sen de gel.

30 Aralık 2010 Perşembe

bu yağmurlarda kaybetmiştim seni diyor cem abimiz. .

Mutlu sonlar olmalıydı hikayeler sonunda.. Gülen gözler bırakmalıydı arkasında. Gidebilirdi,elbet gidebilirdi insanlar,aşklar. Ama ağlatmamalıydı. Pişman etmemeliydi. "başka bi yerde olmak istemem.." derken onun kollarındayken,kahkahalara ortak olabiliyorken,öpücüğünde onu değil kendini değil sadece "siz"i düşünebilmişsen zamanında acı veremezdi ki anılar.

Geçmişe dair yıkıp öldürmeye,o içimizde ezmeye çalıştığımız duygular her geçen gün bizi yıkmaya başlamışken,en sevdiğim şeyler bile,kediler bile dayanılmaz geliyorsa sırf seninle onları daha çok sevdim diye,bebeklere bakamıyorsam,kız çocuklarına tahammül edemiyorsam,parklar,yollar,kar bile bana dayanılmaz geliyorsa,

sen hala cezamı çektiğime inanmıyor musun?

Yeni yıl yeni başlangıçlar demek. Ama hiç bir başlangıç geçmişten bağımsız değildir. Ve kurtulmak istedikten sonra geleceğini verebileceğin insan seni kurtarabilir ancak.

Ve aşk,kolay olan değildir.

Zaman sadece duyguları hafifletir,
ve
o sürprizler
zamanında verilmedikten sonra birşey ifade etmezler.

Herşeyden kurtarılabilirdin.
Unuttun mu :
"senin ailen,benim."
herşey...
-dim.
-din.

Öncesinde seni geri istemem saçmaydı,zaman lazımdı. Zamanı geldi. Ya ben SON kez sana böyle güzel bakacağım ve adını bile hatırlamayacağım yarından sonra,ya da bundan sonra hep senin olacağım.

Yalansız,oyunsuz,sonsuz.

Kendine yalan söylemekten vazgeç bu yüzden.
Ve bana.
Hakettiğimiz en son şey yalanlar çünkü artık.


Hiç inkar etmedim.
Ben seni çok sevdim.


29 Aralık 2010 Çarşamba

yeniyıl rengi kırmızı madem,yaşasın kızıl olmak.

"önce yaşayamam zannedersin acından..."

Neler için nelerden vazgeciyorduk zamanında. Bi başkası için kendimizden,diğer herkesten. Tek bi kalp çarpıntısıydı bizi hayata küstüren,artık bize ait olmayan. Geçmeyecek gibi gelirdi günler. Sanki hep karanlıkta kalacaktık. Öyle yaşıyorduk çünkü,öyle seviyorduk. Öyle biliyorduk bağlılığı, aşkı. Acısını yaşamalıydık geçti gitti diyip bırakamazdık. Biz büyütmüştük çünkü o aşkı sil baştan içimizde,biz de onunla büyümüştük ve de.

Ağladık. Yıkıldık. Günlerce uzak kaldık kendimizden belki,benliğimizden.

Vazgeçtik. Vazgeçişler uğruna ne köprülerden geçtik geride bırakırken yıktığımız. Isyanlarımız vardı,küfürlerimiz. Nefes alamıyorduk ya,acıyodu ya içimiz,kimse duymuyordu sesimizi,bıkmışlardı ya acımızdan. Hani hiç olmadığımız kadar yalnızdık ya..

Bak ne oldu şimdi. Havadaki oksijen sen varken de yokken de aynı,etrafımdaki sesler renkler aynı,o parktaki kedi bile orada hala. Tek giden sendin madem,ben neden 1 şey için her şeyden vazgeçmiştim ki? Aşık mıydım ölürcesine hala. Hayır. Sadece hissetmeye muhtaçtım senden sonra da.

Ve bir sabah uyanıp eskisi gibi olmayacağını kendi kendine söyleyebildiginde bir insan,ışte o zaman unutuyorsun. Unutmak değil de vazgeçmek bu. Umutlardan vazgeçmek.Geleceğimi"z"den
-vazgeçmek.


"Çünkü umut şimdi hiç görmeyen birine gökkuşağını anlatmak kadar zor ve imkansız." 
 
cuma günü,şu yılın son günü ya,bizim günümüz olsun
bende sana ait çok güzel bir şey var çünkü.
 ve olur ya biraz tanıdıysam seni
ona en az benim kadar değer vereceksin.
 

hepinizi seviyorum.


27 Aralık 2010 Pazartesi

wonder.

Ne güzelmiş şu kabullenme zamanından sonra gelen vazgeçiş, istemiyorum artık demek.

Herkes için her şey için. Çünkü öyle bir hissizlik ki artık bendeki ne mutlu olmak istiyorum ne de şu anki halimden mutsuzluk duyuyorum. Sadece şu an yanımda olan insanlara gerektiği değeri vermeye çalışıyorum, gerisi boş. İsimlerine bile gerek yok diğerlerinin. İçimde neden yer kaplayasanız ki yanımda olmayacaksanız di mi?

Annemle oturup "kadın kadına" muhabbet etmeyi çok sevdim.Benden çok o anlattı, anlattıkça kendimi buldum onda. Erkekler her yaşta aynı sanırım. Hiç büyümüyorlar, hep içlerindeki o gururlu bencil çocuğa tutsaklar.

Son bi kaç ayım şu hapishaneden kurtulmama, sonrasında haftada 6 gün sabahtan akşama atölyede olacağım. Sanırım gülebildiğim tek yer orası gerçekten. Ve o insanlar. Cidden hepinize sarılasım var şu an, hayatıma öyle bir zamanda girdiniz ki çünkü herşey tek tek yıkılırken toparlıyorsunuz bıkmadan usanmadan.

Çünkü diğerlerinden farklısınız. Olgunluk yaşla olmaz derdim ama etkisi varmış cidden. Etrafımdaki kızlara bakıyorum, büyüttükleri şeylere, kavgalara , üzüldüklerine. Acıyorum hepsine. Hayatı bu kadar basite indirgeyip bunlardan acı duyabildikleri için. Ve zaten artık hepsinin, sadece mecbur kaldığımda, "yüzlerine gülümsüyorum".

Evet yalan söylüyorum artık yüzünüze.

Duygularım ve cümlelerim ise tamamen sahte, bunu da bana öğreten kişi kendisini çok iyi biliyor.

Teşekkür ederim sana, ne kadar çok şey yaşarsan yaşa herşeyin bi hiç olabildiğini bana öğrettiğin için, sayende canım yanmıyor artık, sevemiyorum çünkü dünyayı,geçen zamanı,şarkıları.

ve hatta artık,
... neyse buna lüzum yok.

26 Aralık 2010 Pazar

çoğul eki kullanman bile ne acı.

dün gece bişeyi farkettim,

18 yıl geç olsa da bunu anlamam :

aşk sadece filmlerde var.

şimdi cuma günü için hazırlık yapmaya gidiyorum izninizle, o gün hayatımdaki çoğu insanı sileceğim de.
ön hazırlık şart.



en güzel yer orasıdır.

gitmek istiyorum.

bu eve katlanamıyorum.

bitmiş ilişkilerini bana anlatmalarına dayanamıyorum.

güvensizliklerini, yorgunluklarını, kıskançlıklarını bana sorgulatmalarına dayanamıyorum.

çok yoruldum .

lütfen birisi yardım etsin. lütfen.

25 Aralık 2010 Cumartesi

?

hep korkarız yalnızlıktan ama bil ki yalnızsan; yalancı arkadaşların, iki yüzlü dostların ve çekip gidecek bir sevgilin olmaz.

Hazır çorba, kahve, çay, sigara. Ve yüksek dozda alkol.


Boğuluyordum hayat alışkanlıkları arasında.Bu düzende, bu insanlarla.

Şimdi teker teker siliniyorsunuz, adınız bile batmıyor artık bana. Anı değerinde ne varsa çöpe giderken hepsi, en eskisi bebekliğime dayanan, onlar gibi basit ve anlamsız varlığınız.

Gülüp geçiyorum kendi içindeki çelişkilerine insanların, bir çıkmaza varıyorken hepsi. Yazcak şeyim de kalmadı artık ilginizi çekecek.Gözlerim boş bakıyor etrafıma, gerek yok çünkü silüetleri anlamlandırmaya. Hiçbir şey hissetmiyorum, hiç kimseye. Kızgınlık dışında.

Sana,ona,buna,şuna,arkadaş dediklerime,babama,boş triplere,gurura,dostluğa,aşka,dökülen gözyaşlarına,emeklere,boşa harcanan zamana,sonuç vermeyen umutlara,tuvalete poşet atan çocuğa,vaktinde yerinde olmayan insanlara,şarjı biten telefonlara,yapılmayan ödevlere,öğretmenlere,sisteme.

Kendime.
- nefes almaya.

devam etmeye.

23 Aralık 2010 Perşembe

cennetin izindeyim. varıp gittim en yalnızlıklara.

Kızamıyorum. Sana kızamıyorum ben. Bıraktım kendimi, çarpa çarpa yokolmayı öğreniyorum sensizlikte. Kendimi unuttum, seni unutamıyorum.

Kendi ellerim kendi gözlerime bile bakamıyorum bazen. Seni görüyorum. Senin bakışlarını, ellerinin sıcaklığını yakalıyorum kendi tenimde. Gözlerimde. O sevdiğin gözlerimde.

Üzgünüm sevgilim. Bilmiyorsun ben ne kadar pişman oldum her şey için. Olmamalıydı, bu hale getirmemeliydim.

Sen daha fazla zorlaştırmamalıydın ve de.

Zarar vermemeliydik birbirimize, yıkmak bu kadar kolay olmamalıydı.

Rüyalarıma gelmemeliydin artık, özlemeliydin sen de beni. Beni özlemeni nasıl isterdim. Kokunu duyduğum gibi olur olmadık yerlerde sen de benimkini duymalıydın. Hissettirmeliydi o sana sarılmalarımı. Dudaklarındaki ben'i özlemeliydin.

Bıraktığın şey ben olmamalıydım, gözyaşlarımla. Bırakmamalıydın.

Sonu yoktu dememeliydin. Bunu demek yerine bi son yazmamalıydın bize. Kırmamalıydın etrafındaki herkesi bu kadar. Dediğin gibi ihtiyacım olduğunda yanımda olmalıydın işte.

O tahammül bile edemediğin yüzüme gülümsemeyi sevmeliydin, beni en son o otobüs durağında olduğu gibi kahkalar ve öpücüklerle güldürmeliydin yine. Gerçekten gülmeliydin. Gülümsetmeme izin vermeliydin.

Yarım kalmamalıydı. 

Seni beklememdense unutmam gereken bi hayat sunmamalıydın bana en önemlisi...
Kendini bende yok etmemeliydin.
Bu aşkı bu kadar kolay heba etmemeliydin.

Ada için, bu kadar bencil olmamalıydın.

keşke...
keşke sen de benim gibi güzel anılara bırakabilseydin kendini.
eseri bile kalmamış yıkık bi karakterle hatırlamaktansa beni, sarılıp yattığın, sevdiğin kadın olarak hatırlayabilseydin.

Sevseydin.

Benim olsaydın yine.
Hep benim kalsaydın...

22 Aralık 2010 Çarşamba

çay demlenene kadar yazmak istedim.

İyice kör olmuşum. Göz numaram 3'ü de geçmiş,ne hoş. Gözlük aldım uzun yıllar sonra kendime. Çok tatlı. Sekreter gibi oldum o ayrı. Hoş dışarda lens kullanmaya devam edeceğim zaten bi farklılık olmaz ama Nisan itibariyle lenslerle uğraşacak zamanım bile kalacağını sanmıyorum.

Yılbaşı geliyor. Eve bir sürü şey almam lazım. Misafirimi yüzüstü bırakamam,malum erkekler çok şey bekliyor bi de sizden, bişeyler hazırlamak gerek o gece için ona. Annemler de olmayacağından. İçip içip mal olmasak bari sadece. Eğlence lazım bana.

Turuncu ve mavinin uyumunu seviyorum.

  • N. hayatımda hiçbi şeyin son olmadığını bana günden güne daha da farkettiriyorsun, yanımda ve tam destek olduğun için çok teşekkür ederim. Varlığını seviyorum.



Şu an tek sorunum anılar sanırım.

Yağmurun yağdığı gün içine kaçtığımız o apartmanı ve merdivenlerini hatırlıyor musun? Onun iki bina yanındayım ben şu an,halamın yanında.

Kızılaydaki tüm ara sokaklarda senden bir iz var bana kalan.

Günden güne kaybolan...

not: vazgeçtim. gözlük kullanacağım. bence çok hoş oldu.

21 Aralık 2010 Salı

Gitmek yenilmek değil kazanmak da! Gitmek gitmektir işte. Hepsi bu.

"Üzgünüm,acı sözlerim için üzgünüm, seni kırdığım için. Haklısın bana darılsan bile beni terketsen bile.. Ne yapayım ben böyleyim."

Biliyorum. Affedilmez bazı şeyler,geri dönüşü olmaz. Biz o çıkmaz sokaktayız şimdi. Kendimiz girdik. Belki bilinçli belki bilinçsiz. Insanlar değişirmiş ya. Olmuyor aslında. Değişim gereksizdi. Beni sevdiğin gibi kalmalıydım. Her şey ilk günkü gibi olmalıydı. Aynı kişiydim ben aynı adamdın sen de. Ötesi yoktu.
Ama sevdiğin gibi kalamazdım da,kalamam. Sevmiyorsun çünkü. Sevmiyorsun sen beni..Bunu kabullendiğim zaman dayanamam sanmıştım,olmadı. Aksine daha rahat şu an içim. Bilinmezlik gitti çünkü. Neden demiyorum artık,neden dönmüyor diye düşünmüyorum. Biliyorum çünkü. Bitti ışte. Gitmek gitmektir sadece. Aşk bitti,aşk yoktu.
Özeldik evet, 
yanlış zamanda birbirini bulmuş dünyayı yenmiş iki insandık. 
Farklı olan. Aşk buydu zaten. Farklılıkların uyumu. Beraberken mutluydun diyordun ya,değildim aslında. Sadece seviyordum. Sadece çok sevmiştim ben biz'i. Olmadı,ne yapabiliriz. Olmadı ışte.

Ve yalnızlık bir tercihtir. Kendi tercihlerine yenik düşme yine bitanem. Ama sevmiyorsan da alma birisini hayatına. Üzülürüm çünkü,biliyorsun üzülürüm...Son isteğim olsun bu senden,ve bunun bi sonu var.

Sen bize o sonu yazmışsın çünkü. Farklı yollara giden tek bi kalp. Ne kadar parçalanabilir ki daha...

Git hadi,ve gelme bir daha gideceksen.

saat: 10.30 

---

"Geçmişi bırak yoluna bak herşey yenilenir. Hayat geri gelir,arkadaşlar geri gelir,aşk geri gelir..."
Aşk sen değildin ki. Belli bi zaman diliminde sende beden bulmuş bi kavramdı aşk. Emeklerim ve hayallerimle besleyip büyüttüğüm içimde. Kendimde.

Sen sadece o bedenin sahip olduğu adamdın hep,sana koyduğum o ruha,aşkına sahip çıkamayan.

Çıkmayan. 

saat: 21.00

düşünsen inanmazsın bu şarkıyı paylaştığıma. :)

İlk defa senin için kötü şeyler diledim. İlk defa mutsuz olmanı istedim. Çok istedim.

O kızla hala aynı ortama girebiliyorsan, ya da diğeriyle o hale gelebilecek konuşmalar yapabiliyorsan, ya da herhangi başka birisini hayatına alabiliyorsan, çok mutsuz olursun umarım. Kin tutan bi insan olmadım ben hiç, her şeyi sil baştan yaşamaya hazırdım aksine. Ama dedim ya ötesi yok işte, beni sevmiyorsun madem ötesi yok. Madem yalandı her şey, madem bitmesi bu kadar basit bi hikayeydim hayatında, git o zaman. Beni bana bırak ve git. Dönmeyeceksin çünkü artık,farkındayım...

Denklem çok basit yani. Ben burda ne kadar uğraşsam da kaç aydır, sesini duyduğumda nasıl bin bir hal alsam da, o gün ellerimi tuttuğunda nasıl sevinçten ölsem de, sensizliğe dayanamıyorum diye gururu onu bunu bırakıp karşında hüngür hüngür ağlasam da ifade etmedi ki hiç birisi çünkü senin için. Tek bilinmeyenliydik biz. Sen kendini bilmiyordun,istediklerini,duygularını. Ve ben seni çözemem artık. Çünkü değersiz değilim, bu kadar basit değilim. Sevgi basit değildi çünkü güven basit değildi. Ben sana hepsini verebilirdim bu sefer aslında sen de biliyordun bunu. Sen bakmıyordun ama gelecekteki bi "biz"e. İstemiyordun çünkü. Tamam kabul etmek istemedim bunu hiç, üstüne geldim. Düzeltmeye çalışırken yıktım bazı şeyleri. Soğudun ya hani benden. Üzgünüm. Senin için uğraştığım sana bunca değer verdiğim için özür dilerim. Cidden boşverseydim keşke dediğin gibi, zaman kaybıydı çünkü. Beklemek değildi bu istediğin beklemem değildi. Rahat, düşünmeden yaşayacağın hayatında ayak altından çekilmemdi. Sen benim gerçekten gitmemi istedin.

En yakın arkadaşım oldun geride bıraktığım aylarda. Sevgilim oldun. Evlenmek istediğim adam bile oldun. Hayallerime, geleceğime ve her kalp atışıma ortak oldun. Teşekkür ederim. Ama başkalarına dokunmayı, sevmeyi aklından geçirebiliyorsan, ve "seni ilgilendirmez ki" diyorsan

kırmak için olsun
gerçekten olsun ya da

eskisi kadar iyimser olamıyorum ben artık. ve ben artık ne ağlıyorum ne üzülüyorum. günden güne sadece sana kızıyorum. 

beklerdim inan. aşkına inansam beklerdim. 
ben hep sana güvendim, söylediklerine inandım
o yüzden gidiyorum artık.

bi zaman sonra olur da geri dönmek istersen
ben bi daha olmayacağım zaman geçtikçe.
farkında değilsin belki ama sen "o"nu kaybettin.

sen kendini bile kaybetmişsin...

ve aşk,
nefrete ne yakınsın...

20 Aralık 2010 Pazartesi

yolda ada diye bebek sevdim, bana tükürüklerden baloncuk yaptı.

Insanları sevmiyorum. Yakınım dediklerim bile anlık şeylerle sizden neler bekliyorlar bilseniz. Kendimize bile gösteremediğiniz olgunluğu hayata göstermemizi istiyorlar. Artık sıkıldılar çünkü, boş konuşmaktan,unut demekten sıkıldılar. Unutulmadığını farkettiler ama anlayamadılar. Anlayamazlardı ki yaşamadan. Sanki ben üzülmüyorum. Suçlu ben oldum şimdi herkesin hayatında.Her konuda. Neydi ki benim bu kadar kötü olmam konum olarak hayatınızda? Bi adamı,seni çok sevmem mi. Evet,buydu sanırım. Beni sevdiğine,özlediğine inandığım bi adamı beklemekti belki usanmadan ya da. Olabilir... Ama bu size yapılan bi yanlış değildi. Bu kendime yaptığım en büyük hataydı. Ben inanarak sana,zarar verdim kendime,yaralarım düşündükçe seni kanamaya devam ediyor ve de hala. Canımdan can alıyorlar derler ya öyle, nefesimi tutuyorum bazen geçen zamana inat. Sanki her bi nefes seni benden uzaklaştıracakmış gibi,her geçen saniye. Çaresizim aslında. Gel diyemem sana artık, istemiyorum demek, bu kadar mahvetmek istemiyorum hayatımı, git hiç diyemem. Yardımına ihtiyacım var. Sana,evet,sadece sana ihtiyacım var benim. Yanımda olmuyorsun ama ben herşeyi bırakıp sana geliyorken sen dönüp bakmıyorsun bile. Olsun. Hiç gelme artık zaten.. Nasıl olsa yine gideceksin çünkü... Çünkü.. Sen beni sevmiyorsun. Ve bunun ötesi yok. Ben inancımı kaybettim,vazgeçtim artık. Hayallerimi alıp gittin sen,bi kez bile için acımadan. Bu kadardı çünkü değerim sende,yani.. Yoktu. Yoktum ben işte. Anılardaki seni özleyen hayaletim ben artık, sevgilim, senin kendi ellerinle öldürdüğün.. Tebrik ederim...


Sonra akşam eve gelirken bir ev gördüm. Tam ikimize göreydi. Bizim olmalıydı dedim, o evin salonunda sarmaş dolaş oturup karın yağışını izlemeliydik. Sonra çorba yapmalıydım ben mesela, makarnasız. Yana yana içmeliydik.

Yan-a-yana ölmeliydik orda.


19 Aralık 2010 Pazar

coldplay albümlerimi tekrar indirdim.


"O günü hatırlıyor musun?O gün hakkındaki her şeyi hatırlıyor musun?Benim hatırladığım kadar.Ne kadar korkmuş olduğumu,az daha yapamayacağımı hatırlıyor musun?Bana sarılmıştın.Yeminini hatırlıyor musun?Asla korkmamam gerektiğini söylemiştin.Hayatımda kimse beni senin kadar sevemezdi hani."Söz veriyorum" demiştin.Sürekli bunu söylüyordun:Söz veriyorum, söz veriyorum. O gerçekten derin, güzel duyguyu? 
Dünya'yı kandırabilirmişiz gibi...Tüm aksiliklerle savaşıp birbirimizi bulmuştuk.Bunları hatırlıyor musun ?"


Son zamanlardaki film seçimlerim hep iyi sonuç veriyor. Meg Ryan sen nasıl bir kadınsın zaten anlamış değilim. Ve bu rolü senin gibi kim oynardı bilemiyorum. Film demeye bin şahit modundayım zaten. Hepiniz mi aynı olursunuz ya, hepiniz mi. Her ilişki mi böyle olur. Kaybedince ya da kaybetmeye başladığında mı farkedilir elindekinin değeri. En fazla o zaman mı kendinden ödün verir kadınlar? Peki değer mi?
Hiç sormayız ki. Düşünmüyoruz çünkü o an. Mantığın cortladığı an aklımızda dönen tek cümle :
-"seviyorum onu,gitmesin"

Hele başka bi kadına mı. Aman. 

Benim de sana böyle yapasım gelmiyor değil-di.

Yalnız cidden geçiyor ya. Cidden geçiyor.Acıtıyor. Evet. Acıttırıyor sevdiğin adama. Kendine yenik düşmüş ve tercihlerinden uzak. Üzülüyorum bu yabancılaşmış haline. Ve sevmiyorum. Ben seni sevmiyorum,
-hiç sevmedim ki.

senin bana dediğin gibi.

10 yıl sonrasına gerek kalmadı yani. Dönüp dün gece için gülebiliyorum şu an.O an güldüm çünkü ben, sana dediğimi yapmak üzereyken. O akacak kan, ne aciz. 

içimden,
-değer mi?
dedim...

dudaklarımdan çıkan kelime ise,

-gitmesin...


17 Aralık 2010 Cuma

if the love that i got for you is gone, if the river i cried ain't that long,then i'm wrong this ain't a love song.

Analitik Geometri adlı s*kik dersten nefret ediyorum, ki sebebi kendisinden 10 almış olmam. Hocalar az biraz anlayış gösterse mesela bana, birazcık yani. Hayatımda bi kez daha görüp çözmeyeceğim şu boktan konuları yapamıyorum, daha doğrusu yapmaya uğraşmıyorum bile diye kızmak yerine derdimi anlattığımda sözlümü yükseltseler mesela. Gitsem ben o "Dargillerden" olan adama desem "Hocacığım bizim GSF'de doğrunun analitiğini incelemicez hani, çizgi çeksem yeter sen notu bol tut" Siktir git der herhalde neyse. İçimdeki LYSye girmeyecek lise son sınıf öğrencisi modumu kapatıyorum.

-Ha edebiyattan 29 almayı nasıl başarmışım bunu da birisi bana söylesin lütfen. Neyse.

3 günlük tatilden sonra notlarımı öğrenip öyle kalakalmam dışında bugün hoşuma giden bişeyler gördüm. Ama ne gördüğümü burda yazmayacağım. Ama olsun, aşk"olsun.

Ayriyetten nerden aklına geldiysem bugün bana mesaj atmış olman çok ilginç sevgili Ö. Hayır o günler konuşma ihtiyacından kendimi tutamıyorum mesaj atmıyım diye numaranı silmiştim ama attığın mesajın içeriğinden sen olduğunu anladım yani. Şansına küs ki sms'im yoktu cevapsız kaldın-demek isterdim- ama facebook sağolsun o bedava ya, bokunu çıkartıyorum ordan.

  • Öğrencim sınavından 100 almış, öğretmenlerin öğrencilerinin başarıları karşısında ne hissettiğini ilk defa hissettim sanırım. :)

Ayrıca bugün istemsiz bi şekilde alışverişe gittim. Bi kaç ıvır zıvır aldıktan sonra dönüp TAMAMEN İSTEMSİZ elimde turuncumsu bi saç boyasıyla kasaya geri geldiğimi farkettim. Şu an ona bakıyorum o boya da bana. Ama boyamayacağım.

Ve Bobin* sen var ya sen. İyi ki varsın.

Şimdi izninizle gidiyorum ben. Bugün iyi bi moddayım. Ağlayıp zırlamalarım geçti. İnsan kendi değerini bilmeli. Çizim yapmak gerek. Ha bi de yılbaşı planı. Ne içsek ki acaba. Hadi hepinizi öperim. Bugünkü bu saçma yazımı okumuş bulunuyorsanız da en birinci izleyici sizsiniz. Teşekkürler :)





16 Aralık 2010 Perşembe

going the distance*







çok güzeldi çok eğlenceliydi ve bence çok anlamlıydı.
işin kolayına kaçıp direk sitelerden konusunu alıp buraya yapıştırmak isterdim ama doğru yazılmış bişey bulamadım bile. siz en iyisi oturun izleyin varsa sevgilinizle izleyin tabi. yalnız başına da iyi gerçi. her neyse. ben sevdim.

not: sevmesem bile severdim, malum drew barrymore. 

and what chance had we got when you missed every shot.

3 gündür okula gitmiyorum. Bahanelerim engel tanımıyor, ürettikçe üretiyorum anneme. Bugün yalan söyleyemedim ama daha fazla... İyi değilim anne dedim,hiç iyi değilim ben. İstemiyorum sadece... Küfretti sanırım bana tam hatırlamıyorum o uyku sersemliğiyle.

 Uyanık olduğum saatler eziyet gibi geliyor çünkü artık. Tükenmiş hissediyorum. Düşünmemek için sürekli gözlerimi kapatıyorum dünyaya.İlk başlarda güzeldi o karanlıkta kendime ve sana renkli dünyalar kurmak rüyalarda da olsa. O zamanlar yalnız bırakmıyordun en azından.

-Ne zaman ihtiyacın olursa ben burdayım...

dedin ya. demiştin ya daha geçen gün.

Sadece hayallerde yanımdasın sen benim .

Ama artık onları da alıyorsun benden. Onları da karartıyorsun kaç gündür. Benim olmuyorsun. Ne gerçekte ne de oralarda. Çaresiz hissediyorum. Boş hissediyorum. Eksik. Evet sensiz ben eksik hissediyorum. Belki ellerim ilk kez hissediyor soğuğu bu kadar belki gözlerim ilk defa bu kadar boş bakıyor etrafıma. Belki de uzun süre sonra ilk defa bu kadar boşuna nefes alıyorum. Ne için uğraşıyorum ki. Ne için...

Değmiyor çünkü. Hiçbir şeyin değiştiği yok. Ben hep üzülüyorum. Sen hep başkalarıyla mutlu olmayı deniyorsun. Olamıyorsun ama kendine o kadar yabancısın ki artık bunu bile itiraf edemiyorsun. Ve ben acıyorum sadece. Hem sana hem kendime çok acıyorum. Sen bu kadar kör olduğun için ben de bu kadar bağımlı.

Ama en kötü bağımlılığın bile bi bitişi vardır, mantıklı düşünmeye başladıktan sonra.


15 Aralık 2010 Çarşamba

dön gel uzatma hayat bu unutma zaman bile dursa.. durmaz saçma.

Her yerden gidesim var, herkesi her şeyi bırakıp. Öyle bi bıkkınlık hali ki şu içimdeki kimseye anlatamıyorum. Kimseyi istemiyorum çünkü. Ben yapamıyorum. Ben birileri gibi yapamıyorum işte. Bazı şeyleri görmek acıtıyor içimi hala, konuştuğunuzu bilmek falan. Sen söylemiyorsun, e görüyorum? Bi de iki gün öncesinin üstüne oluyor bunlar. Ne yapmaya çalışıyosun çok merak ediyorum.

Sen demiştin ama asıl ben sana benzemekten korkuyorum. Çünkü insan kendisine biraz saygısı varsa kendisinden kaçmamalı bence. Hatalarını düzeltmek en büyük erdem belki de. Bak ben düzeltiyorum. Sen gittikçe bozuyorsun. Ve seni sevmemden bu kadar rahatsızsan o cümleleri neden kuruyorsun bana?

- keşke hiç bitmeseydi...

İçimdekileri neden bitiriyorsun.

Aşk herşeyi affeder mi? Evet. Aşksa affeder. Ama o aşkı sevdiğin adam öldürüyorsa başkasına aşkım diyerek, o zaman hiçbi şey affedilmez işte. Günden güne daha çok koyar.

Ve aşk öyle bişey ki nefrete çok yakın. Nefret ettirme kendinden. Etmek istemem çünkü.

Ya e. ya B. kısacası.

  • Ha Ö.leri de istemiyoruz.

Kaybetmeden beni, gel geleceksen ..

mutluluğu bana çok görmüyorsan ve hala gözyaşlarıma kıyamıyorsan. 

...unuttun mu daha iki gün önce sarılıyordum sana ağlarken.

Ve evet seninle ilgili yazı girmem demiştim ama bu sana değil. Kesinlikle bi zaman sonra olur ya ben hala ağlayacak kadar sevdiğime inanıyor olursam senin için diye, okuyup değmez demek için.

Çünkü kimse kimseyi unutmak için başkasına ihtiyaç duymamalı. Ve bu intikamsa eğer senin onun dudaklarından aldığın, bırak sende kalsın.

Ben bunu kabul edemem.

14 Aralık 2010 Salı

mavi. -Ya benimle kalırsın hep, ya da silinirsin bu yürekten. "Ha var, Ha yok değil; Ya var olursun yada yok".

Gözlerini özlemişim birilerinin.
Uzun süre sonra iyi geldi hem de seni görmek, ne şansa 1 yıl önce ayrıldığımız günmüş bugün. Ben unutmuştum.

Hayat... :)

Hayatımdaki insanları çok seviyorum. Hepsini teker teker seviyorum hem de. Ailem olan atölyemi de, en saçma anlarımda yanımda olan sınıf arkadaşlarımı da, diziler karşısında kız işte ne öpüyosa hemen tarzı anti romantik yorumlar yapan annemi de, uyurken kıçımı tırmalayan kedimi de ayrı ayrı seviyorum.

Yanımda olan insanları hergün daha çok sevdikçe
olmayanlardan da bi hayli soğuyorum.

bi gün gelip bi gün gitmek ayıp.
insan kendine bu kadar yenik olmamalı, yazık.

13 Aralık 2010 Pazartesi

huzur.

Hani öyle böyle değil, çok güzel.

Akşam kar altında kalmış bir botanik park.

ve ben gülsem mi ağlasam mı bilemedim, sadece
(: işte.


12 Aralık 2010 Pazar

otobüs durağında göt diye bağırdım.

Uzun süredir bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum, içten. Ve olur ya hani vazgeçersin, pozitif olursun. Kendinle yüzleşirsin bi napıyorum dersin. Sonra hayatını boka çevirdiğini farkedersin ve
-bum.

Bi kadın olarak gururunu ayaklar altına almamak gerekiyormuş. Bunu kendime farkettirdiğim an bugündür. Neden dedim. Ne yapıyorsun sen! O adam bitmiş ya. Bitmiş. Seni seviyor belki evet ama o kızla hala di mi? Ne bekliyorsun ki o zaman. Bırak ne yaparsa yapsın.


Sen bensiz yaşıyorsun madem, ben de seninle doğmadım sonuçta.

Yarın da kar duruyormuş zaten,
kar bitene kadar gelceksen gel demiştim.
İçimdeki soğuğu alman için. 
Senin buzlarını eritebilmem için.
Sen o soğuğun seni hapsetmesine izin verdin,
Umursamadın beni, halimi.
En önemlisi de duygularımı, o inanmadığın ama hiç olmadığı kadar gerçek olan sevgimi.


-karda donmak üzeresin, 
uyumak tatlı geliyor 
ama 
sen 
öldüğünün farkında değilsin. :)
"dön diyorum dönmüyorsun
kal diyorum gidiyorsun
bir karar bile vermiyorsun"

11 Aralık 2010 Cumartesi

belki o herşeye değecek kadar değerli senin için; ama sen de, onun için kendini hiç edecek kadar değersiz değilsin.

Ankara bembeyaz... Dün geceden beri.

Safça yağan kar benim içimi karartıyor ama artık. İnsanları daha da bi anlayamıyorum gün geçtikçe. Çünkü o günler seni değiştiriyor. Sen sevdiğim tanıdığım adam olmaktan kilometrelerce uzaklaşıyorsun. Belki yalancıydın, bana kendin de demiştin ne kadar yalan söylediğimi bilemezsin diye, ama o kısmı bana hiç göstermemiştin ki. Kar taneleri gibiydi her sözün bende. Beyaz ve temiz.

Ne sen ne de aramızdaki şey yalan değildi. Ne de bana dün gece söylediğin o iki cümle.

Peki şimdi soruyorum sana, sen bendeki kendine ne kadar uzaksın böyle?

Sevmediğin bir kıza sevgilim diyebilecek kadar mı değiştin? Ve buna rağmen sana inanmıyorum demek neden? Ben burdayım işte. İnanmayacak bir şey yok. İnsanlar değişir. Hep kötü yönlü olmaz ve de bu değişimler. Kaybedince anlarsın değerini belki, kelimeler gelmez tüketmişizdir cümleleri. Ama burdayızdır işte. Sözcüklerin değeri yok evet, bitti demen gibi. Dediğim gibi bitmedi çünkü. Bitmezde.

Korkun bunların sebebi. Korkuyorsun tekrar incinmekten. Biliyorum çünkü. Çok kırdım seni zamanında. Defalarca dile getirmişimdir bunu burda veya sana karşı, ama neden inanmak duymak istediklerine odaklanıyorsun sadece? Uzak tutmaya çalışırken neden gerçeklerden kaçıyorsun. Bu kadar da kötü değildik. Hiç kötü olmamıştık biz. Yanlışlar vardı. Evet farklılıklar vardı. Önemli olan farklı olanı güzel kılmak değil miydi....

Aşk bu değil miydi?

Sen o kızı yanında gezdirirken bana beni sevdiğini söyleme bir daha o yüzden.
Ve sakın.
Onu benim yerime koymayı deneme, olamaz çünkü.Biliyorsun. Yakınımdan bile geçemez.
Ve sen bu sahte mutluluk dolu ilişkindeyken bilmiyorsun ki aslında benim düşüncelerim gün geçtikçe seninle ilgili
-affedebilir miyim bu ilişkisini bana rağmen devam etmesini?
diye düşünmeye başlıyorum.

Geç olmadan gel o yüzden. Her uzak gün seni bende bitiriyor çünkü. Ben beklerim seni ama zaman beklemiyor işte. Ve sen o değerli zamanı onunla harcamayı tercih ediyorsan zaten benim yapabilecek bir şeyim yok. Ama tercihin buysa da beni suçlamaktan vazgeç. Çünkü beni suçladığın "aldatma"yı hem onunlayken bana seni seviyorum diyerek hem de beni severken o ilişkiyi sürdürerek yapıyorsun.

Ve unutma. Aldatma duygusal bir şeydir.


Bu yüzden ben seni hiç aldatmadım ama sen her gün bi kez daha yüzüstü bırakıyorsun beni.
Ben dönüp aynaya baktığımda
artık seni seven kıza değil
zamanla anılarını dahil,seni bırakan bir kıza bakıyorum.

Kar bitmeden, gel o yüzden.
-geleceksen.

saat 00.15te evde çığlık attım.

sayemde secret'a inandı insanlar.

"seni özlüyorum. ve seviyorum"

ben de ben de ben de.

10 Aralık 2010 Cuma

ilk kar.


      Söz vermiştin bana
Yanıbaşımda yaşlanmaya
Söz vermiştik bu dünyaya

Ne olursak olsaydık... 


yeni yağan karın altında seninle yürüyebilirdik oysa.
ellerim üşürdü benim sonra.
gerisi hep aynı hikaye zaten..


"aynı tünellerden çıkarken yitirdiğimiz düşler
birlikte kamaşan gövdelerimiz
karanlıktan ışığa ürperen ten
başka yolcularını bekletiyor şimdi
kara saplanmış tren
ayrıntıların bağışlamadığı nabzımın vuruşları
bir başkası olarak yaşadığın serüvende
tedirgin gövdelere yerleşen

korktun ve kaçtın alabildiğine
kara saplanmış trenin yolcusu olmaktan,
uzak durdun
pişmanlığın kovanındaki içe dönük kurşunlardan
mezatlarda dağıttın neyin var,neyin yoksa
unutuşla örtüldü
belleğinin eteklerinde sönen yanardağ
her seferinde erteliyordun büyük vazgeçişi bilet değiştirmekle
oysa hiçbir yolculuk taşımıyordu seni hiçbir yere
başka yolcular değildi bekletilen, yolcular başkalaşıyordu
saplanmış trenlerse aynı tünellerde
ilk kar'ı bekliyordu."

1980

"Sigaramın dumanına sarsam,saklasam seni..."

Beni en çok inciten şarkıdır bu. Geçmişin şarkısı. 2 yıl öncesine ait. Bizim diyebildiğim şarkılardan birisi. Bizim şarkımızdı o zaman bi "biz" vardık,içinde eski bi sen olan.

Sonra kavram değişti,içeriği. Biz vardı hala,güzeldi. Ama "sen" sıfatı başkasıydı bu sefer, başka insanlar içindi.

"sen" belli bi insan değildin hiç zaten,ben kafamda kurmuştum çünkü. Sen olan,sevgilim olandı. O zamanımda değerli olan.


Zaman geçtikçe sen de geçersin benden.
Aşk bende başlar,bende biter
çünkü.

Bu şarkı son sen"imi de götürüyor şu an benden.

"Gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri.. Gitme gitme el olursun sevdiğim incitir beni..."

Ve sen de gittin sevgilim. En son benim olan da gitti. Bakalım sırada nasıl bi hikaye var benim için...

Çünkü zaman geçtikçe ben neleri atlattım ki diye düşünüyor insan. Dip yok hiçbir zaman. Insan hep batıyor. Battıkça o derinliğe alışıyor,tekrar nefes almayı öğreniyor orada. Zorluklara alışmak bize daha geniş bi hayat alanı sunuyor ve de. Aşağısı karanlık,

gelecek hala karanlık,evet.

Ama hayallerle renklendirmek bana düşmüş.
Yeni bi sen çizmek kendime...
Yeni bi ben yaratmak bana.
-bilirsin en iyi yaptığım şey çizgilerle birşeyler yaratmaktır :) -

ben aklımın sınırlarında durmaktan vazgeçiyorum artık,
senin inşa ettiğin o duvarlar yıkılıyor kalbimde,evimiz yıkılıyor içimdeki. Ve sen gitmiyorsun,

-bitiyorsun...

"Akşam vakti sardı yine hüzünler, kalbim yangın yeri gel kurtar beni senden..." 


ben zaten seni değil,
boynunla omzunun buluştuğu o çukuru öpmeyi özledim.

9 Aralık 2010 Perşembe

kimse.

zamanı yıllarla tartanlar
yanılırlar
hiçbir şey tartılmaz başka bir şeyle
hatta çoğu zaman kendiyle bile
yaşanır, içini tohuma bırakır
geçer gider
geçmez sandıkların bile


hiçbir geçen tartılmaz kalanla
neyin kaldığını çoğu kez kendi de bilmezken insan
kimse kimse kimse
sahi kimse
ya da hiç kimse
söylediklerimden çok
sustuklarım
seçtiklerimden çok
reddedilmek için
ne kadar varsam
o kadar kimseyim kendime

güç kötü bir şey
kaderken de
kaldıramazken de
güç kötü bir şey
güçlüyken de
güçsüzken de

kaldığın yerden devam etmenin karanlığı
benzemiyor hiçbir çaresizliğe
kimin kaldığı yer var ki dünyada
kaldım sandığın yer
bizden geçendir çoğunlukla
içimizi parçalaya çoğalta
hâlâ gittiğim sona aceleci adımlarla
bütün iş birinin dediği gibi,
yavaşça acele etmek aslında

ölene kadar yavaşla işte
ölene kadar yavaşla
ne başkalaştırırsan o kadarsın
başkalarının imtihanlarından büyük gelecekler umma

çaresizlik bile bizden bir başkası yapmaya yetmez
bize biçilmiş döngüye katlanırız yalnızca
bir bakıma hiçbir yerdeyiz
bir bakıma yalnızca buradayız

var oluşumuzun ağırlığı altında ezilirken yapayalnız
ait olduğunu sandığın bütün grupların içinde yapayalnız
reddin imkânları sayım kayıpları yoklama kaçakları
sanma ki hayat bizi bekler başka kıyılarda
oysa biz buradayız
halsiz, kanıtsız
yılların neyi tarttığını bile bilmeden
kendi gücümüzün altında azala azala

kollarımız kadar kulaç kalplerimiz kadar sahil
hiçbir adanın almadığı yalnızlarız,
tamamlanmamış haritasında
define ve varlık
geleceğin tarihe dağıttığı kayıplar
bir gün birbirini bulmanın umuduyla

gölgemizle barışmanın uzun yolculuğu : büyümek
kendiyle tanışmayı erteler insan çoğu zaman
hayat yanlışlarla kısalır
başka biri olarak girdiğimiz bir kapıdan
bir diğeri olarak çıkarız
gündeliğe katlanmak için başkalarını kandırırken kendimizi yanıltırız
içimizi denerken yüzeriz farklı yüzlerle kendi içimizde bile
bu yüzden aşk yalnızca bir fikirdir
bu sefer gerçekleştirdiğini sandığın bir fikir
hep öyle oldu bende
hep saklı kaldı içimdeki anahtar
ve hep aynı kilitte kırıldı

fikirler de zamanla değişir
kırıldıkları yerde
kırıldıkları yer her şeyi değiştirir

zamanla bir şey söylemez artık kırılmak bile
sonra başka bir başlangıcın kapısında
aynı korkularla kalakalırız

daha önce de söylemiştim:
kimse yoktur kimsenin kimsesizliğine
her şiirin gizi başka bir şiirle
açıklar kendini
demiştim ya, hep öyle oldu bende
böyle katlandım kimsesizliğe
o birini ararken bile biliyordum
hiç kimse hiç kimse hiç kimse...

-M.M.

8 Aralık 2010 Çarşamba

merhaba anılar, yine mi siz?

Anılar mı yoksa duygular mıydı baş etmesi en zor olan... Aklımdan çıkmıştın belki, mantığım kabullenmişti sensizliği. Ama neden özlüyordum hala... Yanımdan geçen arabanın plakasının "BE" olması beni o kaldırıma oturtup ağlatabilecek kadar etkili miydi? Savunmasız bi anımda mı yakalanmıştım varlığının düşüncelerine yoksa hep aklımın kuytu köşelerinde geziyor muydun?

Sen onunla gününü gün ederken farkı hissetmiş miydin hiç? O ben değildim. Acıtmamış mıydı hiç yokluğum?

Ben neden atamıyordum seni içimden? Kazımak mı gerekiyordu kanatana kadar yoksa zamana bırakıp yavaş yavaş yokolmak mı? Zamana sabredebilecek gücüm kalmış mıydı senden geriye? Uğraşmıştım. Çok uğraşmıştım her şeyi en baştan inşa etmek için. Senle ben için, bi şansı daha haketmiştik sevgilim.

Çok zor geliyordu... Artık gözlerine bakamama düşüncesi, zordu işte. "yanlış elimi tuttun!!" diye bağıramamak sana sonrada gülümseyip diğer tarafa geçmek, bunları gülerek hatırlamaya çalışmak ama düşündükçe içimde daha derin bi çukur kazıyor olmak zordu.

Otobüs duraklarına katlanamıyorum artık. Önümde 5 dakika sonra birbirlerinden ayrılacak olmanın verdiği rahatsızlıkla daha sıkı sarılmış çiftleri tekmeleyesim geliyor. Yazınki halimiz geliyor bu sefer aklıma. Bi yarım saat daha benim olman için, o sıradan birlikte otobüse binmemiz... Bizim buradaki çimenlikleri hatırlıyo musun? Nasıl da anlık inerdik orda, başbaşa kalalım diye.

Geçiyor. Evet zamanla iyileşiyorum, kabuk bağlıyor çünkü sensizlik. Kanamıyor artık.
Varlığını olabildiğince siliyorum hayatımdan, bıraktığın tüm izleri.
Ama fırlatıp atamadığın şeyler vardır ya, bak bu da onlardan biri...

bunu sana geri verdiğim gün o otobüse üçümüz biniyor olacağız...
08.12.2010
-gün 6.


5 Aralık 2010 Pazar

do you miss my smell?

senden bana kalacak son hatıra bu sanırım.
ama sen gibi teninin kokusu da gün be gün gidiyor benden.
ve ben tutmak için uğraşmıyorum artık
çünkü o koku başka tenlere sinmeyi tercih etti..




4 Aralık 2010 Cumartesi

ne hissettiysen onu söyle, gitmek isterse bırak gitsin. çünkü aşk bir film gibidir, oturup iki defa izlemeyeceksin.

İki insanlaydım bugün. İki eski sevgili, 1.5 yıllık bitmiş bir ilişkileri olan. Kaç ay öncesinde... 3-5 ay konuşmamışlar hiç, sürekli tartışıyorlarmış. "Bizim bir evimiz vardı, ve o evden çıkıp kendi hayatlarımıza gittiğimizde,kendimiz olduğumuzda tartışıyorduk" 
-Hep tartışıyorduk.
-Çok farklıydık...

Bu ve benzeri sebepler ayrılık nedenleri. Farklılıkları. Kendi olma çabaları içinde "biz" olma kavramını yitirmeleri.
Ve bu bana bi ilişkide ciddi anlamda hiçbir zaman
-ben
olamayacağını kabul ettirdi bir kez daha. İlişkiler çift taraflı çünkü. Ve o süre içerisinde senle ona kurduğun evin içindeki hayatı yaşıyorsun sen. Kendin olamazsın bir ilişkide hiç. Ona uymak zorundasındır. Ve o uyum isteği varsa sende,zaten devam eder birliktelikler. Ve o uyum isteği sevgiden gelir. Dayanma ve sabır ise aşktan. Ve eğer uyum göstermeni gerektirebilecek bir insansa karşındaki,senden farklıysa
ve sen buna rağmen onu sevebiliyorsan özelsinizdir.

Bugün 15 bilemedin 20 dakika seninleydim. Benden sonra çoğu şeyin değiştiğini gördüm hayatındaki, çok kısa bir sürede. Telefonun olsun, kokun olsun... Zil sesini bile değiştirmişsin telefondaki.
Ama bakışların aynıydı. Ne kadar nefret hissetsen de belki içinde, kırgınlıktan ve inançsızlıktan kaynaklanan,gözlerinde yine bir ben vardım.
Ve sen zorlanıyordun... Uğraşırken "bitti" diye zorlanıyordun işte...

Sen hep daha çok emek verdin bu ilişkiye. Ama kesinlikle daha fazla sevmedin bence... Ve dediğin gibi özlüyorken beni bazen, bırakma içindekileri. 

Şimdi değil. Evet ne senin için ne benim için şimdi değil. İstemiyoru-z. Ama sonrasında, ortada, hayallerde buluştuğumuz zaman olacaklardan ikimiz de haberdarız aslında.

Hayatındaki insandan konuşmak istememe sebebin, onun yanından sonra bana gelebilmen ve bana seni sevmiyorum diyememen bu yüzden. "seni sevmem ya da sevmemem bi şey değiştirmeyecek" deme bana o yüzden. Biliyorum çünkü, şimdi değiştirmeyeceğini. Yitirdiğin inanç elbet geri gelir ama bir gün..

Aşk güçlüdür çünkü. Aşk ister 10 yıl geçsin aradan,aşksa bi şekilde patlak verir zaten hayatının bi köşesinden. Tek bir anı darmaduman eder belki düzene koyduğun hayatı...

Ve öyle hazırlıksız bi zamanda yakalanırsın ki, geride bıraktıklarını toparlayacak gücün kalmaz...

çünkü sen gözlerini açıp baktığın zaman bana ve yaptıklarıma, inandıkça günler geçerken tekrar duygularıma, ben yavaş yavaş inancımı kaybetmiş olacağım sana...
zamanını beni kaybetmek için kullanma o yüzden.
çünkü 1 hafta veya 1 ay öncesinde bu ilişki sadece görüntüde bitti.
ve biz şu an sadece
-yorgunuz. 
sadece biraz zaman... ihtiyacımız olan.


4.12.2010
-gün 2.

3 Aralık 2010 Cuma

Gitmekle gidilmiyor ki... Gitmekle gitmiş olamazsın; gönlün kalır, aklın kalır, anıların kalır. -Cemal Süreya .

Aldatmak neydi? Birisini öpmek.. Kalbin başkasına aitken? Kendini mi kandırmaktı bu yoksa karşındakini mi? Sevgiyi bitirir miydi yoksa herşeye rağmen mutlu olduğun kişinin sadece kalbinin içindeki olduğunu farketmek daha mi önemliydi.. Ya zorlandıysak buna? Bunu söyleyemediysek ve de hiç. Ya öpmediysek,birisi gitmenize izin vermezken zorlandıysanız? Sizin yaptığınız iki küfür sarfedip çekip gitmek olduysa ve de olaydan sonra sadece. Ağladıysanız düşündükçe, bok gibi hissettiyseniz? Ama bunu sevdiğiniz adama sizin için üzülmesin diye söylemediyseniz? Ve sen bunu daha şimdi buradan öğreniyorsan,ciddi anlamda sana ait olmuş olduğumu kabullenir miydin her zaman? Doğruları duymak o zaman daha mi iyiydi ya da... Söyleyememek de vardı belki,çekinmek. Her kızın gururu incinir çünkü böyle bi durumda, durumları değerlendirmiş miydin? Ben istesem onu alkollü alkolsüz,herhangi bi şekilde,sana niye geri gelirdim ki hiç bu yönden düşünmüş müydün

Peki ya daha 3 gün önce istesen hayatım senin diyorken sen,
sarılıp yatarken nefesinle yaşatıyorken beni 
bi başkasına sevgilim demek neydi şimdi?


Ilişki durumunu iptal etmek miydi kalbinden silip atabilmek miydi ayrılık?
Bittiğini iki taraf da kabullenmeli miydi yoksa hep sadece tek taraf mi giderdi?

Herşeyini,beni, bırakıp giderken için acımamış mıydı,gözyaşlarıma ne kadar rahat kıyabilmiştin...

Ve o sevdiğin gözler sana ağlarken,sen nasıl başkasına bakabilmiştin?

Suçum yoktu. Hiç yoktu hemde. Evet bunu sana şimdi söylüyorum belki. Seni ne aldattım ne yalan söyledim. Değişmiştim ben.
Planlarım,hayallerim vardı.
Içlerinde sadece
sen ve ben.

Seninse beni aldattığın bir sevgilin.
Anılarımıza ihanet ettiğin zamanların var artık.

Ellerinin altındaki ten benim değilse,
dudaklarım yüzünde,sende değilse artık...
laf sokabilecek kadar küçüldüysen bana karşı..
Hırsına yenik düşüp hala uzak tutuyorsan kendini,
onu sevdiğini iddia ediyorsan
...banane.
Zaman geçiyor,
ve sen zorla atmaya çalışırken beni içinden,
daha da çok üzüleceksin.
çünkü ben her geçen gün senin istediğin kadın olurken
o asla ben olamayacak.
(:
olacaklar sensiz olsun.
Daha durmam boşluklarında ben,
unutuyorum.

3.12.2010
-gün 1.

2 Aralık 2010 Perşembe

Laf Soksan Bile Yine De "Ben De"

-bir, "biri gider biri gelir"ciler vardır. bir de "biri gelir biri gider"ciler. eğer farklı gruplardaysanız, boşuna uğraşmayın.-

demişsin sevgilim. şimdi ben hangi gruptayım bir düşünelim. biri gider biri gelir'ciyim ben. bi tanesini silmeden yenisine sevgilim diyemiyorum.
senin gibi.
naber.  

-ben de.
çünkü kırmıyor beni artık kelimeler.
içini biliyorum senin
insanın sevgilisi onun hem arkadaşı hem kardeşi hem oğlu olunca
içi dışı artık bilinir , malum.


oysa ki ben sana hayallerini verebilirdim.
dedim.
hala daha o güce sahibim.
mi acaba diye düşündüm sonra.

"bilmem profil fotoğrafın çok korkunç sadece"
bunu ben de çoğu fotoğrafın için düşünüyordum ne yalan söyleyeyim.

turuncuyla mavi zıt renkler olduğu için
beraber güzeldiler.


ilk dövmemi yapmama az kaldı gibi hissediyorum,
artık tek umursadığım şey bu.


hayatıma hoşgeldin Ö. (:

edit: hoşgeldin mi yazmam lazımmış konuşmaya başlamamız için çok merak ettim, kahve yaptım gel.
gelirim,ciddiyim dedin
e aşk-olsun?

Tamam Böyle Kalsın (:

Dün geceki yazımı sabah tekrar okuduğumda ilk önce bi durdum. Sonra güldüm. Düşünüp güldüm. Kim için bu hale geldiğimi. Sonra hayatımı bundan sonra nasıl yaşayacağımı düşündüm. Yani özgürlüğü. İstediğim saatte istediğim insanla olabileceğimi, istediğim yerde. İstediklerimi yapmak için. Anlık yaşayabileceğimi düşündüm. Kimseye, sana karşı sorumlu olmadan. Ve sanırım gitmek isteyene dur demek saçmaydı. Belki çok yalvardım bi kaç gün boyunca, farkında değildim çünkü. Senden başka yere bakmıyordum ki ben. Ama senin hayatımdan çıktığın günden beri hayatıma ne kadar çok insan girdiğine dikkat etmemişim. Ve bu insanların belki de istediğim her şeyi bana verebileceğini. Ve ben bu akşam gülümsüyorum. Elbette üzülücem, ama zaman geçer unutulur anılar.
Senin zamanının dolmasına az kaldı.
yolumuz olsa yürürdüm hiç durmadan emin ol.

Ama o yolu sevgilinle kapamayı tercih ettin.
Bu kadar korkak olduğunu bilmezdim.
Kendi duygularından korkup kaçacak kadar.
Sen kendini onunla avut sevgilim.
Ben seni unutarak kurtuluyorum...


Ah son bir şey daha, gözümde büyüttüğüm bu 9.ay olayı senin için nasıl bişey ifade etmiyorsa bugün itibariyle benim için de öyle. (: (:
Senin dediğin gibi
"sen mutluysan ben neden olmayayım"



1 Aralık 2010 Çarşamba

Güçlü Kızı Oynayamayacak Kadar Tükendim Ben.

Canım o kadar yanıyor ki şu an. Yastıkla sesimi kesmeye çalışıyorum ağlarken. Annem duymasın diye. Gözyaşlarım durmuyor. Nefes alamıyorum. Cidden alamıyorum. Sen nasıl başarıyosun.Dersten çıkıp başbaşa takılmalar. Çorba çiğ köfte,ne alaka demeyin saçma da olsa özel şeylerdi bunlar bizim için. Çok istiyorum,hayatımdan seni silebilmeyi çok istiyorum. Canım acımasın artık istiyorum. Dayanamıyorum çünkü artık ciddi anlamda dayanamıyorum. Çöktüm. Ölüyorum. Ben ölüyorum efe. Nasıl bu kadar kör olabiliyorsun. Bu kadar bencil. 9ay. Yarım saat sonra. Tam 9ay. 2günlük sevgilinle nasıl siktir edebiliyorsun beni. Bu kadar mi basittik bu kadar mi değersizdim. Kandırdım mi kendimi aylarca. Şimdi neden yapamıyorum.
Neden giderken bırakmadın beni bana.
Kırıp dökmek istiyorum. Eğer biticekse içimdeki bu acı,bu boşluk, defolup gitmek istiyorum şu hayattan çünkü başaramıyorum. Herkesin dediklerini,öğütlerini yapamıyorum. "Takma artık,o mutluysa sen de ol"a uyamıyorum ışte. Hani ailendim senin hayatın herşeyindim. Kaç günde değiştin sen,bi dön bak kendine. Değer mi... Beni öldürdüğüne değer mi. Hiç mi özlemiyosun ya hiç mi...Yattığım yerden nasıl yazıyorum bunları bilmiyorum. Göremiyorum bile yaşlardan telefon ekranını. Ellerim nasıl titriyo bilemezsin. Kimse anlamıyor. Unut demesi kolay. Sözcükler çok kolay. Ama olmuyor. Yapamıyorum işte. Anılar en boktan düşman şu an. İstesem hatırlayamayacağım bin bir tane ayrıntı gözümün önünde. Uyumaya çalışsam rüyalarıma giriyorsun. Son bi haftada 4 kilo verdim. Hiçbi şey yiyemiyorum. Hiç bi şey yapmak istemiyorum, çizmek bile istemiyorum artık. Acıyor çünkü. Senli hayallerin temellerindeki şeyleri yapmak acıtıyor. Gittiğimiz yerlere gidemiyorum. Ankaraya inemiyorum mesela. Gitarlara bakamıyorum. Damien Rice, The Swell Season hiç olmadığı kadar boğuyor beni. Seni duyuyorum. En olmadık zamanlarda seni duyuyorum. Dün gece seslendiğini sanıp gözlerimi açtım sabahın 4ünde. Bi boşluk. Sadece kocaman ve kapkaranlık bi boşluk. Vücudum bile iflas ediyor artık. Her yerimde morluklar,kesikler. Dayanamıyorum anlıyor musun. Dayanamıyorum. Ve ben içimdeki seni atamıyosam kendimi atmak istiyorum. Çünkü her geçen gün daha berbat. Ve ben daha kötü oluyorum.Kelimelerin bile yok artık. Gözlerini ellerini o kadar istiyorum ki yanında. Şu an sana ihtiyacım var. Gurursuzluk yüzsüzlük diyin kim ne derse desin umrumda değil. Sahte gülücükler atamıyorum ben. Gülemiyorum ben senden beri. Halim yok. O kadar tükendim ki. Ve söz verdiğin gibi dön gel. Sana ihtiyacım olduğunda NE ZAMAN OLURSA OLSUN demiştin. Söz vermiştin bana. Şimdi o kadar ihtiyacım var ki. Dön gel. Ben her şeyi sil baştan yaşayacak kadar tükendim çünkü artık. En baştan başlayalım. 9.ayımızın ilk gününde en baştan ve bu yazıyı okuduğunda bana bi mesaj olsun bişey at. Gerçek duyguların olsun. Çünkü ben hala inanmıyorum senin unuttuğuna, unutabilecek kadar kolay olduğuna. Yalanlara bile ihtiyacım var şu an. Ama yalan söylemezsin sen bana. Canım çok acıdı artık. Yeter, yeter bitsin artık bu oyun. Dön gel...

'cause waking up without you is like drinking from an empty cup .

Kaybetmekten korkma; birşeyi kazanman için bazı şeyleri kaybetmelisin. Ve unutma; Kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin.
-Che.



Oysa ki ben seninle 4 mevsimi de yaşamak isterdim.
Oturup karın yağışını izlemek, başım omzunda.
Belki pencereden,sen arkamda // dudakların omzumda.
Kahvelerimizden çıkan sıcak dumanlar arasında ısınırken bedenlerimiz,
İsterdim sadece...
Kokun kokuma karışırken, şehrin beyaza bürünmesini.
- bembeyaz.
Aşkın saflığıyla.

Ya da sonrasında tekrar baharın gelmesini.
Bizim ilişkimiz gibi, doğanın canlanmasını o mevsimde.
Mayıs ayını yaşamak isterdim seninle, turuncu saçlarımla,
"1 yıl oldu sevgilim" diyebilmeyi.

Yazın sıcağında bomboş günlerimi tamamen sana harcamak isterdim veya.
Çimlerin üstünde yatarken biz
Güneş gözlerini alsın, burnunu buruştur.
O burnunun ucuna küçük bi öpücük kondurmak isterdim.
Ya da belki odanda, kırmızı perdelerle engellerdik güneşi.
Korkusuzca bu sefer...

Ama sonbaharı istemezdim sevgilim.
Elimde olsa bu sonbaharı hiç istemezdim ben.
Yaprakların düşüşü gibi dibe vuruşumuzu izlemek istemezdim en önden.
Hem de mecbur değilken, baharı getirebilecekken
Bu kasımı yaşamak istemezdim ben...

Ya da yarını,
ayın 2'sini aylar sonra sensiz geçirmek.
Sensiz ve
-nefessiz.

istemezdim...

olmayan
9.ayımız kutlu olsun
bugünden.

30 Kasım 2010 Salı

kopsun nerden inceyse artik bu bag bu dügüm,her gece daha berbat daha vahim gördügüm.

30 Kasım unutulmaz bir tarih artık benim için. Değişimin ve geri dönülmezliğin günü. Bendeki, içimdeki en büyük yıkımın ve hayatım boyuncaki en büyük kırgınlığımın günü. O kadar kördüm ki, aşk işte, görememişim ne kadar kötü durumda olduğunu senin . Ne kadar acınası bi hal aldığını. Zarar vermek için. Anıları unutup üstüne bişeyler inşa etmek için kendini nasıl kandırdığını. O ben olur mu sanıyorsun ki çok merak ediyorum. Daha mı iyi ya da. Hayır sevgilim. Olmayacak. İkimizin de bildiği gerçekteki gibi hala severken biz birbirimizi kelimelerin anlamsız "onu seviyorum" derken ki. Ama belki bunları söylerken için biraz olsun bile acımamıştır veya ben umrunda olmamışımdır. Dedim ya kötü anılar akılda kalır hep, iyilerse onların acılarını hafifletmek için geriye itilir. Sen acını hafifletmeye onunla çalışıyorsun. Ama bi süre geçip kendine geldiğinde neyin ne olduğunu gayet iyi anlayacaksın, eminim. Ve pişman olduğun zaman... Çok geç olacak. 

Yalan ilişkinde, saflıktan duygulardan noksan sevgi sözcüklerinizle, ve hiç bi zaman benim kadar seni sevmeyip senin de sevemeyeceğin sevgilinle sana mutluluklar.

bir ilişki nasıl bok olur, blogundan aldım toparlama yaptım koydum.

15 nisan: "daha güzel çiçekler açan ağaca gideceğiz...sonra tek başıma gittim."
17 nisan:"evet değiştim.çok.aşık oldum.çok.ama öyle böyle değil bu sefer sanırım.her şey hem çok basit.hem çok karışık.of.ama o geldikçe, geçmiş farketmez ki...böyle sadece yüzüne bakmak bile hayatımı sonsuza kadar renklendirebilir diye düşünüyorum.neyse neyse!öyle bir şey."
7 mayıs: "ben sadece çoaşığım.ve çokorkuyorum,çünkü tek yaptığım bağlanmak.ve korkum da tam tersi olarak,bağlanma diye yalvarıyor, suratını eziyorum.ama yine de, acaba diyorum.acaba bu o mu.."
8 mayıs: "ilk kez insan için, endişelendim,acaba iyi midir?ne kadar zormuş."
11 mayıs: "belki de gözümde çok büyütüyorumdur her şeyi.ama böylesi daha güzel, sonra üzülürsün çok diye düşünerek hayatı yaşamak zor ve sıkıcı.üzülmeden hayat mı yaşanırmış!?hani her şeyin bir karşılığı vardır ya.-yok öyle bir şey.ah o kadar çok seviyorum ki, pislik ruhumu bedava veririm ben!"
12 mayıs: "öyle bir şey, ve ben özledim.kediyi." 
14 mayıs: "ben bengisuyu özlüyorum."
18 mayıs: "dedim ki evet bu o, bu sefer o."
20 mayıs: "güzel bir şey derken.özledim bengisu'yu."
21 mayıs: "bazen,aşık oluyorum sana,ve unutuyosun.bazen,gülüyosun,ve gülüyosun.kaçıveriyoruz,apartman boşluklarına.senin, benim, kimsenin olmadığı,ve herkesin olduğu.
29 mayıs: "zera, ben, bengisu olarak bana alışverişe gittik."
"şemsiyenin altına sıkışmış iki küçük insan gibiyiz.
birbirimize ne kadar yakın olursak
o kadar az ıslancaz.
ya da kapatcaz şemsiyeyi.
sırılsıklam olup birbirimize bakcaz,
-yine de sever misin?
bırak açık kalsın.

üşüyoruz bazen seninle.
üşümek ne kadar da zor olsa,
üşüyü-veri-yoruz.
sarılsak, ısınırız.
aramızdaki ceryanın sebebi, pencereler açık.
bırak açık kalsın.

sevişiyoruz bazen.
düğmelerin açık.
sevişi-veremi-yoruz.
özeliz. hissediyoruz. hissettiriyoruz.
düğmelerin açık.
bırak açık kalsın."
31 mayıs: "o ellere sahip, bana gülen dudaklar.o dudaklara sahip, güzel yüz.beni aldatcak bir yüz.beni ağlatcak bir yüz.sonra farkettircek bir yüz.farketmek. işte budur bizi adam edecek olan duygu."
4 haziran: "tüm rüyalarımda.senden başka kimse yok aramızda."
8 haziran: "ben bana yeter miyim?kendim, tek başıma yeter miyim?hayat sürdürme işinde,işe yarar mıyım?sensiz.bilmiyorum.-kimse doğurmadı beni ama sen,öldürüyorsun.sensizliğinle"
2 temmuz: "kıskançlıktan nefret ediyorum. ilkel. bağımlı olduğum bir duygum."
28 temmuz: "ağlamak istiyorum, kaçırdığım fırsatlara. ve önümüzdekimaçlarıkaybetmek.tekrar denemek. yine gül istiyorum, kafanı salla. o yokuştan tekrar in aşşağı, gel.yine yakın ama uzak olalım."
31 temmuz: "Ama O'nun da at'a'maması... Her titreşim geldiğinde, o attırmıştır (çok garip oldu) ya da o çaldırdı diye bakmak, güzel bir his. Tabi nadiren tutuyor, bu da kötü bir his. Ayrıca yolumun gözlenmesi hoşuma giden bir şeydir."
1 ağustos: "Yapraklar hala ağaçlardaysa,güneşe hala bakamıyorsak.Pembe çiçekli ağaçlar bile,olamıyorsa senden güzel.Çocuklara bakamıyorsak her sokakta,Sen.İstemek gülünç kalmışsa,ve ben.Bakabiliyorsam,dudaklarımız körken.Uzak düşlerimiz yoksa,aynaların arkasındaki, sen.Karşısındadaki  biz,değilsek.Kokun yastığıma,bir de parmaklarıma bulanmadıysa.Çocuklar hala parktave biz.Bakamıyorsam güneşe bazen.Umursuyorsak.Unutuyorsak.Umutsuzsak.Yorgun olsak da tebessüm edemiyorsak.Ve çoğullar,üçüncü olsa da yanımızda değilse.Mutsuzsak.Bir kaç edat.Nedenlerimiz yok,
amaçlarımız yaralıysa.Hala sineklerin seni ısırmasına engel olamıyorsam.Yine, göğsünde bir ben,yoksa.Neden güleyim ki? "
5 ağustos: "Bazenlerimin tek ortak noktası.Hep O var.Hep O'lacak."
16 ağustos: " bir kaç gündür hiç olmadığım kadar kötüyüm.kaybetmek istediğim bir kaç duyguyu atmak istiyorum öldürmek onları, ve ölmek onlarla.kaybetmek istemediğim bir duyguyu ve seni.çizmek istiyorum göz kapaklarıma ki gözlerim bir gün kapandığında,
yalnız kalmıyım."
18 ağustos: "ve siz gülmeye devam edin,ben o'nsuz mutsuzum."
14 eylül: "Ayrılığın bilmem kaçıncı saatindeyiz. Saatindeyim. Ve hala kötü hissediyorum, ne kadar konuşsak da, kendimi kötü hissetme nedenim, tek amacım olan "onu mutlu et" ilkesinin tam anlamıyla ağzına sıçmam. Nefret edilesi bir insan oluyormuşum bazen cidden."
15 eylül: "Kocaman kutu içinde ne olduğunu merak etmekten çatlıyordum, aslında tahmin etmiştim kitabı, çok güzel oldu ama. Çocuk gibi mutlu oldum. Hele diğer şeyler... Değer verdiğiniz bir insanın, sizin hakkında ne düşündüğüne de değer verirsiniz, sizden uzaktayken. Okudum ve okudum. Suratımda yine bir gülümseme.Her şey için teşekkür ederim."
19 eylül: "benim bir sevgilim var, içimde.ve kalan her şey, dışımda.öyle."
20 eylül: "ve, ben daha kötü oldum. hele cevap alamadığım sürede, gidesim geldi, basasım hastaneyi.de hangi hastane, bilmiyordum.neyse. kötüydü kısaca.ama bi gün. A. ağlarken, K.yi sevince geçecek.sonra da o, gülecek.evet. "
28 eylül: "kedileri severim.çünkü benim aksime,seni mutlu ederler.sevgi için, yeterli bir neden. "
8 ekim: "bu şehirde bir kadın var,adı bana özel."
10 kasım: "her geçen gün bana baktığın fotoğraflar daha fazla değer kazanıyor, kanırtıyor, kanıyor. ve tüm değeri yerle bir oluyor. ölümden sonra gerçekten ilahi bir mutluluk var mı -herkes için-? artık "herkes birbirinin aynıcılık" da işe yaramıyor. kelimelerden, yakarışlardan çok daha fazlası var. o laf; "gurur aşığın paspası, ona basmadan içeri giremezsin, ona basmadan dışarı çıkamazsın, girerken o paspasa bıraktığın geçmişini, çıkarken fazlasıyla geri toplarsın eteğine.""
21 kasım: "sevdiğim ikinci kadınsın sen" -şiiri koyamıcam şimdi buraya.
27 kasım: "bir sevda, bir tercih insanın hayatını o kadar çok etkiliyor ki, "ne acı" "insan kendine yenik." insan, tercihlerine yenik. her tercih, tam bir kaos, tam bir araf. hep seçmediğimiz tercihte kalıyor gözümüz, hadi ya diyoruz. ama biliyoruz ki onu seçseydik de, diğerinde kalacaktı."

29 Kasım 2010 Pazartesi

we could sing our own but what would it be without you?

Bazen iki insan artık öyle bir noktaya geliyor ki, nasıl kıracağını bilmiyor karşı tarafı. Açık konuşayım biliyorum okursun çünkü. Çok hata yaptım sana karşı, farkındayım. Çoğu zaman hep yoran,üzen taraf bendim. Bi vakte kadar ciddi anlamda hakettiğin sevgiyi de değeri de sana veremedim. Evet kabul ediyorum. Bunlara rağmen benim için bizim için ne kadar uğraştığını kabul ettiğim gibi. Ama öyle bi koşullanmıştın ki, değiştiğimi göremedin. İçimdeki şeyin büyüdüğünü. Tek kişilik değil,iki kişilik - "biz"lik - bir yaşama dönüştürdüğümü hayatımı. Geleceğimi seninle kurup geçmişimde senden öncesini sildiğimi farkedemedin. İlk verdiğin kağıdı buldum bugün bana,bulmaca olan içinde. Buldum demeyelim bana yazdığın herşeyi verdiğin gün itibari ile cüzdanımda taşırım çünkü ben. "geçmiş farketmez" yazmışsın kağıdın köşesine. Yazdığın gibi davransaydın keşke. Ama zordu biliyorum. Hayatımda sen varken, duygusal anlamda 0 olsalar bile iki kişiyle bişeyler yaşamış olmamı kabullenmek kadar zordu. İşte tam bu noktada sana hak veriyorum. Ama ilk seferinde bana sorduğun soruyu da hatırlıyorum. "Sen istemiş miydin,bişey hissettin mi" demiştin bana. Hayır demiştim,kesinlikle hayır. "Önemli değil" demiştin. Ve sonra gidip alışveriş yapmıştık, seninle o fesleğenleri seçmek ne eğlenceliydi hatırladıkça gülüyorum saksıları torbaya sığdırmaya çalışışımızı. (: Ne önceki ne en sonuncusu kesinlikle duygusallıktan o kadar uzaktılar ki. Tek bişey bile hissetmedim ben. O gün itibariyle de o insanları hayatımdan çıkardım. Birisiyle ne konuştum ne görüştüm, diğeri de sınıf arkadaşım malum işte olması gerektiği kadar. Ama ben kimseyi hayatıma "dahil" etmemiştim. Sevgili olmadım ben kimseyle senden beri. Olamadım. Bu yüzden mutsuzum belki şu an. Seni kırmak üzmek için hayatıma birisini sokup ona sarılamıyorum,bitanem canım cicim diyemiyorum. İstemiyorum çünkü. 10 dakika bi odaya kapanıp sonra sevgili olmadım ben kimseyle mesela,senin o kızla dün akşam yaptığın gibi. Ya da "birbirinden hoşlanan oldu mu şu sınıfta" tarzı soruya karşılıklı "evet" demiyorum bi başkasıyla, sizin o kızla yaptığınız gibi... Ve ben farkediyorum ki birisinden hoşlanmak, beni duygusal olarak "aldatmak" için süre geçmesi lazımdı. Ben senin hayatındayken hoşlanmışsın demek ki ondan... Burda yazık olan sadece benmişim. Körmüşüm ama, anlamamak da saflığım. Ve evet iyimserliğimden kaynaklanıyordu sanırım. Dediğim gibi nolursa olsun sonunda hep birbirimize döneriz diye bekliyordum ben. Basit değildi çünkü. Ama basitmiş... Kızmıyorum sana. Mutluysan kızmıyorum. Ama olmayacağını biliyorum. Ben değilim çünkü. Ve sen sinirin geçtiğinde anlayacaksın belki de neyi,neleri kaybettiğini. O zaman üzülmeni istemiyorum sadece. Hala üzülmene dayanamayacak kadar değer veriyorum çünkü sana. Bunu bil sadece.



diyim,dinle o zaman.

28 Kasım 2010 Pazar

o alaycı gözlerin eğlenerek bakacak mı başkasına,aklın bendeyken hala?

- Var mıymış birileri...
- Evet varmış sanırım..
- Kim?
- Bilmiyorum hayatım
- Neden varmış sanırım dedin o zaman ne dedi?
- O da bilmiyor çünkü sanırım.
- Ne
- Hoşlanıyor birinden sanırım.
- X. tam anlat.
- Hayatım dün bişeyler söylemişsin o da yeni yol çizcek.

Sen beni bok gibi arkanda bırakıp çekip gittiğinde o yolu çizmesi gereken bendim. Ama sensiz bi yere çıkmak istemedim o yolun sonunda. Sen şimdi iki cümleyle hayatına aptalın tekini sok. Bu kadar körmüşüm meğerse. Sana inanıp güvenip en önemlisi de severken. Senden değil kendimden nefret ediyorum. Hala sana, sensizliğe üzülebildiğim için. Kendime kızıyorum, gözyaşlarım için.
Yazıklar olsun.
Sen de aşkın da boktan bi yalanmış.



"Ya defol tamam mı?"
Defolamam sevgilim. Önceden defalarda kovulduğum bir hayattan defolamam çünkü...

sana gelsin... 

26 Kasım 2010 Cuma

you could taste heaven, perfectly.

Kaybetmek değil kaybettiğini kabullenmek aslında üzüldüğümüz şey. Kendimize yenik düşmek. O da değil aslında, kendi ellerinle bir şeye yenik düşmek. Bile bile. Ama isteyerek... Üzülmesem şu an senin için, özlemiyor olsam daha kötü olurdu aslında beraber geçen neredeyse 9 aya rağmen.
Çünkü bir bebeğin hayat buluşu gibiydik "biz". Beraber ve umut dolu.
Ama işte 9 ay sonrası kesik bir çığlık ve gelen ağlama sesleri. Hayatla yüzyüze gelmenin verdiği acıyla,ciğerlerimizi yakan o oksijeni hissetmek.

Bir bebeğin annesinden kopması gibiydi sensiz kalmak. Nefes alamadım ilk. Gözlerimi kapattım. Uyudum. Sürekli uyudum. Düşünüp de seni daha fazla özlememek, daha fazla ağlamamak için.Hem sadece duygusal da değildi benim acım. Fiziksel anlamda da zarar görmeye başlamıştım. Benimle beraber çevremdeki insanları da üzüyordum. Buna hakkım yoktu. Senin beni böyle bırakıp gitmeye hakkın olmaması gibi. Ama gittin. 
Ve bitti...
Şimdi ben hayatın iyi yönlerine bakıyorum.
Oksijenime alıştım sensiz havadaki, içime çekebiliyorum.
Onunla yaşıyorum ben.
Yeni bi hayata başlıyorum. 
Ve artık daha güçlüyüm.
Daha fazla kırılamam çünkü. Ve gün be gün, alışıyorum. 
Alışıp, seviyorum.

Ben bugün itibariyle gülebiliyorum.Yüzüm alışık tebessüm etmeye senin sayende zaten.


Ve ne kadar güven verirse versin birisi, kendinden başka kimsesi olmadığını hatırlattın bana bir kez daha, bir insanın.

Sanırım senden kalıcak tek şey bu bana. İnançsızlık.
Geri kalan başka da bir şey yok, sen hepsini alıp gittin.
Kapıyı da yüzüme kapattın.
Ama anahtarı dışarda unuttun,bunun henüz farkında değilsin sevgilim...

24 Kasım 2010 Çarşamba

over and over again, let it rain.


tek kelimeyle

çok

acımasızsın...

bana, bize, geçmişe ve geleceğe...




"I really thought I was okay
I really thought I was just fine
But when I woke up this time
There was nothing to take you off my mind..."


Related Posts with Thumbnails