ama o gün biliyordum bir gün mutlaka bir gün sen hayatıma "benim" sıfatıyla girecektin. benim sevgilim,benim arkadaşım,benim ailem, belki de benim herşeyim...
ve yaptın da ondan bi kaç ay sonra benimdin. ikimiz de bazı insanları çıkarttık hayatımızdan birbirimiz için değil ama yanlış anlaşılmasın kendimiz için yaptığımız en büyük iyiliklerden birisiydi. sonra gördük beraberken "ideal çift" nasıl olunuyormuş, abartmıyorum gerçekten idealdik. aylar geçti biz seninle tatillere gittik, neredeyse kavga etmeden bi 10 ay geçirdik,her şey ilk günkü gibi değildi daha da iyiydi güzeldi...
eve çıkmaya karar verdik. geçen hafta deli gibi ordan oraya ankaranın tüm semtlerinde ev baktık seninle. o karın altında o soğukta o yorgunlukla bile tek derdimiz "beraber" "bize ait" bir yer bulmaktı.
şans eseri bulduk sonra, bi anda karşımıza çıkıverdi, sen çok sevdin orayı ben senin beğendiğini görünce daha da çok sevdim.. emlakçısını aradın fiyatı detayları öğrendin. bu kadar ciddiydik yani. ben eşya bile bakmaya başladım. çift kişilik bir yatak alacaktık ilk önce, sonra duvarların rengine karar verecektik, gidip koltuk beğenecektik, loş bi ışık veren bir lamba seçecektik sonra. tütsü kokacaktı evimiz. atölye yapacağımız o oda deli gibi boya kokarken biz tuvallerin karşısına geçip duvara dayanıp belki de son paramızla aldığımız şarabımızı içecektik.
dün yine geçtik o evin önünden... ben yine çocuk gibi heyecanlı heyecanlı "evimiz!" diye çığlık attım, sen gülümsedin "evet" dedin ben sana internetten uygun bi fiyata bulduğum buzdolabını anlattım sonra eşyaları nereden alacağımızı konuştuk arabada giderken.
heyecanlıydı her şey çok tazeydi çok güzeldi bize bi hayat kurmanın zorluğunu bile sevmiştim ben, deli gibi çalışıyordum her gün, ekstra nerden para bulabilirim diye düşünüyordum. gece gelip senin yanında uyuyabileceksem eğer gerekirse her şeyi yapmaya hazırdım. arkadaşlarımı ailemi bile karşıma aldım.. sana güveniyorlardı,annem senden başkasına olur demezdi o bile bize bi yer baktı bulmaya çalıştı..
ama dün gecenin sonunda ne oldu, şarap içtik gayet neşeliydik konuşuyorduk ama sende bir hal vardı. bekliyordum biliyordum bunu annene söylediğinde vereceği cevabı, tepkiyi sende biliyordun konuşmuştuk bunu aylar öncesinden. ama o sana bağırmayıp kararına saygı duydukça sen daha da dibe battın. bi kez daha yıktın hayallerimi, her şey içimde patladı. ağladım deli gibi ağladım sen sarılıp teselli ettin beni ilk önce..
sonra ben sana açıklamaya bir yolunu bulmaya çalışmanı söyledikçe tekrar kavga ettik.
ve ben kapıyı çarpıp o arabadan indiğim anda seni kaybettim sanırım.
yaparım dediğin şeyi, olur da bir gün ayrılırsak, hiçbir aramama ve mesajıma ta ki benim seni unuttuğumdan emin olana kadar cevap vermeyeceğini söylemiştin. yapıyorsun da...
ben çok kötüyüm ama...
sana ihtiyacım var bıraktım her şeyi
benim olanı kaybetmek istemiyorum..
seni kaybetmek istemiyorum sensiz kalmak istemiyorum...
nolur tek bir şey söyle
lütfen..
ben seni çok seviyorum..
sen de gel.
20 Kasım 2011 Pazar
10 Kasım 2011 Perşembe
yeni saçını sevdim eski sevgili.
"You were young I was not old
But our story was not told
But torn apart by greedy hands"
But our story was not told
But torn apart by greedy hands"
seni görmek,
güzeldi.
geldiğin
-gelmek istediğin-
için;
dün söylediklerimi hatırlamasam da -bu arada yanlıs bir şey söylediysem özür dilerim-
teşekkürler.
doğruinsanyanlışzamanyadayanlışzamananlaşılamayaninsan.
"bilemezsin.
"but I'll be home in a little while
lover I'll be home"
lover I'll be home"
8 Kasım 2011 Salı
yokluğunu hissettiğim aylar sonra ilk gün.
"Sus sessiz ol çocuk, şarkı henüz bitmedi
Kalbine hakim ol çocuk, umut daha tükenmedi
Yürü yolları çocuk, yollar henüz bitmedi
İnan, sakin ol çocuk,tanrı seni terketmedi "
Kalbine hakim ol çocuk, umut daha tükenmedi
Yürü yolları çocuk, yollar henüz bitmedi
İnan, sakin ol çocuk,tanrı seni terketmedi "
Bitmemiş bir sürü şey var, yarım kalmış. Tamamlayamadığım kendi içimde... Başkalarıyla konuştuğumda açığa çıkan, itiraf edebildiğim. Önce kendime, sonra sana. Yalnız hissettiğimde özellikle...
"Bir masal biter, sessizlik başlar
Kalbini okşar uyutursun uyutursun
Gözlerin dolar avuçların terler
Bir yalan söyler avutursun avunursun
Yerle bir olmuş bu yıkık dökük şehre
Bir şarkı söyler susturursun susturursun
Acıya acıya acıta acıta
Kendini acıya dolaya dolaya
Bir kalbi kanata kanata unutursun unutursun..."
Bir sahipliği bir kalbe aitliği unutmak zor. Alıştığın sevdiğin inandığın her şeyi bir kenara atıp unutmak zor. Özlem geçmiyor. Hatırladıkça bazı şeyleri, insanlar anlatırken bana seni, bana "bizi" içimdeki son kalan şeyleri de harekete geçirirken, ben özleyecek daha fazla şey buldukça, düşündükçe kendi canımı yaktıkça, sonra sana anlatmayı denedikce, sen umursamayınca belki daha fazla acıdıkça içim...
"Gökyüzünde batarken güneş yeryüzünde sessizliğin
Ateşe aşık yanarken sen unutursun unutursun
Bir masalda ölürken kahraman
Bir şehir düşerken içinde
İzlerken gözyaşlarınla unutursun unutursun
Bir yalan devrilirken önünde
Maskesi düşerken mucizelerin
Korkmadan koşarak katilin üstüne unutursun unutursun
Düştüğün o çukurun dibinde silkinerek tozdan topraktan
Sanki hiç olmamış gibi unutursun unutursun..."
Ateşe aşık yanarken sen unutursun unutursun
Bir masalda ölürken kahraman
Bir şehir düşerken içinde
İzlerken gözyaşlarınla unutursun unutursun
Bir yalan devrilirken önünde
Maskesi düşerken mucizelerin
Korkmadan koşarak katilin üstüne unutursun unutursun
Düştüğün o çukurun dibinde silkinerek tozdan topraktan
Sanki hiç olmamış gibi unutursun unutursun..."
Hiçe saymak her şeyi, yokmuş gibi farzetmek belki de bazı şeyleri.. Kolay. Ben zaman zaman yanarken hala sen diye sen hala kendi halinde... Sessizliğin beni daha da kırarken kırılmam gün geçtikçe daha da anlamsız gelirken sana. Yalanları gördükçe yeri geldiğinde, inandığım şeyler tek tek boş çıkarken ellerimde gözlerinde gördüğüm gerçekler tüm karşılıklarını yitirirken kapatmak istiyorum üstünü. Kesip atmak belki de kolay olmasa da içimdeki seni öldürmek yok etmek. Gitmemek için inat ettikçe sen, gitmek isterken hem de...
"Bir masal biter, sessizlik başlar
Kalbini okşar uyutursun uyutursun
Gözlerin dolar avuçların terler
Bir yalan söyler avutursun avunursun
Yerle bir olmuş bu yıkık dökük şehre
Bir şarkı söyler susturursun susturursun
Acıya acıya acıta acıta
Kendini acıya dolaya dolaya
Bir kalbi kanata kanata unutursun unutursun.. "
Unutmak imkansız belki de. Zamanımda ailem dostum sevgilim olmuş olan seni yıkmak imkansız. İstek desen, evet var. Bi yerlerden anıları susturma isteğim sonsuz, bunca eksiye rağmen tek gülüşüne olan özlemim gibi. Sonsuz.
Sevmek desen, hayır belki de.
Peki bu ne o zaman diye sorsam sana, cevabı ikimiz de bilmiyoruz...
Çok zaman geçmiş olan bu yıllanmış ilişkinin üstüne ben burda sen orda belki de yansak ne fayda.
Biz kendi içimizde kendi benliğimizi bizi kaybetmişken neye yarar...
Belki de çok şey, korkmasak.
İnansak tekrar?
Şimdi değil demeyi bıraksak...
Yarınlara değil tekrar duygulara umut bağlasak,
sevmeyi denesek?
olmaz ki...
Sadece gözlerimiz dolar belki de anlık bi şekilde,
içimizdeki enkazın son izlerine baktıkça
son kez senin kokunu aldıkça
bi fotoğrafa baktıkça
adını duydukça
alışıyoruz.
Zaman...
"Sanki hiç olmamış gibi..."
-böyle yaşamayı öğretiyor bize.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)