Eski yazılarımı okuyorum, son zamanlarda nadir karaladıklarıma bakıyorum. Şimdi ve öncesinde hep kendi hayatımı karaladığımı görüyorum. Güzel şeylerin yazmaya değeri yok mu? Hayat düzgün giderken, neden garip geliyor bana...
Melankoli bağımlısı olduğumu düşünüyorum, yalnız kaldığımda yalnız kalmamak için nasıl ağladığımı hatırlıyorum sonra.
Stresi sevmiyorum, stresli günlerde kendimi daha bi "insan" hissediyorum sonrasında.
Ağlarken kendime bakmayı seviyorum, saatlerce aynanın karşısında sadece kendi gözlerimi kilitleniyorum. Kendimi görmeyi umuyorum.
Göremiyorum.
İnsanların sevdiği beni, insanlara kendini sevdiren beni görüyorum.
Milyonlarca role bürünüyorum,
sonra hepsinden kaçmak istiyorum.
Yanımda olan, beni seven tüm insanlardan kurtulmak istiyorum, gitsinler ki ben biliyim nerede duruyorum kendi hayatımda.
Benliği sorgulamak zor şey,
Bi sen varsın, sonra başkası var,sonra o var bu var şu var.
Zaman zaman didiklemekten batırıp sonra düzeltmekten başka amacım yok her şeyi.
Buraya yazabildiğim zamanlar, ölüyordum. Nefes alarak ölmek içten içe.
Aşık ve terkedilmiştim, zor geliyordu.
Sonra bi daha bi daha ve bi sürü kez daha, yaşadım
Yaşlandım.
Monoton düzenden sıkıldım.
Aynı hayatı başa sarıp sarıp yardımcı oyuncu giriş çıkışlarını takip etmekten sıkıldım.
Gülümsüyorum şu an, yalnız başına oturmuş kalabalık bi cafede bunları yazarken,
ve yine güzel şeyler çıkmıyor işte ellerimden.
Renklerimi kaybediyorum.
Sus-
tum.