Yalan ilişkinde, saflıktan duygulardan noksan sevgi sözcüklerinizle, ve hiç bi zaman benim kadar seni sevmeyip senin de sevemeyeceğin sevgilinle sana mutluluklar.
sen de gel.
30 Kasım 2010 Salı
kopsun nerden inceyse artik bu bag bu dügüm,her gece daha berbat daha vahim gördügüm.
30 Kasım unutulmaz bir tarih artık benim için. Değişimin ve geri dönülmezliğin günü. Bendeki, içimdeki en büyük yıkımın ve hayatım boyuncaki en büyük kırgınlığımın günü. O kadar kördüm ki, aşk işte, görememişim ne kadar kötü durumda olduğunu senin . Ne kadar acınası bi hal aldığını. Zarar vermek için. Anıları unutup üstüne bişeyler inşa etmek için kendini nasıl kandırdığını. O ben olur mu sanıyorsun ki çok merak ediyorum. Daha mı iyi ya da. Hayır sevgilim. Olmayacak. İkimizin de bildiği gerçekteki gibi hala severken biz birbirimizi kelimelerin anlamsız "onu seviyorum" derken ki. Ama belki bunları söylerken için biraz olsun bile acımamıştır veya ben umrunda olmamışımdır. Dedim ya kötü anılar akılda kalır hep, iyilerse onların acılarını hafifletmek için geriye itilir. Sen acını hafifletmeye onunla çalışıyorsun. Ama bi süre geçip kendine geldiğinde neyin ne olduğunu gayet iyi anlayacaksın, eminim. Ve pişman olduğun zaman... Çok geç olacak.
bir ilişki nasıl bok olur, blogundan aldım toparlama yaptım koydum.
15 nisan: "daha güzel çiçekler açan ağaca gideceğiz...sonra tek başıma gittim."
17 nisan:"evet değiştim.çok.aşık oldum.çok.ama öyle böyle değil bu sefer sanırım.her şey hem çok basit.hem çok karışık.of.ama o geldikçe, geçmiş farketmez ki...böyle sadece yüzüne bakmak bile hayatımı sonsuza kadar renklendirebilir diye düşünüyorum.neyse neyse!öyle bir şey."
7 mayıs: "ben sadece çoaşığım.ve çokorkuyorum,çünkü tek yaptığım bağlanmak.ve korkum da tam tersi olarak,bağlanma diye yalvarıyor, suratını eziyorum.ama yine de, acaba diyorum.acaba bu o mu.."
8 mayıs: "ilk kez insan için, endişelendim,acaba iyi midir?ne kadar zormuş."
11 mayıs: "belki de gözümde çok büyütüyorumdur her şeyi.ama böylesi daha güzel, sonra üzülürsün çok diye düşünerek hayatı yaşamak zor ve sıkıcı.üzülmeden hayat mı yaşanırmış!?hani her şeyin bir karşılığı vardır ya.-yok öyle bir şey.ah o kadar çok seviyorum ki, pislik ruhumu bedava veririm ben!"
12 mayıs: "öyle bir şey, ve ben özledim.kediyi."
14 mayıs: "ben bengisuyu özlüyorum."
18 mayıs: "dedim ki evet bu o, bu sefer o."
20 mayıs: "güzel bir şey derken.özledim bengisu'yu."
21 mayıs: "bazen,aşık oluyorum sana,ve unutuyosun.bazen,gülüyosun,ve gülüyosun.kaçıveriyoruz,apartman boşluklarına.senin, benim, kimsenin olmadığı,ve herkesin olduğu."
29 mayıs: "zera, ben, bengisu olarak bana alışverişe gittik."
"şemsiyenin altına sıkışmış iki küçük insan gibiyiz.
birbirimize ne kadar yakın olursak
o kadar az ıslancaz.
ya da kapatcaz şemsiyeyi.
sırılsıklam olup birbirimize bakcaz,
-yine de sever misin?
bırak açık kalsın.
üşüyoruz bazen seninle.
üşümek ne kadar da zor olsa,
üşüyü-veri-yoruz.
sarılsak, ısınırız.
aramızdaki ceryanın sebebi, pencereler açık.
bırak açık kalsın.
sevişiyoruz bazen.
düğmelerin açık.
sevişi-veremi-yoruz.
özeliz. hissediyoruz. hissettiriyoruz.
düğmelerin açık.
bırak açık kalsın."
birbirimize ne kadar yakın olursak
o kadar az ıslancaz.
ya da kapatcaz şemsiyeyi.
sırılsıklam olup birbirimize bakcaz,
-yine de sever misin?
bırak açık kalsın.
üşüyoruz bazen seninle.
üşümek ne kadar da zor olsa,
üşüyü-veri-yoruz.
sarılsak, ısınırız.
aramızdaki ceryanın sebebi, pencereler açık.
bırak açık kalsın.
sevişiyoruz bazen.
düğmelerin açık.
sevişi-veremi-yoruz.
özeliz. hissediyoruz. hissettiriyoruz.
düğmelerin açık.
bırak açık kalsın."
31 mayıs: "o ellere sahip, bana gülen dudaklar.o dudaklara sahip, güzel yüz.beni aldatcak bir yüz.beni ağlatcak bir yüz.sonra farkettircek bir yüz.farketmek. işte budur bizi adam edecek olan duygu."
4 haziran: "tüm rüyalarımda.senden başka kimse yok aramızda."
8 haziran: "ben bana yeter miyim?kendim, tek başıma yeter miyim?hayat sürdürme işinde,işe yarar mıyım?sensiz.bilmiyorum.-kimse doğurmadı beni ama sen,öldürüyorsun.sensizliğinle"
2 temmuz: "kıskançlıktan nefret ediyorum. ilkel. bağımlı olduğum bir duygum."
28 temmuz: "ağlamak istiyorum, kaçırdığım fırsatlara. ve önümüzdekimaçlarıkaybetmek.tekrar denemek. yine gül istiyorum, kafanı salla. o yokuştan tekrar in aşşağı, gel.yine yakın ama uzak olalım."
31 temmuz: "Ama O'nun da at'a'maması... Her titreşim geldiğinde, o attırmıştır (çok garip oldu) ya da o çaldırdı diye bakmak, güzel bir his. Tabi nadiren tutuyor, bu da kötü bir his. Ayrıca yolumun gözlenmesi hoşuma giden bir şeydir."
1 ağustos: "Yapraklar hala ağaçlardaysa,güneşe hala bakamıyorsak.Pembe çiçekli ağaçlar bile,olamıyorsa senden güzel.Çocuklara bakamıyorsak her sokakta,Sen.İstemek gülünç kalmışsa,ve ben.Bakabiliyorsam,dudaklarımız körken.Uzak düşlerimiz yoksa,aynaların arkasındaki, sen.Karşısındadaki biz,değilsek.Kokun yastığıma,bir de parmaklarıma bulanmadıysa.Çocuklar hala parktave biz.Bakamıyorsam güneşe bazen.Umursuyorsak.Unutuyorsak.Umutsuzsak.Yorgun olsak da tebessüm edemiyorsak.Ve çoğullar,üçüncü olsa da yanımızda değilse.Mutsuzsak.Bir kaç edat.Nedenlerimiz yok,
amaçlarımız yaralıysa.Hala sineklerin seni ısırmasına engel olamıyorsam.Yine, göğsünde bir ben,yoksa.Neden güleyim ki? "
amaçlarımız yaralıysa.Hala sineklerin seni ısırmasına engel olamıyorsam.Yine, göğsünde bir ben,yoksa.Neden güleyim ki? "
5 ağustos: "Bazenlerimin tek ortak noktası.Hep O var.Hep O'lacak."
16 ağustos: " bir kaç gündür hiç olmadığım kadar kötüyüm.kaybetmek istediğim bir kaç duyguyu atmak istiyorum öldürmek onları, ve ölmek onlarla.kaybetmek istemediğim bir duyguyu ve seni.çizmek istiyorum göz kapaklarıma ki gözlerim bir gün kapandığında,
yalnız kalmıyım."
yalnız kalmıyım."
18 ağustos: "ve siz gülmeye devam edin,ben o'nsuz mutsuzum."
14 eylül: "Ayrılığın bilmem kaçıncı saatindeyiz. Saatindeyim. Ve hala kötü hissediyorum, ne kadar konuşsak da, kendimi kötü hissetme nedenim, tek amacım olan "onu mutlu et" ilkesinin tam anlamıyla ağzına sıçmam. Nefret edilesi bir insan oluyormuşum bazen cidden."
15 eylül: "Kocaman kutu içinde ne olduğunu merak etmekten çatlıyordum, aslında tahmin etmiştim kitabı, çok güzel oldu ama. Çocuk gibi mutlu oldum. Hele diğer şeyler... Değer verdiğiniz bir insanın, sizin hakkında ne düşündüğüne de değer verirsiniz, sizden uzaktayken. Okudum ve okudum. Suratımda yine bir gülümseme.Her şey için teşekkür ederim."
19 eylül: "benim bir sevgilim var, içimde.ve kalan her şey, dışımda.öyle."
20 eylül: "ve, ben daha kötü oldum. hele cevap alamadığım sürede, gidesim geldi, basasım hastaneyi.de hangi hastane, bilmiyordum.neyse. kötüydü kısaca.ama bi gün. A. ağlarken, K.yi sevince geçecek.sonra da o, gülecek.evet. "
28 eylül: "kedileri severim.çünkü benim aksime,seni mutlu ederler.sevgi için, yeterli bir neden. "
8 ekim: "bu şehirde bir kadın var,adı bana özel."
10 kasım: "her geçen gün bana baktığın fotoğraflar daha fazla değer kazanıyor, kanırtıyor, kanıyor. ve tüm değeri yerle bir oluyor. ölümden sonra gerçekten ilahi bir mutluluk var mı -herkes için-? artık "herkes birbirinin aynıcılık" da işe yaramıyor. kelimelerden, yakarışlardan çok daha fazlası var. o laf; "gurur aşığın paspası, ona basmadan içeri giremezsin, ona basmadan dışarı çıkamazsın, girerken o paspasa bıraktığın geçmişini, çıkarken fazlasıyla geri toplarsın eteğine.""
21 kasım: "sevdiğim ikinci kadınsın sen" -şiiri koyamıcam şimdi buraya.
27 kasım: "bir sevda, bir tercih insanın hayatını o kadar çok etkiliyor ki, "ne acı" "insan kendine yenik." insan, tercihlerine yenik. her tercih, tam bir kaos, tam bir araf. hep seçmediğimiz tercihte kalıyor gözümüz, hadi ya diyoruz. ama biliyoruz ki onu seçseydik de, diğerinde kalacaktı."
29 Kasım 2010 Pazartesi
we could sing our own but what would it be without you?
Bazen iki insan artık öyle bir noktaya geliyor ki, nasıl kıracağını bilmiyor karşı tarafı. Açık konuşayım biliyorum okursun çünkü. Çok hata yaptım sana karşı, farkındayım. Çoğu zaman hep yoran,üzen taraf bendim. Bi vakte kadar ciddi anlamda hakettiğin sevgiyi de değeri de sana veremedim. Evet kabul ediyorum. Bunlara rağmen benim için bizim için ne kadar uğraştığını kabul ettiğim gibi. Ama öyle bi koşullanmıştın ki, değiştiğimi göremedin. İçimdeki şeyin büyüdüğünü. Tek kişilik değil,iki kişilik - "biz"lik - bir yaşama dönüştürdüğümü hayatımı. Geleceğimi seninle kurup geçmişimde senden öncesini sildiğimi farkedemedin. İlk verdiğin kağıdı buldum bugün bana,bulmaca olan içinde. Buldum demeyelim bana yazdığın herşeyi verdiğin gün itibari ile cüzdanımda taşırım çünkü ben. "geçmiş farketmez" yazmışsın kağıdın köşesine. Yazdığın gibi davransaydın keşke. Ama zordu biliyorum. Hayatımda sen varken, duygusal anlamda 0 olsalar bile iki kişiyle bişeyler yaşamış olmamı kabullenmek kadar zordu. İşte tam bu noktada sana hak veriyorum. Ama ilk seferinde bana sorduğun soruyu da hatırlıyorum. "Sen istemiş miydin,bişey hissettin mi" demiştin bana. Hayır demiştim,kesinlikle hayır. "Önemli değil" demiştin. Ve sonra gidip alışveriş yapmıştık, seninle o fesleğenleri seçmek ne eğlenceliydi hatırladıkça gülüyorum saksıları torbaya sığdırmaya çalışışımızı. (: Ne önceki ne en sonuncusu kesinlikle duygusallıktan o kadar uzaktılar ki. Tek bişey bile hissetmedim ben. O gün itibariyle de o insanları hayatımdan çıkardım. Birisiyle ne konuştum ne görüştüm, diğeri de sınıf arkadaşım malum işte olması gerektiği kadar. Ama ben kimseyi hayatıma "dahil" etmemiştim. Sevgili olmadım ben kimseyle senden beri. Olamadım. Bu yüzden mutsuzum belki şu an. Seni kırmak üzmek için hayatıma birisini sokup ona sarılamıyorum,bitanem canım cicim diyemiyorum. İstemiyorum çünkü. 10 dakika bi odaya kapanıp sonra sevgili olmadım ben kimseyle mesela,senin o kızla dün akşam yaptığın gibi. Ya da "birbirinden hoşlanan oldu mu şu sınıfta" tarzı soruya karşılıklı "evet" demiyorum bi başkasıyla, sizin o kızla yaptığınız gibi... Ve ben farkediyorum ki birisinden hoşlanmak, beni duygusal olarak "aldatmak" için süre geçmesi lazımdı. Ben senin hayatındayken hoşlanmışsın demek ki ondan... Burda yazık olan sadece benmişim. Körmüşüm ama, anlamamak da saflığım. Ve evet iyimserliğimden kaynaklanıyordu sanırım. Dediğim gibi nolursa olsun sonunda hep birbirimize döneriz diye bekliyordum ben. Basit değildi çünkü. Ama basitmiş... Kızmıyorum sana. Mutluysan kızmıyorum. Ama olmayacağını biliyorum. Ben değilim çünkü. Ve sen sinirin geçtiğinde anlayacaksın belki de neyi,neleri kaybettiğini. O zaman üzülmeni istemiyorum sadece. Hala üzülmene dayanamayacak kadar değer veriyorum çünkü sana. Bunu bil sadece.


diyim,dinle o zaman.
28 Kasım 2010 Pazar
o alaycı gözlerin eğlenerek bakacak mı başkasına,aklın bendeyken hala?
- Var mıymış birileri...
- Evet varmış sanırım..
- Kim?
- Bilmiyorum hayatım
- Neden varmış sanırım dedin o zaman ne dedi?
- O da bilmiyor çünkü sanırım.
- Ne
- Hoşlanıyor birinden sanırım.
- X. tam anlat.
- Hayatım dün bişeyler söylemişsin o da yeni yol çizcek.
Sen beni bok gibi arkanda bırakıp çekip gittiğinde o yolu çizmesi gereken bendim. Ama sensiz bi yere çıkmak istemedim o yolun sonunda. Sen şimdi iki cümleyle hayatına aptalın tekini sok. Bu kadar körmüşüm meğerse. Sana inanıp güvenip en önemlisi de severken. Senden değil kendimden nefret ediyorum. Hala sana, sensizliğe üzülebildiğim için. Kendime kızıyorum, gözyaşlarım için.
Yazıklar olsun.
Sen de aşkın da boktan bi yalanmış.
"Ya defol tamam mı?"
26 Kasım 2010 Cuma
you could taste heaven, perfectly.
Kaybetmek değil kaybettiğini kabullenmek aslında üzüldüğümüz şey. Kendimize yenik düşmek. O da değil aslında, kendi ellerinle bir şeye yenik düşmek. Bile bile. Ama isteyerek... Üzülmesem şu an senin için, özlemiyor olsam daha kötü olurdu aslında beraber geçen neredeyse 9 aya rağmen.
Çünkü bir bebeğin hayat buluşu gibiydik "biz". Beraber ve umut dolu.
Ama işte 9 ay sonrası kesik bir çığlık ve gelen ağlama sesleri. Hayatla yüzyüze gelmenin verdiği acıyla,ciğerlerimizi yakan o oksijeni hissetmek.
Bir bebeğin annesinden kopması gibiydi sensiz kalmak. Nefes alamadım ilk. Gözlerimi kapattım. Uyudum. Sürekli uyudum. Düşünüp de seni daha fazla özlememek, daha fazla ağlamamak için.Hem sadece duygusal da değildi benim acım. Fiziksel anlamda da zarar görmeye başlamıştım. Benimle beraber çevremdeki insanları da üzüyordum. Buna hakkım yoktu. Senin beni böyle bırakıp gitmeye hakkın olmaması gibi. Ama gittin.
Ve bitti...
Şimdi ben hayatın iyi yönlerine bakıyorum.
Oksijenime alıştım sensiz havadaki, içime çekebiliyorum.
Onunla yaşıyorum ben.
Ben bugün itibariyle gülebiliyorum.Yüzüm alışık tebessüm etmeye senin sayende zaten.
Sanırım senden kalıcak tek şey bu bana. İnançsızlık.
Geri kalan başka da bir şey yok, sen hepsini alıp gittin.
Kapıyı da yüzüme kapattın.
Ama anahtarı dışarda unuttun,bunun henüz farkında değilsin sevgilim...
Çünkü bir bebeğin hayat buluşu gibiydik "biz". Beraber ve umut dolu.
Ama işte 9 ay sonrası kesik bir çığlık ve gelen ağlama sesleri. Hayatla yüzyüze gelmenin verdiği acıyla,ciğerlerimizi yakan o oksijeni hissetmek.
Bir bebeğin annesinden kopması gibiydi sensiz kalmak. Nefes alamadım ilk. Gözlerimi kapattım. Uyudum. Sürekli uyudum. Düşünüp de seni daha fazla özlememek, daha fazla ağlamamak için.Hem sadece duygusal da değildi benim acım. Fiziksel anlamda da zarar görmeye başlamıştım. Benimle beraber çevremdeki insanları da üzüyordum. Buna hakkım yoktu. Senin beni böyle bırakıp gitmeye hakkın olmaması gibi. Ama gittin.
Ve bitti...
Şimdi ben hayatın iyi yönlerine bakıyorum.
Oksijenime alıştım sensiz havadaki, içime çekebiliyorum.
Onunla yaşıyorum ben.
Yeni bi hayata başlıyorum.
Ve artık daha güçlüyüm.Daha fazla kırılamam çünkü. Ve gün be gün, alışıyorum.
Alışıp, seviyorum.
Ben bugün itibariyle gülebiliyorum.Yüzüm alışık tebessüm etmeye senin sayende zaten.Ve ne kadar güven verirse versin birisi, kendinden başka kimsesi olmadığını hatırlattın bana bir kez daha, bir insanın.
Geri kalan başka da bir şey yok, sen hepsini alıp gittin.
Kapıyı da yüzüme kapattın.
Ama anahtarı dışarda unuttun,bunun henüz farkında değilsin sevgilim...
24 Kasım 2010 Çarşamba
over and over again, let it rain.
tek kelimeyle
çok
acımasızsın...
bana, bize, geçmişe ve geleceğe...
"I really thought I was okay
I really thought I was just fine
But when I woke up this time
There was nothing to take you off my mind..."
I really thought I was just fine
But when I woke up this time
There was nothing to take you off my mind..."
22 Kasım 2010 Pazartesi
you’re every now and then on my mind ...
Yapamıyorum. Olmuyor. Elli tane şey yazayım çizeyim buraya hiçbiri sensiz doğru gelmiyor bana. Hayallerim var benim. Hayatım, her şeyim olan hayaller. Onların her biri senin bana kaç ay önce dediğin gibi “seninle yaşayıp seninle ölmek istiyor”. Ne kadar özeldin ne kadar güzeldin benim için bilsen… Her ayrıntı eziyet gibi geliyor gözümün önüne. Gözlerimi kapattığımda sıkı sıkı, yaşlar gelmesin diye. Daha da acıyor canım o zaman. Belki her ağlayışımda yavaş yavaş uzaklaşırsın benden damlalarla beraber. Ama neden tutmak istiyorum seni içimde, neden git diyemiyorum. Neden gidemiyorum istenmediğimi bile bile? Basit cevabı aslında. Çok basit ve aptalca. Aşıktım çünkü ben sana adam. Çok aşıktım. Baştan hataydık biz, olmaması gereken bir yerde olmaması gereken bir şekilde karşımdaydın işte. Neden durdurmadık o zaman kendimizi madem farklıydık bu kadar? Madem ben mutlu olayım diyeydi çoğu yaptığın şey, kendin sıkılırken? Bana “İS-TE-Mİ-YO-RUM” diyebilecek kadar bitirebildin mi sen beni? Gözlerini kapattığında görüntüme engel olabiliyor musun? Ya da yatağına her yattığında düşünmeden durabiliyor musun geceleri? Şarkılarda,filmlerde,sokaklarda hiç aklına geleceğimden korkmuyor musun? Ya da gelsem bile, hatırlasan bile acıtmaz, anılarımda kaldın zamanla silinirsin mi diyorsun... Tek bi gözyaşı döktün mü benim için dediğin gibi? Benimkinin üçte biri kadar acıdı mı acaba canın, bensizliği hissettiğinde ? Ya da hazır mıydın buna gerçekten istediğin bu muydu... Bensiz bi hayatta nefes almak daha mı rahattı senin için daha mı mutlu oldun artık? Bitmek mi zorundaydı… Değildi. Ama her istenilen olmuyor,haklısın,haklıyız. Seninle beraber yaktığım,en azından yanıp kül olması için kendimi parçaladığım hayallerimin olmayacağı gibi. Bundan sonra yalnızım sana göre, sen de öyle. Ve hayır şu an durduramadığım bu yaşlar beni senden uzaklaştırmıyor sevgilim. Gözlerim açık ya da kapalı, her nefes acı veriyor işte…
20 Kasım 2010 Cumartesi
well I know that you worry a lot about things you can not control.
Hani ayrı geçen zamana rağmen nolursa olsun kendimi onun yanında bulabiliyorum ya hala. Ve o da orada, benim için bekliyor oluyor.
Kelimeler fazla işte o zaman.
Karanlık bir odada sadece nefes alış verişlerinle yaşadığım dakikaları seviyorum. Bana sarıldığında öylece yatarken, gülümseyebilmeyi seviyorum istemsiz bir şekilde. Ve ait olmayı seviyorum. Ait olduğuma inanmayı. Sana sarıldığımda aradan ne kadar süre geçerse geçsin, bunu hala hissedebilmeyi seviyorum.
Şu an değil.
Hayır kesinlikle şu an değil tekrar başlamak için.
Acele etmenin lüzumu yok.
Çünkü sen ordasın işte, ben de burdayım. Önemli olan bu.
Ve ikimiz de biliyoruz ki bir daha ayrılıp barışma gibi bi lüksümüz yok bizim.
Çünkü her ayrılık daha da yıpratıyor ikimizi.
Onun için ilk defa zamana teslim etmek istiyorum bizi.
Zamanla her şey düzelir sen veda etmedikçe.
çünkü evet ben seni seviyorum.
Kelimeler fazla işte o zaman.
Karanlık bir odada sadece nefes alış verişlerinle yaşadığım dakikaları seviyorum. Bana sarıldığında öylece yatarken, gülümseyebilmeyi seviyorum istemsiz bir şekilde. Ve ait olmayı seviyorum. Ait olduğuma inanmayı. Sana sarıldığımda aradan ne kadar süre geçerse geçsin, bunu hala hissedebilmeyi seviyorum.
Şu an değil.
Hayır kesinlikle şu an değil tekrar başlamak için.
Acele etmenin lüzumu yok.
Çünkü sen ordasın işte, ben de burdayım. Önemli olan bu.
Ve ikimiz de biliyoruz ki bir daha ayrılıp barışma gibi bi lüksümüz yok bizim.
Çünkü her ayrılık daha da yıpratıyor ikimizi.
Onun için ilk defa zamana teslim etmek istiyorum bizi.
Zamanla her şey düzelir sen veda etmedikçe.
çünkü evet ben seni seviyorum.
14 Kasım 2010 Pazar
bi insanla rahat vedalaşabilmeyi ne zaman öğreneceğim acaba,ortamı terkederken.
sensizliği sadece kötü yönleriyle ele almaktan vazgeçtim ben bugün.
hala gülebilecek şeyler
ve
kişiler bulabiliyorum.
yalnız olmanın rahatlığıyla kafama o an ne eserse yapmak çok güzel-miş.
sonrasını düşünmeden.
çünkü ben bunu senden öğrendim
elli kez söz versen bile gelecekle ilgili
aslında hiç biri olmayacak, çünkü hiç bir şey kaldığı yerden devam etmez
bir süre sonra.
bugününde yanında olmak isteyen kişiyle ol, gerisi boş felsefesi doğru sanırım. (:
hala gülebilecek şeyler
ve
kişiler bulabiliyorum.
yalnız olmanın rahatlığıyla kafama o an ne eserse yapmak çok güzel-miş.
sonrasını düşünmeden.
çünkü ben bunu senden öğrendim
elli kez söz versen bile gelecekle ilgili
aslında hiç biri olmayacak, çünkü hiç bir şey kaldığı yerden devam etmez
bir süre sonra.
bugününde yanında olmak isteyen kişiyle ol, gerisi boş felsefesi doğru sanırım. (:
ve hayır, depresyonda değilim
belki öyleyim.
bilmiyorum.
geçiyor işte.
ama saçlarımı boyama sebebim bu değil.
omzuna başımı yasladığımda beni bi kez daha kediymişim gibi sevsene.
ben senin kolunu kaşırım o zaman,söz.
dipnot: parmaklarımla çok tatlı kalp yapabiliyorum .
12 Kasım 2010 Cuma
paylaşılmıyor hüzün, paylaşamam yolu yok bunun .
Çok kötüyüm.Hiç olmadığım kadar.Ötesi yok derdim bu acının eskiden, şimdi anladım ki ne mutluymuşum o zamanlar. Sensizlik ne zormuş.Başka ağızlardan adını her duyuşumda, hatta bazen yanlış anlıyorum, gözlerimin dolması... Seni düşünüp üzülmek ne zormuş zamanında gülümsetebilen tek kişi senken beni. Değişimi hissetmek, aramızdaki bu günden güne büyüyen soğuklukta üşümek. Hatta donmak, bi başına. Ne zormuş...
Yaptıklarımın, sana söylediklerimin,verdiklerimin hiç bir değeri yok artık. Olsa karşılığı olurdu bi kaç kelime de olsa. Sen öyle bir silmişsin ki beni, tek bir kelimene muhtaç kaldım. Neden engelledin ki beni Facebooktan? Ne zararım vardı sana arkadaş bile değildik. Özgeyle arkadaş olduğunu mu görmemi istemedin laf ederim diye ya da başka bi ilişki falan mı yapıcaksın da. Neden yapıyosun ki bunu. Ben sana ne yaptım. Senin zamanında bana dediğin gibi :
"ben seni sevmekten başka ne yaptım?"
Kaç gecedir suçluyorum kendimi yattığım yerde. Annemin kollarında ağlar oldum ben, senin için. Kadın hiçbir şey diyemiyor. Oturup bana üzülüyor, benimle ağlıyor. Ne hakkın vardı. Ne hakla herşeyimken çekip gittin beni bu kadar kimsesiz bırakıp...
Hani söz vermiştin. Hani "hep"ti?
Yazdığın kağıtları okudum bugün bilmem kaç kez, dönüp dolaşıp.
Bunları yazabilen adam daha 1 ay öncesinde hemen hemen nasıl oluyor da bensiz en mutlu kişi olabiliyor.
Hiç mi için acımıyor....
Ben ölüyorum .
Yaptıklarımın, sana söylediklerimin,verdiklerimin hiç bir değeri yok artık. Olsa karşılığı olurdu bi kaç kelime de olsa. Sen öyle bir silmişsin ki beni, tek bir kelimene muhtaç kaldım. Neden engelledin ki beni Facebooktan? Ne zararım vardı sana arkadaş bile değildik. Özgeyle arkadaş olduğunu mu görmemi istemedin laf ederim diye ya da başka bi ilişki falan mı yapıcaksın da. Neden yapıyosun ki bunu. Ben sana ne yaptım. Senin zamanında bana dediğin gibi :
"ben seni sevmekten başka ne yaptım?"
Kaç gecedir suçluyorum kendimi yattığım yerde. Annemin kollarında ağlar oldum ben, senin için. Kadın hiçbir şey diyemiyor. Oturup bana üzülüyor, benimle ağlıyor. Ne hakkın vardı. Ne hakla herşeyimken çekip gittin beni bu kadar kimsesiz bırakıp...
Hani söz vermiştin. Hani "hep"ti?
Yazdığın kağıtları okudum bugün bilmem kaç kez, dönüp dolaşıp.
"iyi günlerimiz oldu, kötü günlerimiz oldu, çok daha kötü günlerimiz de oldu. ama benim hayatımda günümüz ne kadar kavgalı,kötü geçse de,benim için en kötü günümüz bile çok güzel. seninle olmadığım günleri,günden bile saymıyorum zaten...ben senin varlığınla varım,mutluyum. senin yokluğunda, yokoluyorum. çünkü seni seviyorum."
Bunları yazabilen adam daha 1 ay öncesinde hemen hemen nasıl oluyor da bensiz en mutlu kişi olabiliyor.
Hiç mi için acımıyor....
Ben ölüyorum .
"Söz vermiştin bana
Yanıbaşımda yaşlanmaya
Söz vermiştik bu dünyaya
Ne olursak olsaydık
Kaç yıl geçti bak hala
Son bakışın miras bana
Saklı duruyor ne fayda
Bıraksaydın solsaydık"
Yanıbaşımda yaşlanmaya
Söz vermiştik bu dünyaya
Ne olursak olsaydık
Kaç yıl geçti bak hala
Son bakışın miras bana
Saklı duruyor ne fayda
Bıraksaydın solsaydık"
10 Kasım 2010 Çarşamba
...
"Bak biz ayrıldık.
Yakın zamanda barışacak da değiliz şu an sadece ihtiyaçlarımı karşılayacak birine ihtiyacım var
ve
seni şu an için umutlandırmak,kandırmak istemiyorum. "
YAZIK.
döktüğüm tek bi gözyaşına bile değmiyorsun sen şu an.
değmiyorsun...
defol git hayatımdan.
ve aklımdan.
ve kalbimden...
lütfen.
çünkü ben hala sana
-aşığım...
çünkü ben hala sana
-aşığım...
7 Kasım 2010 Pazar
I'll kiss that smile off your face just say when.
çok garip aslında tam vazgeçtiğinde vazgeçmemen gereken,saçma sapan umut bağlayabilceğin şeylerin var olduğunu farketmek.
- bu insanı daha da büyük bi çıkmaza sokmaz mı ama?
"ot"lar arasında
atkıyı sardın boynuma.
-"üşüme" diye,biliyorum.
kolumda diş izlerin,
kafamız iyi mi?
giderken yanından
o atkı hala bende.
babaanne eli değmiş gibi.
hep -yanımda- gülümse.
tamamen kişisel ve dönüp bi süre sonra okumak için yazıldı bu yazı, ilginizi çekeceğini bile sanmıyorum bu nedenle. ama olsun.
(: Scared to Death - HIM
-e napıyor
-ayrıldık anne.
-... çok iyi çocuktu ama.
-olabilir.
-seni toparlıyordu.
-belki de dağıtıyordu (:
-...
3 Kasım 2010 Çarşamba
I think it's time, we give it up.
Eve geldiğimden beri uyuyorum... Aslında sabahtan beri bulduğum her yere yattım bugün. O kadar yorgun hissediyorum ki. Hem fiziksel hem de duygusal anlamda. Aslında her şey çok basitti. Görmesi yaşaması çok basitti. Güzeldi. Güzel olanı kirletmekse her şeyden kolaydı bizim için.
Bi söz var:
Senin uğruna önce seni sonrada senin içindeki kendimi kaybettim sanırım ben. Ve korkuyorum artık. İçindeki aşkın,sevginin her neyse zamanında nefrete dönüşmesinden korkuyorum. Ama bundan da çok senin için sıradan bi "anı" olmaktan korkuyorum.
Geleceğinde yer etmeyecek ve geçmişe dönüp baktığında
-zaman kaybı
diyebileceğin...
Evet beraber değiliz bi süredir.
Ne sevgili ne başka bir sıfatım var senin gözünde,bilemiyorum.
Ama öyle anlar geliyor ki
Kendimi "hala" seni özlerken bulabiliyorum...
Ve hayır ne dersem diyim, o kızı hala kıskanıyorum.
Bi söz var:
" Çok yoruldum sevgili, daha fazla yorma beni... Ben fazlasıyla ödedim zaten, uğrunda kaybettiklerimin bedelini..."
-Cemal Süreyya
Senin uğruna önce seni sonrada senin içindeki kendimi kaybettim sanırım ben. Ve korkuyorum artık. İçindeki aşkın,sevginin her neyse zamanında nefrete dönüşmesinden korkuyorum. Ama bundan da çok senin için sıradan bi "anı" olmaktan korkuyorum.
Geleceğinde yer etmeyecek ve geçmişe dönüp baktığında
-zaman kaybı
diyebileceğin...
Evet beraber değiliz bi süredir.
Ne sevgili ne başka bir sıfatım var senin gözünde,bilemiyorum.
Ama öyle anlar geliyor ki
Kendimi "hala" seni özlerken bulabiliyorum...
Ve hayır ne dersem diyim, o kızı hala kıskanıyorum.
1 Kasım 2010 Pazartesi
you're always leaving me behind...
31.10. 2010 , 23.26
Ne istediğini bilmeyen insanlardan cidden haz etmiyorum ,özellikle duygusal ilişkilerde.
Size gelince,yanınızda
-ne kadar ayrı olsanızda
hala "seninim" modunda takılabilen ama başkaları sorduğunda
-yok ya bitti tamamen,barışmayız artık.
diyebilen bir insanla barışmaya çalışıyormuşum meğerse geçen hafta boyunca.
sanki bunları hiç duymıcakmışız gibi
böyle aman bir mutluyum ben sensiz
bak uçuyorum rahatladım dırdırlarından kurtuldum
başka kızlar var
-ecem var mesela hani sen hiç kıskanmazdın yan yana oturuyoruz şu an
falan.
örneklendirme yapmayacağım daha fazla.
duyduklarıma sinirleniyorum. bana dediklerin ve davranışlarının insanlara anlatırken değişebilmesi kadar sevginin ve geçmiş de olsa var olmuş olan ilişkimize saygının olmamasına sinirleniyorum.
sen beni TAMAMEN bitir, kolay gelsin.
sen bana, "beni" bırakmadığın o gün bitirdim bile ben seni.
sevgi gelir geçer,ki alışkanlığa dönüştüğünü farketmek daha da kolay aslında seni hayatımdan çıkarmam için.
yine de kolay gelsin sana ama.
Ne istediğini bilmeyen insanlardan cidden haz etmiyorum ,özellikle duygusal ilişkilerde.
Size gelince,yanınızda
-ne kadar ayrı olsanızda
hala "seninim" modunda takılabilen ama başkaları sorduğunda
-yok ya bitti tamamen,barışmayız artık.
diyebilen bir insanla barışmaya çalışıyormuşum meğerse geçen hafta boyunca.
"yok ya ben mi seninim hala"
,
demek istiyorum.
sanki bunları hiç duymıcakmışız gibi
böyle aman bir mutluyum ben sensiz
bak uçuyorum rahatladım dırdırlarından kurtuldum
başka kızlar var
-ecem var mesela hani sen hiç kıskanmazdın yan yana oturuyoruz şu an
falan.
örneklendirme yapmayacağım daha fazla.
duyduklarıma sinirleniyorum. bana dediklerin ve davranışlarının insanlara anlatırken değişebilmesi kadar sevginin ve geçmiş de olsa var olmuş olan ilişkimize saygının olmamasına sinirleniyorum.
sen beni TAMAMEN bitir, kolay gelsin.
sen bana, "beni" bırakmadığın o gün bitirdim bile ben seni.
sevgi gelir geçer,ki alışkanlığa dönüştüğünü farketmek daha da kolay aslında seni hayatımdan çıkarmam için.
yine de kolay gelsin sana ama.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



