ve yine içimde kocaman bi boşluk var. bugün tanışmamızın 1.yılı sevgilim. tam da bugün geçen sene modelim olup karşıma oturduğunda baktım ilk defa gözlerine, herkes gelip geçiyordu o sandalyeden herkese bakmak zorundaydım ama kimsenin gözleri beni öyle gülümsetmemişti... tek taraflı değilmiş atölyeden çıkıp acmeye geldiğimde farkettim. bu sefer tam karşımda oturuyordun, bir şeyler içiyorduk. ve sen yine tam gözlerimin içine odaklanmıştın. konuşup paylaşılacak o kadar çok ortak noktamız vardı ki ve bunları bilmeden,daha kelimeler artaya girmeden aslında birbirimizi çoktan öylesine birbirimize çekmiştik ki... çok klasik bi cümle belki de ama o gün biliyordum bir gün mutlaka bir gün sen hayatıma "benim" sıfatıyla girecektin. benim sevgilim,benim arkadaşım,benim ailem, belki de benim herşeyim...
ve yaptın da ondan bi kaç ay sonra benimdin. ikimiz de bazı insanları çıkarttık hayatımızdan birbirimiz için değil ama yanlış anlaşılmasın kendimiz için yaptığımız en büyük iyiliklerden birisiydi. sonra gördük beraberken "ideal çift" nasıl olunuyormuş, abartmıyorum gerçekten idealdik. aylar geçti biz seninle tatillere gittik, neredeyse kavga etmeden bi 10 ay geçirdik,her şey ilk günkü gibi değildi daha da iyiydi güzeldi...
eve çıkmaya karar verdik. geçen hafta deli gibi ordan oraya ankaranın tüm semtlerinde ev baktık seninle. o karın altında o soğukta o yorgunlukla bile tek derdimiz "beraber" "bize ait" bir yer bulmaktı.
şans eseri bulduk sonra, bi anda karşımıza çıkıverdi, sen çok sevdin orayı ben senin beğendiğini görünce daha da çok sevdim.. emlakçısını aradın fiyatı detayları öğrendin. bu kadar ciddiydik yani. ben eşya bile bakmaya başladım. çift kişilik bir yatak alacaktık ilk önce, sonra duvarların rengine karar verecektik, gidip koltuk beğenecektik, loş bi ışık veren bir lamba seçecektik sonra. tütsü kokacaktı evimiz. atölye yapacağımız o oda deli gibi boya kokarken biz tuvallerin karşısına geçip duvara dayanıp belki de son paramızla aldığımız şarabımızı içecektik.
dün yine geçtik o evin önünden... ben yine çocuk gibi heyecanlı heyecanlı "evimiz!" diye çığlık attım, sen gülümsedin "evet" dedin ben sana internetten uygun bi fiyata bulduğum buzdolabını anlattım sonra eşyaları nereden alacağımızı konuştuk arabada giderken.
heyecanlıydı her şey çok tazeydi çok güzeldi bize bi hayat kurmanın zorluğunu bile sevmiştim ben, deli gibi çalışıyordum her gün, ekstra nerden para bulabilirim diye düşünüyordum. gece gelip senin yanında uyuyabileceksem eğer gerekirse her şeyi yapmaya hazırdım. arkadaşlarımı ailemi bile karşıma aldım.. sana güveniyorlardı,annem senden başkasına olur demezdi o bile bize bi yer baktı bulmaya çalıştı..
ama dün gecenin sonunda ne oldu, şarap içtik gayet neşeliydik konuşuyorduk ama sende bir hal vardı. bekliyordum biliyordum bunu annene söylediğinde vereceği cevabı, tepkiyi sende biliyordun konuşmuştuk bunu aylar öncesinden. ama o sana bağırmayıp kararına saygı duydukça sen daha da dibe battın. bi kez daha yıktın hayallerimi, her şey içimde patladı. ağladım deli gibi ağladım sen sarılıp teselli ettin beni ilk önce..
sonra ben sana açıklamaya bir yolunu bulmaya çalışmanı söyledikçe tekrar kavga ettik.
ve ben kapıyı çarpıp o arabadan indiğim anda seni kaybettim sanırım.
yaparım dediğin şeyi, olur da bir gün ayrılırsak, hiçbir aramama ve mesajıma ta ki benim seni unuttuğumdan emin olana kadar cevap vermeyeceğini söylemiştin. yapıyorsun da...
ben çok kötüyüm ama...
sana ihtiyacım var bıraktım her şeyi
benim olanı kaybetmek istemiyorum..
seni kaybetmek istemiyorum sensiz kalmak istemiyorum...
nolur tek bir şey söyle
lütfen..
ben seni çok seviyorum..
sen de gel.
20 Kasım 2011 Pazar
10 Kasım 2011 Perşembe
yeni saçını sevdim eski sevgili.
"You were young I was not old
But our story was not told
But torn apart by greedy hands"
But our story was not told
But torn apart by greedy hands"
seni görmek,
güzeldi.
geldiğin
-gelmek istediğin-
için;
dün söylediklerimi hatırlamasam da -bu arada yanlıs bir şey söylediysem özür dilerim-
teşekkürler.
doğruinsanyanlışzamanyadayanlışzamananlaşılamayaninsan.
"bilemezsin.
"but I'll be home in a little while
lover I'll be home"
lover I'll be home"
8 Kasım 2011 Salı
yokluğunu hissettiğim aylar sonra ilk gün.
"Sus sessiz ol çocuk, şarkı henüz bitmedi
Kalbine hakim ol çocuk, umut daha tükenmedi
Yürü yolları çocuk, yollar henüz bitmedi
İnan, sakin ol çocuk,tanrı seni terketmedi "
Kalbine hakim ol çocuk, umut daha tükenmedi
Yürü yolları çocuk, yollar henüz bitmedi
İnan, sakin ol çocuk,tanrı seni terketmedi "
Bitmemiş bir sürü şey var, yarım kalmış. Tamamlayamadığım kendi içimde... Başkalarıyla konuştuğumda açığa çıkan, itiraf edebildiğim. Önce kendime, sonra sana. Yalnız hissettiğimde özellikle...
"Bir masal biter, sessizlik başlar
Kalbini okşar uyutursun uyutursun
Gözlerin dolar avuçların terler
Bir yalan söyler avutursun avunursun
Yerle bir olmuş bu yıkık dökük şehre
Bir şarkı söyler susturursun susturursun
Acıya acıya acıta acıta
Kendini acıya dolaya dolaya
Bir kalbi kanata kanata unutursun unutursun..."
Bir sahipliği bir kalbe aitliği unutmak zor. Alıştığın sevdiğin inandığın her şeyi bir kenara atıp unutmak zor. Özlem geçmiyor. Hatırladıkça bazı şeyleri, insanlar anlatırken bana seni, bana "bizi" içimdeki son kalan şeyleri de harekete geçirirken, ben özleyecek daha fazla şey buldukça, düşündükçe kendi canımı yaktıkça, sonra sana anlatmayı denedikce, sen umursamayınca belki daha fazla acıdıkça içim...
"Gökyüzünde batarken güneş yeryüzünde sessizliğin
Ateşe aşık yanarken sen unutursun unutursun
Bir masalda ölürken kahraman
Bir şehir düşerken içinde
İzlerken gözyaşlarınla unutursun unutursun
Bir yalan devrilirken önünde
Maskesi düşerken mucizelerin
Korkmadan koşarak katilin üstüne unutursun unutursun
Düştüğün o çukurun dibinde silkinerek tozdan topraktan
Sanki hiç olmamış gibi unutursun unutursun..."
Ateşe aşık yanarken sen unutursun unutursun
Bir masalda ölürken kahraman
Bir şehir düşerken içinde
İzlerken gözyaşlarınla unutursun unutursun
Bir yalan devrilirken önünde
Maskesi düşerken mucizelerin
Korkmadan koşarak katilin üstüne unutursun unutursun
Düştüğün o çukurun dibinde silkinerek tozdan topraktan
Sanki hiç olmamış gibi unutursun unutursun..."
Hiçe saymak her şeyi, yokmuş gibi farzetmek belki de bazı şeyleri.. Kolay. Ben zaman zaman yanarken hala sen diye sen hala kendi halinde... Sessizliğin beni daha da kırarken kırılmam gün geçtikçe daha da anlamsız gelirken sana. Yalanları gördükçe yeri geldiğinde, inandığım şeyler tek tek boş çıkarken ellerimde gözlerinde gördüğüm gerçekler tüm karşılıklarını yitirirken kapatmak istiyorum üstünü. Kesip atmak belki de kolay olmasa da içimdeki seni öldürmek yok etmek. Gitmemek için inat ettikçe sen, gitmek isterken hem de...
"Bir masal biter, sessizlik başlar
Kalbini okşar uyutursun uyutursun
Gözlerin dolar avuçların terler
Bir yalan söyler avutursun avunursun
Yerle bir olmuş bu yıkık dökük şehre
Bir şarkı söyler susturursun susturursun
Acıya acıya acıta acıta
Kendini acıya dolaya dolaya
Bir kalbi kanata kanata unutursun unutursun.. "
Unutmak imkansız belki de. Zamanımda ailem dostum sevgilim olmuş olan seni yıkmak imkansız. İstek desen, evet var. Bi yerlerden anıları susturma isteğim sonsuz, bunca eksiye rağmen tek gülüşüne olan özlemim gibi. Sonsuz.
Sevmek desen, hayır belki de.
Peki bu ne o zaman diye sorsam sana, cevabı ikimiz de bilmiyoruz...
Çok zaman geçmiş olan bu yıllanmış ilişkinin üstüne ben burda sen orda belki de yansak ne fayda.
Biz kendi içimizde kendi benliğimizi bizi kaybetmişken neye yarar...
Belki de çok şey, korkmasak.
İnansak tekrar?
Şimdi değil demeyi bıraksak...
Yarınlara değil tekrar duygulara umut bağlasak,
sevmeyi denesek?
olmaz ki...
Sadece gözlerimiz dolar belki de anlık bi şekilde,
içimizdeki enkazın son izlerine baktıkça
son kez senin kokunu aldıkça
bi fotoğrafa baktıkça
adını duydukça
alışıyoruz.
Zaman...
"Sanki hiç olmamış gibi..."
-böyle yaşamayı öğretiyor bize.
9 Ekim 2011 Pazar
bir mürekkebe 10 lira verdim.
Kazasız belasız ilk haftamı atlattım
-demek çok isterdim.
Ama hem maddi hem manevi okula gitmek istememek için bir sürü sebebim oldu diyebilirim.
İlk olarak korktuğum başıma geldi her adım attığında sevgilimin üstüne atlayıp beni görmezden gelmeye çalışan kızlar var. Benim yaptığımsa hiçbir şey yok ne yapışık yaşamaya çalışıyorum, ne de insanlara laf ediyorum. Şu zamana kadar olan düzeni ben değiştiremem o çalışsın dedim, öyle de oldu.
2. günden ayrılıyorduk orası ayrı, neyse geçti.
Bir ailenin geçinmesine yeteek kadar parayı da daha malzemelerimin sadece 3te 2sine verdim asıl evlat acısı o.
Bugün de işe başlıyorum. Her şey çok hızlı gelişti. Lazımdı çalışmak gerek ama okulun verdiği projeler ders saatlerim ve çalışma temposu nasıl yürüyecek bilemiyorum. Korkmuyorum ya bi yerden batarsam diye, sadece gerginim.
Regl döneminin azizliklerine bağlıyorum bu karmasık duyguları da.
Öyle işte..
Ha bi de;
Görmek konuşmak istediğim insan bazen değişebilir. Beni daha iyi tanıyan, belki, de benimle daha çok ortak noktası olan birisini aramam normal. Bu ister eski sevgilim olsun ister öylesine bir arkadasım. Değişiklik iyidir. Hayatındaki kişinin haberi olduktan sonra. Ve insanlardaki güven sorununu anlayamıyorum kimse kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değil hele ki kendi yalanlarıyla yaşayan kişilere.
-demek çok isterdim.
Ama hem maddi hem manevi okula gitmek istememek için bir sürü sebebim oldu diyebilirim.
İlk olarak korktuğum başıma geldi her adım attığında sevgilimin üstüne atlayıp beni görmezden gelmeye çalışan kızlar var. Benim yaptığımsa hiçbir şey yok ne yapışık yaşamaya çalışıyorum, ne de insanlara laf ediyorum. Şu zamana kadar olan düzeni ben değiştiremem o çalışsın dedim, öyle de oldu.
2. günden ayrılıyorduk orası ayrı, neyse geçti.
Bir ailenin geçinmesine yeteek kadar parayı da daha malzemelerimin sadece 3te 2sine verdim asıl evlat acısı o.
Bugün de işe başlıyorum. Her şey çok hızlı gelişti. Lazımdı çalışmak gerek ama okulun verdiği projeler ders saatlerim ve çalışma temposu nasıl yürüyecek bilemiyorum. Korkmuyorum ya bi yerden batarsam diye, sadece gerginim.
Regl döneminin azizliklerine bağlıyorum bu karmasık duyguları da.
Öyle işte..
Ha bi de;
Görmek konuşmak istediğim insan bazen değişebilir. Beni daha iyi tanıyan, belki, de benimle daha çok ortak noktası olan birisini aramam normal. Bu ister eski sevgilim olsun ister öylesine bir arkadasım. Değişiklik iyidir. Hayatındaki kişinin haberi olduktan sonra. Ve insanlardaki güven sorununu anlayamıyorum kimse kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değil hele ki kendi yalanlarıyla yaşayan kişilere.
27 Eylül 2011 Salı
konu iç çamaşırına gelince...
3-4 güne okulum başlıyor.
-ŞUKURLER OLSUN-
Dün ders kaydına gittik. Seçemediğin dersi neden seçmeli ders diye önüne koyarlar anlamıyorum. Listeye baktığında gözün gönlün açılıyor, tanrım diyorum, daha güzel derslerim olamazdı. Ama bir de şimdi elimde olanlara ve bulundukları saçma sapan saatlere bak... Toplasan net 3 günlük okul hayatım var bu dönem zaten. Değişik göreceğiz.
Ortamına gelirsek evet cidden GSF'deyiz. Ama böyle dediğim için insanları şöyle hayal etmeyin:
Hayır hiç birisi yok. Tamam belki saçlar konusunda biraz marjinal tipler olabilir ama en azından sütyen konusunda uçmuş kimseyi görmedim.
Benim demek istediğim, diğer bölümlere göre ortam daha
-pozitif.
İsteyerek gelmiş,uğraşarak gelmiş insanlar çünkü buradakiler.
Severek yapacakları çalışacakları işler.
Tek sorun sevgilim olacak adam 3. sınıf, haliyle fakültenin hemen hemen hepsini tanıyor. Ve işleri halletmeye çalıştığım saatler içerisinde attığımız her adımda yanımdaki adamın üstüne insanlar atlatı.
KIZLAR atladı.
Bir şey diyemedim.
Ama burada şunun garantisini verebilirim, sene içinde böyle bir rahatlığı bir daha olamayacak.
Sonuç olarak kıskanç bir insanım.
Sonuç olarak her an sütyenini neresine takacağını bilmeyen bir kız çıkabilir.
Ve ben bu insanı gerçekten seviyorum.
-ŞUKURLER OLSUN-
Dün ders kaydına gittik. Seçemediğin dersi neden seçmeli ders diye önüne koyarlar anlamıyorum. Listeye baktığında gözün gönlün açılıyor, tanrım diyorum, daha güzel derslerim olamazdı. Ama bir de şimdi elimde olanlara ve bulundukları saçma sapan saatlere bak... Toplasan net 3 günlük okul hayatım var bu dönem zaten. Değişik göreceğiz.
Ortamına gelirsek evet cidden GSF'deyiz. Ama böyle dediğim için insanları şöyle hayal etmeyin:
- Çarpık lezbiyen-gay ilişkisini belli eden tipler
- Saçlarının yarısı bi renk diğer yarısı farklı renk olan insanlar
- Puro içen erkekler
- Bahçede ot ve türevlerini yetiştirenler
- Ayık gezmeyenler
- Sutyenlerini t-shirtlerinin üstüne giyen kızlar
Hayır hiç birisi yok. Tamam belki saçlar konusunda biraz marjinal tipler olabilir ama en azından sütyen konusunda uçmuş kimseyi görmedim.
Benim demek istediğim, diğer bölümlere göre ortam daha
-pozitif.
İsteyerek gelmiş,uğraşarak gelmiş insanlar çünkü buradakiler.
Severek yapacakları çalışacakları işler.
Tek sorun sevgilim olacak adam 3. sınıf, haliyle fakültenin hemen hemen hepsini tanıyor. Ve işleri halletmeye çalıştığım saatler içerisinde attığımız her adımda yanımdaki adamın üstüne insanlar atlatı.
KIZLAR atladı.
Bir şey diyemedim.
Ama burada şunun garantisini verebilirim, sene içinde böyle bir rahatlığı bir daha olamayacak.
Sonuç olarak kıskanç bir insanım.
Sonuç olarak her an sütyenini neresine takacağını bilmeyen bir kız çıkabilir.
Ve ben bu insanı gerçekten seviyorum.
31 Ağustos 2011 Çarşamba
blue, songs are like tattoos.
Bazen düşündüklerine kendi bile inanamıyor insan, inanmak istemiyor ya da. Kendi beyninin içinden kaçıp uzaklaşmak istiyor, düşünmemek icin.
Çünkü düşünmek;
tekrar yaşamak bazı şeyleri.
Ama tek bir sey bir fotograf bir koku bir park bir yemek kurcalatıyor geçmişi ,
tekrar acı çekmeni ister gibi.
Düşünceler sıkıcı
bunaltıcı
bazen mide bulandırıci
hüzünlükızdırıci
bazense guzel, huzurlu
keşke dedirten..
Ama asla sesli bir şekilde söylenmemek üzere..
25 Ağustos 2011 Perşembe
geyik oldum ben.
Tatil tatil tatil...
Ve ben yine Kaş'tayım. En sevdiğim yerde-kendi cennetimde- en sevdiğim insanla,sevgilimle. Burası seninle daha bi tatlı daha bi sıcak oldu. Tek kötülükleri olumsuzlukları silip atmadın sen benden aksine sevdiğim şeyler yerler seninle daha bi renkli artık.. Her şey güzel zor ama güzel.
Sınavlarım bitti. Uzun süredir yazamıyordum. GSF sınavları malum her gün bir yenisine, bir başka aşamasına gire çıka beynim öldü resmen. Ama istediğim okul istediğim bölümde resmi olarak "istenen öğrenci"yim artık. :) Bazen düşünüyorum 4 yıl sonunda pişman olacak mıyım acaba diye,sanmıyorum. Kendini iyi hissettiği bir ortamda iyi hissettiren bir işi yapmak gerek. Evet belki para kazanamam, belki çok lüks çok rahat bir hayatım olmaz. Ben de para içinde büyümedim ama sonuçta, gerçi bakarsın şansım döner de en boktan küçücük tablolarına bile milyarlar verilen birisi olurum. Kader kısmet ve bu tarz binlerce saçmalık işte, şimdiden kafamı yoramayacağım.
Arkadaşlarım beni çok boğuyor bu aralar. Bi kaç insan hariç kimseyle konuşasım yok. Basit geliyor yaşantıları takıntıları sorunları. Elbette ki üzgünlerken yanlarında olmak gerekiyorsa olurum, ama aslında o kadar kolay ki yaşamaları. Bencillik bu belki ama büyüdükçe zaman geçtikce sen -değiştikçe- onların da bir kısmının kendi yoluna gitmesi gerekli..
Çok dağınık bir yazı oldu. Aklımdaki şeyleri biraz boşaltmam gerekliydi sadece. Okuduysanız puuf demeyin. Olmamış gibi farzedin falan. Ne biliyim.
Hayat saçma.
Hayat güzel.
Ankaraya dönmek istemiyorum ve de...
Ve ben yine Kaş'tayım. En sevdiğim yerde-kendi cennetimde- en sevdiğim insanla,sevgilimle. Burası seninle daha bi tatlı daha bi sıcak oldu. Tek kötülükleri olumsuzlukları silip atmadın sen benden aksine sevdiğim şeyler yerler seninle daha bi renkli artık.. Her şey güzel zor ama güzel.
Sınavlarım bitti. Uzun süredir yazamıyordum. GSF sınavları malum her gün bir yenisine, bir başka aşamasına gire çıka beynim öldü resmen. Ama istediğim okul istediğim bölümde resmi olarak "istenen öğrenci"yim artık. :) Bazen düşünüyorum 4 yıl sonunda pişman olacak mıyım acaba diye,sanmıyorum. Kendini iyi hissettiği bir ortamda iyi hissettiren bir işi yapmak gerek. Evet belki para kazanamam, belki çok lüks çok rahat bir hayatım olmaz. Ben de para içinde büyümedim ama sonuçta, gerçi bakarsın şansım döner de en boktan küçücük tablolarına bile milyarlar verilen birisi olurum. Kader kısmet ve bu tarz binlerce saçmalık işte, şimdiden kafamı yoramayacağım.
Arkadaşlarım beni çok boğuyor bu aralar. Bi kaç insan hariç kimseyle konuşasım yok. Basit geliyor yaşantıları takıntıları sorunları. Elbette ki üzgünlerken yanlarında olmak gerekiyorsa olurum, ama aslında o kadar kolay ki yaşamaları. Bencillik bu belki ama büyüdükçe zaman geçtikce sen -değiştikçe- onların da bir kısmının kendi yoluna gitmesi gerekli..
Çok dağınık bir yazı oldu. Aklımdaki şeyleri biraz boşaltmam gerekliydi sadece. Okuduysanız puuf demeyin. Olmamış gibi farzedin falan. Ne biliyim.
Hayat saçma.
Hayat güzel.
Ankaraya dönmek istemiyorum ve de...
10 Ağustos 2011 Çarşamba
Is there anyone I could call?
"söz verdiğim gibi sınav çıkışı o okuldan seni çıkartmaya geleceğim..."
Kötüyüm. Her şey kötü ve karmaşık. Sınavlarım başladı bitti bugün birisi, derdim ondan yana değil ama iyiydi özünde. Olması gerektiği kadar en azından... Önümüzdekiler hele ki pazartesi günkü nasıl olacak hiçbir fikrim yok ama malesef. Tutsun da bi bölüm tutsun da bitsin bu sinir bu stres...
Sensiz çekilmiyor çünkü. Aklım sende hep, kafamda dönüp duran bin bir soru var. Düşündükçe içim sıkılıyor. Ağlıyorum olup olmadık yerlerde olup olmadık zamanlarda. Haber alamıyorum senden. Nerede olduğunu ne yaptığını nasıl olduğunu ölümüne merak ederken hiçbir şekilde ulaşamıyorum sana.. Telefona bakıyorum bi yolunu bi zamanını bulursun belki de ararsın diye. Bilmediğim numara gördüğümde kalbim hızlanıyor resmen. Tek bi kelimene muhtaçken hele ki şu günlerde...
Çok özledim seni. Canım yanıyor ve de deli gibi, düşündükçe... Kalbimde bi sıkıntı var sen bu şehre geri dönmeden geçmeyecek.
Dön artık lütfen...
25 Temmuz 2011 Pazartesi
telling strangers personal things .
her bir zerresini sevdiğim adam gözlerindeki huzur gökyüzünde bile yok.
Hayaller seninle güzel, gerçekleşme ihtimalleri ise seninle mümkün sadece. Hiçbir bencillik olmadan hayatımı kurabiliyorsam seninle beraber senin için senin üstüne gerçekten ait olmuşum sana.
Kaç ay geçti kaç gün geçirdik beraber, ben yine tatildeki gibi sabaha kadar seni izlemek istiyorum.
Kokunu çok özlüyorum o sana ait şeyi çok özlüyorum yanımda olmadığın her dakika.
Bana sarıldığında, elimi tuttuğunda her seferinde ilk günkü gibi hissedebilmeyi,
Aşk'ı
,aşık olmayı...
seninle seviyorum.
Bugün için teşekkür ederim.Geçmişteki ve gelecekteki daha bir sürü bugün için de..
hiçgitmesen.
18 Temmuz 2011 Pazartesi
karen elson iyidir.
27 günüm kaldı.
Hiçbir şey yapmak istemiyorum, çizdiğim hiçbir şeyi beğenmiyorum.
Ankarada kalmam lazım.
Gidersem onu ve diğerlerini kaybederim.
Eve çıkmamız lazım, iş lazım.
Ödevleri siktirip etmemem lazım.
Küfretmeyi bırakmam sigarayı azaltmam lazım.
Para biriktirmem lazım.
Umursamamam lazım.
"sadece ölene kadar yaşayacaksın,tadını çıkar" mam lazım.
hayatım gereklilikler üstüne resmen, nefes alamıyorum bazen.
bak mesela
şimdi kalkıp atölyeye gitmem "lazım".
Hiçbir şey yapmak istemiyorum, çizdiğim hiçbir şeyi beğenmiyorum.
Ankarada kalmam lazım.
Gidersem onu ve diğerlerini kaybederim.
Eve çıkmamız lazım, iş lazım.
Ödevleri siktirip etmemem lazım.
Küfretmeyi bırakmam sigarayı azaltmam lazım.
Para biriktirmem lazım.
Umursamamam lazım.
"sadece ölene kadar yaşayacaksın,tadını çıkar" mam lazım.
hepbiryerlerdebenimiçinolacağınıbilmemlazım.
hayatım gereklilikler üstüne resmen, nefes alamıyorum bazen.
bak mesela
şimdi kalkıp atölyeye gitmem "lazım".
3 Temmuz 2011 Pazar
this little life goes so fast.
Anlatacak çok şeyim birikti aslında malum yaşanan her bi gün yeni yeni yazılar demekti vaktinde benim için. Acmeyi,ordaki çalışma tempomu, ayrılışımı, atölyemi, tatilimi, ve insanlarla olan bin bir türlü şeyi yazmayı çok istedim. İnanın istedim. İçimden kendime anlatıp sustum sonra yazmaya üşendim. Anlamayacak insanlar olursa diye paylaşmak istemedim pek. Bilmiyorum.
Şu an biraz doldum gibi o yüzden tutmadım. İçimde bi yer acıdığında koşuyormuşum gibi anlaşılmasın, aslında biraz öyle. Aman her neyse... Sadece cevap verin; ellerini bırakırsanız uçup gitmesinden korkacak kadar sevdiniz mi hiç. Bi insanı, her milimetresini, nefes alışverişindeki huzuru her bir dakika her bir saniye deli gibi özlediniz mi. Ben özlüyorum. Ben aşık oldum. Resmen hem de. Bu itiraf için de biraz geç gerçi bunu yeni farketmedim korkmayın. Sadece aşk aşk diye kıçımı yırttığım eski alışkanlıklarımdan farklı bi duygu, bunu belirteyim gerisi önemsiz şu an.
Erkekler geleceği konuşmaktan neden bu kadar nefret ederler. Plan kurmayı kursalar bile bizi içine dahil etmeye neden korkarlar? Birisi bana bunun cevabını versin nolur. Delireceğim yoksa. Biliyorum evet şu an beni nasıl ne kadar sevdiğini biliyorum ve evet öncesinde nasıl canını yaktıklarını da biliyorum. Fakat her adımda hala temkinliysen bana bi yanlış yok mudur. Her şey böyle mükemmel gitmemeli diyorum bazen, kesin bir sorun çıkacak. yanına her yattığımda kalp atışlarınla hayaller kurmamalıyım diyorum, aynısını senin de yaptığını görüyorum. BİLİYORUM. Durdurmaktan vazgeçiyorum kendimi. Eski deneyimleri düşünüp sonunun boka saracağına kendimi inandırmak bi nevi kurtuluşum olsa da sonunda altında kalacağım enkazda, yine de yapmak istemiyorum. Seni düşünmeyi seni sevmeyi sana bakmayı sana dokunmayı kesmek istemiyorum.
Neden bu kadar karamsarsın diyorsun bana, aynı korkuları paylaştığını söylüyorsun.
Tutmasana o zaman kendini adam! Gel anı yaşayalım demiyorum ben sana, ben öyle bi kadın değilim çünkü. Hayallerim vardır benim, planlı. Uçuk kaçık şeyler isterim ama garanti de beklerim. O an mutluysam gerisi önemsiz değildir işte. Bi kez tattım mı senle o hissi daha fazla isterim.
Bencilleşirim.
Korkarım.
Ağlarım.
Tek taraflı olsa bu kadar acıtmazdı.
Karşılıklı aşk daha boktan, itiraf ediyorum.
Herşeysin işte saçmaladım ağladım içtim şimdi de gülüyorum, okursanız siz gülmeyin ama yazıktır bana.
Şu an biraz doldum gibi o yüzden tutmadım. İçimde bi yer acıdığında koşuyormuşum gibi anlaşılmasın, aslında biraz öyle. Aman her neyse... Sadece cevap verin; ellerini bırakırsanız uçup gitmesinden korkacak kadar sevdiniz mi hiç. Bi insanı, her milimetresini, nefes alışverişindeki huzuru her bir dakika her bir saniye deli gibi özlediniz mi. Ben özlüyorum. Ben aşık oldum. Resmen hem de. Bu itiraf için de biraz geç gerçi bunu yeni farketmedim korkmayın. Sadece aşk aşk diye kıçımı yırttığım eski alışkanlıklarımdan farklı bi duygu, bunu belirteyim gerisi önemsiz şu an.
Erkekler geleceği konuşmaktan neden bu kadar nefret ederler. Plan kurmayı kursalar bile bizi içine dahil etmeye neden korkarlar? Birisi bana bunun cevabını versin nolur. Delireceğim yoksa. Biliyorum evet şu an beni nasıl ne kadar sevdiğini biliyorum ve evet öncesinde nasıl canını yaktıklarını da biliyorum. Fakat her adımda hala temkinliysen bana bi yanlış yok mudur. Her şey böyle mükemmel gitmemeli diyorum bazen, kesin bir sorun çıkacak. yanına her yattığımda kalp atışlarınla hayaller kurmamalıyım diyorum, aynısını senin de yaptığını görüyorum. BİLİYORUM. Durdurmaktan vazgeçiyorum kendimi. Eski deneyimleri düşünüp sonunun boka saracağına kendimi inandırmak bi nevi kurtuluşum olsa da sonunda altında kalacağım enkazda, yine de yapmak istemiyorum. Seni düşünmeyi seni sevmeyi sana bakmayı sana dokunmayı kesmek istemiyorum.
Seni öpmekten vazgeçmek istemiyorum.
Seninle gülerken yaşamaktan, utanmadan sevişmekten vazgeçmek istemiyorum.
Kendimi özel hissettiren bi adamdan vazgeçemem. Denedim olmadı.
Neden bu kadar karamsarsın diyorsun bana, aynı korkuları paylaştığını söylüyorsun.
Tutmasana o zaman kendini adam! Gel anı yaşayalım demiyorum ben sana, ben öyle bi kadın değilim çünkü. Hayallerim vardır benim, planlı. Uçuk kaçık şeyler isterim ama garanti de beklerim. O an mutluysam gerisi önemsiz değildir işte. Bi kez tattım mı senle o hissi daha fazla isterim.
Bencilleşirim.
Korkarım.
Ağlarım.
Tek taraflı olsa bu kadar acıtmazdı.
Karşılıklı aşk daha boktan, itiraf ediyorum.
Herşeysin işte saçmaladım ağladım içtim şimdi de gülüyorum, okursanız siz gülmeyin ama yazıktır bana.
19 Mayıs 2011 Perşembe
gidelim.
matmazel ile uzaklara kaçasım var.
tutmayın bizi, bunaldım.
ve istediğim tek şey sana kocaman sarılıp ağlamak
bilirim gözlerimden anlarsın beni.
yılların eskitmediği tek şey bu dostluk sanırım, teşekkür ederim.
5 Mayıs 2011 Perşembe
02.05.2011 tarihli bir yazıdır aslında.
Günü geldi çattı, yok saymayı denesem de hep aklımın bi köşesinde kazılıydı ta ki ilk günden beri.Ilk elini tuttuğum ilk seni benimsedigim o günden beri.Geçen yıl, bugunden beri.Geride bırakılan koskoca bir yıla bakıyorum şimdi. Zırıl zırıl ağlayasım da geliyor bunca suskunluğu bozarak adını söyleye söyleye, küçük bi tebessüm de olabilir diyorum sonra. Hissettiklerimi bilmiyorum, düşünmeyeli çok oluyor zaten. Beynimi sen düşüncesi ile doldurmayı bıraktım, nefes almayı öğreniyorum bi süredir.
-Başarıyorum da biliyo musun?
Zor oluyor zaman zaman, kabul ediyorum..Hele ki ilk başlarda çok zordu. Herkes yanımdaydı ama sen yoktun. Onca şeyin üstüne hiç olmamışsın gibiydi.Ama aşk değildi bu, bitmiş bi ilişkiden kalan izlere bakmaktı hep.
İstediğim bir şey yoktu senden, geride bırakılanları sevebilmeni umdum sadece. Her geçen gün bizimdi çünkü, bize aitti. Benim için tek kişi yoktu hiçbir zaman,biz vardık.
Ayakta tutmak,daha iyiye götürmek için uğraştım ben her zaman, sen göremedin ama.
Bakmak istemedin belki, ya da görmeyi beceremedin bilmiyorum.
Ama hataydı bizim son zamanlarımız, uzatmaların da ötesinde oynamıştık bu tehlikeli oyunu. Sonunda yok olacağımızı bile bile, sonu her şeyden iyi bildiğimiz halde devam etmeyi seçmiştik.
-bile bile ladesti aslında.
Alışkanlıklar,bağımlılıklar,özlemler.. Bir sürü şey. Sevgi her zaman vardı, benim için.
Yaşadığım hiçbir güne seninle beraber, pişman değilim.
Sen yazmıştın ya bana 6. ayımızda:
"iyi günlerimiz oldu,kötü günlerimiz oldu,daha da kötü günlerimiz oldu.Ama benim hayatımda günümüz ne kadar kavgalı kötü geçse de benim için en kötü günümüz bile çok güzel. Seninle olmadığım günleri, günden bile saymıyorum zaten..." (01.10.2010)
Ben sana çok değer verdim.
Yerin özeldi, emin ol hep de öyle kalacak.
Bu 1 yıl için,
ve geride kalan iyi-kötü her şey için de bugün teşekkür ederim sana.
Güzel bi veda etmedik birbirimize farkındayım, bu yazı telafisi olsun...
Hayatımızda başka insanlar var, bizden çok farklı insanlar, farklı şeyler yaşatacak insanlar.
Mutlu ol iyi ol onunla.
İkimiz de bunu çoktan hakkettik çünkü.
hep dediğin gibi;
-kendine benim sana baktığım kadar iyi bak.
:)
-Başarıyorum da biliyo musun?
Zor oluyor zaman zaman, kabul ediyorum..Hele ki ilk başlarda çok zordu. Herkes yanımdaydı ama sen yoktun. Onca şeyin üstüne hiç olmamışsın gibiydi.Ama aşk değildi bu, bitmiş bi ilişkiden kalan izlere bakmaktı hep.
İstediğim bir şey yoktu senden, geride bırakılanları sevebilmeni umdum sadece. Her geçen gün bizimdi çünkü, bize aitti. Benim için tek kişi yoktu hiçbir zaman,biz vardık.
Ayakta tutmak,daha iyiye götürmek için uğraştım ben her zaman, sen göremedin ama.
Bakmak istemedin belki, ya da görmeyi beceremedin bilmiyorum.
Ama hataydı bizim son zamanlarımız, uzatmaların da ötesinde oynamıştık bu tehlikeli oyunu. Sonunda yok olacağımızı bile bile, sonu her şeyden iyi bildiğimiz halde devam etmeyi seçmiştik.
-bile bile ladesti aslında.
Alışkanlıklar,bağımlılıklar,özlemler.. Bir sürü şey. Sevgi her zaman vardı, benim için.
Yaşadığım hiçbir güne seninle beraber, pişman değilim.
Sen yazmıştın ya bana 6. ayımızda:
"iyi günlerimiz oldu,kötü günlerimiz oldu,daha da kötü günlerimiz oldu.Ama benim hayatımda günümüz ne kadar kavgalı kötü geçse de benim için en kötü günümüz bile çok güzel. Seninle olmadığım günleri, günden bile saymıyorum zaten..." (01.10.2010)
Ben sana çok değer verdim.
Yerin özeldi, emin ol hep de öyle kalacak.
Bu 1 yıl için,
ve geride kalan iyi-kötü her şey için de bugün teşekkür ederim sana.
Güzel bi veda etmedik birbirimize farkındayım, bu yazı telafisi olsun...
Hayatımızda başka insanlar var, bizden çok farklı insanlar, farklı şeyler yaşatacak insanlar.
Mutlu ol iyi ol onunla.
İkimiz de bunu çoktan hakkettik çünkü.
hep dediğin gibi;
-kendine benim sana baktığım kadar iyi bak.
:)
25 Nisan 2011 Pazartesi
I know we're not where I promised you.
Değişik olaylar, ama gereksiz.
Silmek istediğim ve bu sefer zorlanmadığım sen kendince, kendi kafandaki dünyanda verdiğin savaşlarda yenilip mi ağzını açtın tekrar bana. Suçlamak,saldırmak mıydı tek derdin? Nedendi, neden benden bilmiştin hayatında yolunda gitmeyen çoğu şeyi?
Düşündüm. İnan çok düşündüm ben aslında dün geceden beri seni ve bizi. "suratına dayanamıyorum" demeni gerektirecek hiçbir şey yapmamıştım ben sana. Ne geri girmeye çalıştım hayatına, ne de bi şekilde bi yerden tutunmak için çaba sarf ettim sana... Hayır. Bırakmıştım ben, gideli çok zaman olmuştu senden.
Hala orda olduğumu düşündüren neyse sana sil at kafandan. Gerek yok. Hiç gerek yoktu inan olayları çirkinleştirmene bunca zaman bunca şeyin üstüne. Bitmişti. Gitmek istemiştin,gittin de. Tutmamak mı suçtu şimdi öyleyse özür dilerim, ne diyeyim.
Sadece tutmak için ne gücüm ne de isteğim kalmıştı.
Tek bi gün ağladım ben senin için. Geberircesine ağladım hem de,evet. Benden gittiğin gece...
Ama demiştim ya ben sana
"benden bi daha gidersen ne şekilde olursa olsun bi daha burda senin için olmam"
Olamazdım, kendime biraz saygım varsa bu sözü tutmalı ve çekip gitmeliydim bu sefer arkama bile bakmadan.
Gittim de, tek bir söz, tek bir zorlama bile yoktu bana dair hayatında. Bıraktın.
Ben sana saygı duydum bu sefer. Fikirlerine,isteklerine saygı duydum ve umursamıyorum artık hiçbir şekilde sana dair şeyleri.
Sadece acıtıyor bazen, alışık olup özlenen anılar da var. O kadar katı değilim ben,olmadım da. Verilmiş bi değer bi emek var her şeyden önce.. Üzen, bazen içinde kalmış şeyler. Şundan 6 gün sonrasının bana hatırlattıkları gibi mesela... :)
Senden sadece saygı istiyorum.
Geçmiş uğruna başka hiçbir şey yok.
Yaşa istediğin gibi belki bi yerde sende hakedecek bir şeyler yapmışsındır çünkü.
Sadece benden uzak olsun.
Silmek istediğim ve bu sefer zorlanmadığım sen kendince, kendi kafandaki dünyanda verdiğin savaşlarda yenilip mi ağzını açtın tekrar bana. Suçlamak,saldırmak mıydı tek derdin? Nedendi, neden benden bilmiştin hayatında yolunda gitmeyen çoğu şeyi?
Düşündüm. İnan çok düşündüm ben aslında dün geceden beri seni ve bizi. "suratına dayanamıyorum" demeni gerektirecek hiçbir şey yapmamıştım ben sana. Ne geri girmeye çalıştım hayatına, ne de bi şekilde bi yerden tutunmak için çaba sarf ettim sana... Hayır. Bırakmıştım ben, gideli çok zaman olmuştu senden.
Hala orda olduğumu düşündüren neyse sana sil at kafandan. Gerek yok. Hiç gerek yoktu inan olayları çirkinleştirmene bunca zaman bunca şeyin üstüne. Bitmişti. Gitmek istemiştin,gittin de. Tutmamak mı suçtu şimdi öyleyse özür dilerim, ne diyeyim.
Sadece tutmak için ne gücüm ne de isteğim kalmıştı.
Tek bi gün ağladım ben senin için. Geberircesine ağladım hem de,evet. Benden gittiğin gece...
Ama demiştim ya ben sana
"benden bi daha gidersen ne şekilde olursa olsun bi daha burda senin için olmam"
Olamazdım, kendime biraz saygım varsa bu sözü tutmalı ve çekip gitmeliydim bu sefer arkama bile bakmadan.
Gittim de, tek bir söz, tek bir zorlama bile yoktu bana dair hayatında. Bıraktın.
Ben sana saygı duydum bu sefer. Fikirlerine,isteklerine saygı duydum ve umursamıyorum artık hiçbir şekilde sana dair şeyleri.
Sadece acıtıyor bazen, alışık olup özlenen anılar da var. O kadar katı değilim ben,olmadım da. Verilmiş bi değer bi emek var her şeyden önce.. Üzen, bazen içinde kalmış şeyler. Şundan 6 gün sonrasının bana hatırlattıkları gibi mesela... :)
Senden sadece saygı istiyorum.
Geçmiş uğruna başka hiçbir şey yok.
Yaşa istediğin gibi belki bi yerde sende hakedecek bir şeyler yapmışsındır çünkü.
Sadece benden uzak olsun.
14 Nisan 2011 Perşembe
bakarsın, inanmazsın ve sonra biter.
Çok boğucu bazen. Hayat kabullendigimiz gerçekler doğrultusunda ilerlemiyor hic. Bi kaç gun öncesinde körü körüne bağlandığımız gerçekler, doğrularımız tam tersine dönüyor. Inanıp sevdiğim adam gibi zamanında. Her seyiyle güvendigim, hayatımda yer edinmektense hayatım olan adam gibi. Kendimi, imkanları sonuna kadar zorlayarak sırf 2 saniye de olsa gülsün diye bunca ay bunca zaman emek emek yaşatıp büyüttügüm iliskinin sonunda yine hayal kırıklığı.
Bu seferki cok derin, cok yersiz.
Cok kotu.
E'ye sorduğunu öğrendiğim sey. Bedenini bu kadar basite indirgeyip bu kadar mi uzaklasabilmiştin mantıktan duygulardan? Bu kadar mi basit bi adamdın sen? Cidden bu kadar mıydın. Nasıl bakabilmiştin yüzüme nasıl suçlayabilmiştin beni yaptıklarının üstüne. Içten içe sadece kendine yeniliyoken sen ne sanmıstin nasıl bi cehennem kurup yaşatmıştın insanları kafanın içinde. Inan bilmiyorum. Sadece artık nefret ediyorum. Tek kelimeyle anı değerine ne varsa, sana dair ne kaldıysa bende. Hepsinden , bazen kendi bedenimden bile. Ve kızıyorum, kızdığım tek insan kendimim üstelik, gözlerimi sana karşı bu kadar kör ettiğim için, sana görmek istediğim adama bakar gibi baktığım icin.
Ama hic bi şekilde hic bir şeye değmedigin icin.
Sen yaşamaya devam et kendi yalanların arasında,
mutlu ol eminim bi şekilde hakeden bi tarafın da vardır bunu.
Ve inan hiç kötü düşünmemiştim seninle ilgili düne kadar, ama artık "kötü" bir şey bile düşünecek kadar değerin kalmadı.
Bu seferki cok derin, cok yersiz.
Cok kotu.
E'ye sorduğunu öğrendiğim sey. Bedenini bu kadar basite indirgeyip bu kadar mi uzaklasabilmiştin mantıktan duygulardan? Bu kadar mi basit bi adamdın sen? Cidden bu kadar mıydın. Nasıl bakabilmiştin yüzüme nasıl suçlayabilmiştin beni yaptıklarının üstüne. Içten içe sadece kendine yeniliyoken sen ne sanmıstin nasıl bi cehennem kurup yaşatmıştın insanları kafanın içinde. Inan bilmiyorum. Sadece artık nefret ediyorum. Tek kelimeyle anı değerine ne varsa, sana dair ne kaldıysa bende. Hepsinden , bazen kendi bedenimden bile. Ve kızıyorum, kızdığım tek insan kendimim üstelik, gözlerimi sana karşı bu kadar kör ettiğim için, sana görmek istediğim adama bakar gibi baktığım icin.
Ama hic bi şekilde hic bir şeye değmedigin icin.
Sen yaşamaya devam et kendi yalanların arasında,
mutlu ol eminim bi şekilde hakeden bi tarafın da vardır bunu.
Ve inan hiç kötü düşünmemiştim seninle ilgili düne kadar, ama artık "kötü" bir şey bile düşünecek kadar değerin kalmadı.
blogum açılmıyordu, dedim ben de word'de yazarım olur da açılırsa copy-paste'in gözünü severim.
11 Nisan 2011 Pazartesi
Bloglara yasak gelip kapandığından beri bir şeyleri yazmadığımı farkettim. Objektif olarak, beni geçmişimi hayatıma girip çıkan insanları bilmeden o anlık halime göre bana destek olup yorumlarını duymaya ihtiyacım olan insanlar yok artık. Tek başımayım. Bi yerde yalnızlıktan kaçıştı sanırım, kaçamadım. Yaşadım. Bugüne kadar kendi kendime kendi içimde ve sadece 2 veya 3kişiyle yaşadım.
Sor bana pişman mıyım? Hayır.
Anlatabilirim sanırım. Nereden başlasak... Okul. 2 haftada 15 sınava girdim neredeyse,daha yarın 2 tane daha var. Boğuluyormuşum gibi hissediyorum o binada o sınıfta. İnsanlar çocuk geliyor. Etrafımdaki insanlar ciddi anlamda bana çok çocuk geliyor,seslerine bile tahammülüm yok. Herkesin mi bir şeysi batar batıyor işte. Arkadaşlık dostluk lise yılları falan siktir et bunları yok öyle bi dünya. 1000 yıl daha yaşasam asla liseye dönmek istemezdim,cidden. Ha sınıfta kalma ihtimalimi düşünmek bile istemiyorum bu notlarla orası ayrı.
Benim asıl anlatmak istediğim "o". Önceden de yazmıştım, anlatmıştım aylar öncesinde nasıl da hayatıma girmesini isteyip olmadığını. Olduramadığımızı. Ve terkedildiğim geceden beri yanımda olduğunu. Hala yanımda ama artık daha bi benden, daha bi benim. İsim konulma gereği duyulmayan ilişkiler... Anlayabiliyorum nasıl da kalmak istediğini benimle. Sevdiğini. O huzuru,o sıcaklığı –tamam çok klasik bi laf belki ama- görmeyeli o kadar zaman olmuş ki.
Neredeyse 1,5 yıl boyunca hayatımda olan adam,ne kadar adamsa tabi öğrendiğim şeylerden sonra, bana bunların hiç birisini vermemiş. Öyle bi koşullanıyor insan yanındaki kişinin üstüne aklındaki ideal maskesini pat küt geçirip onu öyle seviyor. Görmüyor ki aslında kim o. Kim ki sen ona katlanıyorsun, sevebiliyorsun? Yo. Sevmiyorsun işte, sen yine senin yarattığın,sen’den olanı seviyorsun. Yalan aşk muhabbeti.
Ama bu sefer çok farklı. Çok çok farklı.
Ben çok güzel hissediyorum seninle.
Çok mutlu, resmen huzurlu.
Sonsuz bazen, sonsuzluğu isteyen.
Seninle yaşarım ben.
Hiç gitme olur mu?
Gitmeye niyetim yok asla desen de, garantiye almak lazım. Durduramasakta bir şeyleri insan garantisini arıyor çok değer verdi mi. Haklı olarak, kırılacak gücümüz yok çünkü artık.
Ve sen tam vaktinde gelen adam, her geçen gün daha çok seviyorum seni.
13 Mart 2011 Pazar
she will be loved.
1 haftada 1 yıllık -tamam abartmayalım- bi kaç aylık gelişmeyi ve ötesini bana yaşatan insan, teşekkür ederim.
O kadar uzak geliyor ki şu an. Neye üzülüyordum? Değer miydi, değer miydi bencilliklerinle yaşattığın bu şeye. Bu kadar amaçsız bir şeye. Haketmiyordun. Hiç haketmemiştin. Çok farklıydık evet.
İyi ki kafamın dikine gitmişim önceden de :)
Beraber geçirilen bir gece öncesi sonrası,kar sağolsun.
Rahatlık.
Sevilen ortam.
Hadi bu sırrı saklayalım.
Hadi sevelim.
Seviyoruz.
Huzur.
Beklemeye değen, huzur.
Alışkanlık değil olması gereken.
-insanın kendisini düz mantıkla sanki çok değerli bişey varmışçasına kapatması, bi süreden sonra olmayan şeylerde bile kendisini suçlu kötü hissetmesinden başka bir boka yaramıyor. Olmayınca olmuyor. Olmasını istememek gerek. Çünkü olması gerekse 2. şansa ihtiyaç olmazdı. Çok konuşurdun ama o şansı sana ben kaç defa verdim bi bilsen... İnsan biraz kendisini bilmeli. :) 2 günde değişen insan çocuktur,üzgünüm.
Ve ucuz yemek candır.
O kadar uzak geliyor ki şu an. Neye üzülüyordum? Değer miydi, değer miydi bencilliklerinle yaşattığın bu şeye. Bu kadar amaçsız bir şeye. Haketmiyordun. Hiç haketmemiştin. Çok farklıydık evet.
Kaldıramadın.
İyi ki kafamın dikine gitmişim önceden de :)
Beraber geçirilen bir gece öncesi sonrası,kar sağolsun.
Rahatlık.
Sevilen ortam.
Hadi bu sırrı saklayalım.
Hadi sevelim.
Seviyoruz.
Huzur.
Beklemeye değen, huzur.
Alışkanlık değil olması gereken.
-insanın kendisini düz mantıkla sanki çok değerli bişey varmışçasına kapatması, bi süreden sonra olmayan şeylerde bile kendisini suçlu kötü hissetmesinden başka bir boka yaramıyor. Olmayınca olmuyor. Olmasını istememek gerek. Çünkü olması gerekse 2. şansa ihtiyaç olmazdı. Çok konuşurdun ama o şansı sana ben kaç defa verdim bi bilsen... İnsan biraz kendisini bilmeli. :) 2 günde değişen insan çocuktur,üzgünüm.
Ve ucuz yemek candır.
9 Mart 2011 Çarşamba
hadi beni arabayla gezdir ama önce arabayı bulmak lazım.
Yaptığın şu an sadece tembellik dedi bir arkadaşım bana terkedildiğim gece- evet kabullenmek de iyidir-. Alıştığın hayata alıştığın düzene ve alıştığın adama sırtını dönmek istemiyorsun. Çünkü bi sonraki adımı bilmek bi rahatlıktır, evet. Fakat sen bunu huzurla karıştırma. Başkasının yerine düşünmekten vazgeç çünkü kimse günü geldiğinde kendisinden önce seni düşünmeyecek. Farket bunu, daha kaç kez aynı şeyi yapmasını bekleyeceksin ki. Yorgunsun şu an, sonu belli olmayan adımlarla yürümeye korkmaktansa yerinde sayip geçmişe dönme yüzünü. Bekleme geri gelmesini, çünkü o seni bırakıp gitmeyi tercih etti. Ve kendisi kaybetti.
Neler getireceği hiç belli olmaz. Dun karda mahsur kalıp aynı çatı altında farklı 5insanın kalıp gülebilmesi gibi. Sürprizlerle dolu gerçekten. Bazen güzel gözükse de paketin içi hoşuna gitmeyebilir, ya da bi süre sonra ilgin kaybolabilir. Ama yaşadığın sürece sana hediyeler gelmeye devam edecek, merak etme. Belki onlar sana gelir ya da sen onları bulursun bu sana bağlı yeter ki bi başkasınin sıkılıp attığı bi oyuncak olarak köşede beklemekten vazgeç.
Bahanelere sığınacak kadar basit olan olayları gözünde büyütmenin anlamı yokmuş demek ki. Bırak sen büyürken seni aşağı çekecek olanla değil elinden tutup yürütecek olana git.
Huzuru o zaman bulursun, boş bırakıp gidişlerden o zaman kurtulursun,sevilmeyi işte o zaman öğrenirsin ancak.
şimdi bi umut dene hayati sil baştan.
Bahanelere sığınacak kadar basit olan olayları gözünde büyütmenin anlamı yokmuş demek ki. Bırak sen büyürken seni aşağı çekecek olanla değil elinden tutup yürütecek olana git.
Huzuru o zaman bulursun, boş bırakıp gidişlerden o zaman kurtulursun,sevilmeyi işte o zaman öğrenirsin ancak.
Sadece yorgunum...
Ve artık koşamıyorum arkandan.
7 Mart 2011 Pazartesi
he told me I'd taste the pain but I taste it everyday.
Bıraktığım yere geri döndüm. Bıraktığın yere geri döndüm,geri döndürdün. Hava bile aynıydı, yine kar vardı.. Neden dedim.
Evet canım yanıyor, eskisinden de çok hemde. Çünkü
daha iki gün önce sarılıyorken
birden
-kayboldun.
Ve kafamda dönüp duran sen düşüncesi bile
acıtıyor.
Her şey güzel olacaktı, farkedebilseydin keşke..
bu sefer neden gittin?
Anlamıyorsun dedin, her seferinde ağzından çıkan nedenler farklıydı,hepsi de gereksizdi. Çok kördüm,çok bağlıydım sana göremeyecek kadar bu bencilliği? Git demenin bu kadar kolay olacağını senin için. Sevmek özlemek istemek, zamana göre değişirmiş senin için. Keyfine göre severmişsin sen beni,öyleymiş senden duymak bunu.. Daha 1 hafta önce 1yıloldu sevgilim diyebiliyorken ve öpüyorken beni öyle,gülüyorken gözlerime bakarak bu kadar mı yabancıydın kendine. Ne istediğini bilmiyor muydun hiç, yardım etmemi istemiyor muydun? Hep mi bi engeldim sana hep mi boğulmana sebep oldum. Hayır.. Hayır bu sefer yanılıyorsun.Sen düşüncelerine yenildin, kafanda kurduğun hikayelere yenildin,geleceğe yenildin. Korkuyordun. Sevmemek değildi bu hayalleri, korkuyordun. Ve acısını çıkarttın benden, acıtmayı seviyorsun çünkü. Acıma ne kötü bi duygudur.. Senli bi hayata başladıktan 2 ay sonra tekrar dönüp bakıyorum da, hiçbir şey değişmemiş ya. Hiç.. "keşke baştan arkadaş olsaydık" dedin ya. Yazık.. Çok körsün şu an, ve kaybettiğin şeyin farkında değilsin.Evet canım yanıyor, eskisinden de çok hemde. Çünkü
daha iki gün önce sarılıyorken
birden
-kayboldun.
Ve kafamda dönüp duran sen düşüncesi bile
acıtıyor.
Her şey güzel olacaktı, farkedebilseydin keşke..
5 Mart 2011 Cumartesi
ne diyosun?
Ben mi kendimi kandırıyordum bazı şeylerde. Hayalleri isteklere göre yönlendirmek ne kadar doğruydu. Bazı bedeller karşılığında verilen, sahip olunan sevgi ne kadar gerçekti?
Sahi aşk.. Var mıydı?
Olmasını isteyerek kendimizi mi uyuturduk yoksa biz.
-Bi anlaşma mıydı aşk,bi el sıkışma mıydı?
Istediğini elde etmek için fedakarlığa gerek var mıydı yoksa olduğumuz gibi kabullenebilmek miydi işin aslı? Neden zorlardık hep doğru insan olsun diye.. Doğru neydi ki kimin doğrusuydu?
Neye göre kime göre..
Kalıplara sokmak ne kadar akıl karıydı?
Bırakmak mı gerekti illa zamana?
Sürüklenmek miydi akışa göre?
Kararlara,isteklere ne olmuştu?
Sahi aşk.. Var mıydı?
Olmasını isteyerek kendimizi mi uyuturduk yoksa biz.
-Bi anlaşma mıydı aşk,bi el sıkışma mıydı?
Istediğini elde etmek için fedakarlığa gerek var mıydı yoksa olduğumuz gibi kabullenebilmek miydi işin aslı? Neden zorlardık hep doğru insan olsun diye.. Doğru neydi ki kimin doğrusuydu?
Neye göre kime göre..
Kalıplara sokmak ne kadar akıl karıydı?
Bırakmak mı gerekti illa zamana?
Sürüklenmek miydi akışa göre?
Kararlara,isteklere ne olmuştu?
sahi ne istediğimizi biliyor muyduk da?
Yoksa kafamızdaki ideal hayalete göre mi planlar yapıyorduk?ya planlar, ne lüzumu vardı..
3 Mart 2011 Perşembe
sometimes I feel like throwing my hands up in the air I know I can count on you.
2 gündür bitmek bilmeyen baş ağrısıyla uğraşıyorum. Kafamın içinde küçük bi hayvanat bahçesi var sanki, gerekli gereksiz bi sürü insanın varlığı,düşüncesi,sesleri. Bir de kendi kendine "rastalaşan" saç yığınım da var onu hiç saymıyorum. Taranmıyor resmen ben de uğraşmayı bıraktım. Annem ne biçim kızsın sen diyip duruyor kökünden kesicem o olcak bi gün.
-tamam tamam yemez biliyorum.
Ders çalışmam lazımmış öyle diyorlar. Haklılar,20 gün sonraki sınavın daha çoğu konu başlığını bile bilmiyorum. Olsun.
-olsun tabi di mi bok olur görcem ben ben'i o gün, neyse.
Birisine bağlı yaşamak nasılmış bilirim derdim de son günlerde beklenmedik anlarda cortlayan ve beni mal eden ruh halimden sonra aslında şimdiye kadar hiç yaşamadığımı farkettim. Sana kadar. Bak tüm gün beraberdik mesela bugün sabahın 9unda çaldım kapıyı. 5e kadar. Evlilik hayatı bi yerde bizim yaşadığımız. O kadar bendensin o kadar benimsin ki artık. Garip. İsim koyamıyorum,koymak da istemiyorum. Sadece o benim çok sevdiğim hayalimi gerçekleştirmek istiyorum. Anladın sen onu.
Ve olacak da, biliyorum. :)
-ne bu güven, unuttun kaç ay öncesini sanırım? // unutmadım,sadece biliyorum.
-tamam tamam yemez biliyorum.
Ders çalışmam lazımmış öyle diyorlar. Haklılar,20 gün sonraki sınavın daha çoğu konu başlığını bile bilmiyorum. Olsun.
-olsun tabi di mi bok olur görcem ben ben'i o gün, neyse.
Birisine bağlı yaşamak nasılmış bilirim derdim de son günlerde beklenmedik anlarda cortlayan ve beni mal eden ruh halimden sonra aslında şimdiye kadar hiç yaşamadığımı farkettim. Sana kadar. Bak tüm gün beraberdik mesela bugün sabahın 9unda çaldım kapıyı. 5e kadar. Evlilik hayatı bi yerde bizim yaşadığımız. O kadar bendensin o kadar benimsin ki artık. Garip. İsim koyamıyorum,koymak da istemiyorum. Sadece o benim çok sevdiğim hayalimi gerçekleştirmek istiyorum. Anladın sen onu.
Ve olacak da, biliyorum. :)
-ne bu güven, unuttun kaç ay öncesini sanırım? // unutmadım,sadece biliyorum.
bu kadını da yerim.
26 Şubat 2011 Cumartesi
sen anladın onu dedi sophie.
Türkiyenin yarısından çoğu aşk acısından götüm götüm ergen triplerine girilmesini çok seviyor ben bunu anladım. Ergen tribi dediğime bakmayın ay öncesine kadar yazdıklarım onlara dahildi ha ergen miydim aslında hayır. Demek istediğim şu ki acı çekmediğim vakitlerde sanırım okuyanım yok. Tabi bunun bi süredir doğru düzgün yazmadığımdan kaynaklanmadığını da kimse iddia edemez.
Şimdi madem şöyle ki ben bu yazıları vakti geldiğinde bastırıp günlük niyetine saklayacağım. O yüzden aslında bi yerde kendi kendime de yazsam olur di mi? Olur bence. Neyse saçmalamıyım sadece konuşmaya ihtiyacım var işte.
İnsanlardan sıkıldım. Bunu kaç kez burda veya başka bi yerde dile getirmişimdir inanın hiç bilmiyorum. Ama gerçekten sıkıldım. Oldukları -beyinsel olarak- yaştan kendilerini büyük göstermeye çalışıp etrafındakilere olgunluk taslayan insanlardan çok sıkıldım. Hayır sen kimsin de bana akıl veriyorsun madem bu kadar faydalısın böyle mükemmel bir bireysin az bencil ol mükemmelliğini kendine sakla. Ki bunu yıllar yıllardır tanıdığım insanların kendi kafalarında bir hikaye kurup bu rolle de kendini oynatmaları ve benim kendi hayatımdakikendi hikayemdeki rollerinden PAT diye vazgeçip oyunu bırakıp çıkmaları Hıağ. Sinir bozucu.
ve
çok pardon ama çok çocukça.
tabi kendileri bilir diyip harcadığım
zaman+emeklere
yanmaktan
başka bana düşen bir şey yok şu saatten sonra.
Uğraş verdiğiniz şeylerin tamam belki bi yerde bazen pek umursayarak yapmasanız da yine de emek sarfedilen bir şeyin üstüne
"son zamanlarda senden memnun değilim" denmesi
çok moral bozucu...
ve açıkcası korkutucu.
Sinir stres yapmıyorum ben sadece üzülüyorum işte. Belki biraz rahatım ve belki bazıları kadar gelecek takıntım yok en azından "kariyer" konusunda ama yine de ben de uğraşıyorum değil mi.
Tamam biraz rahatladım, okuma gereği duyan olduysa da teşekkür ederim ki.
Şimdi madem şöyle ki ben bu yazıları vakti geldiğinde bastırıp günlük niyetine saklayacağım. O yüzden aslında bi yerde kendi kendime de yazsam olur di mi? Olur bence. Neyse saçmalamıyım sadece konuşmaya ihtiyacım var işte.
İnsanlardan sıkıldım. Bunu kaç kez burda veya başka bi yerde dile getirmişimdir inanın hiç bilmiyorum. Ama gerçekten sıkıldım. Oldukları -beyinsel olarak- yaştan kendilerini büyük göstermeye çalışıp etrafındakilere olgunluk taslayan insanlardan çok sıkıldım. Hayır sen kimsin de bana akıl veriyorsun madem bu kadar faydalısın böyle mükemmel bir bireysin az bencil ol mükemmelliğini kendine sakla. Ki bunu yıllar yıllardır tanıdığım insanların kendi kafalarında bir hikaye kurup bu rolle de kendini oynatmaları ve benim kendi hayatımdakikendi hikayemdeki rollerinden PAT diye vazgeçip oyunu bırakıp çıkmaları Hıağ. Sinir bozucu.
ve
çok pardon ama çok çocukça.
tabi kendileri bilir diyip harcadığım
zaman+emeklere
yanmaktan
başka bana düşen bir şey yok şu saatten sonra.
Uğraş verdiğiniz şeylerin tamam belki bi yerde bazen pek umursayarak yapmasanız da yine de emek sarfedilen bir şeyin üstüne
"son zamanlarda senden memnun değilim" denmesi
çok moral bozucu...
ve açıkcası korkutucu.
Sinir stres yapmıyorum ben sadece üzülüyorum işte. Belki biraz rahatım ve belki bazıları kadar gelecek takıntım yok en azından "kariyer" konusunda ama yine de ben de uğraşıyorum değil mi.
Tamam biraz rahatladım, okuma gereği duyan olduysa da teşekkür ederim ki.
Hadi Floor Jansen sesi duyalım biraz.
24 Şubat 2011 Perşembe
7 Şubat 2011 Pazartesi
daha şimdiden özledim bir dahaki gelişini.
Düşünüyorum da ne günler atlattım ben,ne düşüncelerden vazgeçtim. Neleri düşündüm şarkılarla. Şarkılara emanet edilmiş binlerce gözyaşı akıttım senin için. Bir kez daha,tek bir kez daha sımsıkı sarılıp kokunu "ben"de hissedebilmek için. Dedim son bir kez daha,son bir şans daha...
Zorladım.
Şansımı zorladım.
Bıktırdım,usandırdım
-kendimden bile sıkıldım-
ama durmadım.
durduramadım içimdeki bu sen ihtiyacını.
Kendime pay çıkartmıyorum sevgili,sakın yanlış anlama
ama
eh, kabul et biraz iyi ki pes etmemiş di mi bu kız?
İyi ki gün geçtikçe
dakikalarla
artmış
içimdeki sensevgisi.
İyi ki dönmüşsün sen geri.
Çünkü ben seninle anlam kattım her şeye belki de.
Herkese.
Artık kendi evim annem babam bile seninle ilgili anılar taşıyor bende.
Onlara baktıkça seni görüyorum.
yanımda olduğunu bilsem bile,
gitmenden çok korkmak işte.
Seven işte,
Gözlerinde her kendini görüşünde,
daha da bir seven.
İyi ki varsın..
Zorladım.
Şansımı zorladım.
Bıktırdım,usandırdım
-kendimden bile sıkıldım-
ama durmadım.
durduramadım içimdeki bu sen ihtiyacını.
İyi ki de durdurmamışım.
Kendime pay çıkartmıyorum sevgili,sakın yanlış anlama
ama
eh, kabul et biraz iyi ki pes etmemiş di mi bu kız?
İyi ki gün geçtikçe
dakikalarla
artmış
içimdeki sensevgisi.
Sen olma isteği
senin olma isteği.
İyi ki dönmüşsün sen geri.
Bak şimdi bile
tüm günü beraber geçirsek bile
gitme vaktin geldiğinde doluyor gözlerim kendimce.
Çünkü ben seninle anlam kattım her şeye belki de.
Herkese.
Artık kendi evim annem babam bile seninle ilgili anılar taşıyor bende.
Onlara baktıkça seni görüyorum.
hastalıklı bir aşk bu belki de,
yokluğunda
avuçlarımda ellerini düşünmek
kendi kendine sarılmak bazen,
boşluğu koklamak,
seni hissetmeye çalışmak.
yanımda olduğunu bilsem bile,
gitmenden çok korkmak işte.
Hastalıklı bir aşk bu belki de,
sensiz büyüyemeyen bir kız çocuğu bırakmak her gidişinde biraz daha,
büyümek istemeyen.
Hayaller kuran, hayallerine kurallar koyan.
tek başına oynayamayan,
oynamak istemeyen.
Seven işte,
en değerli varlığını,
belki de en güzel oyuncağını
sokakta gördüğü bir kediyi
ya da denizi sever gibi
seven işte seni.
Gözlerinde her kendini görüşünde,
daha da bir seven.
İyi ki varsın..
5 Şubat 2011 Cumartesi
seviyoooooğ sevmiyoooğ.
çiçekler iyidir,
nergisler güzel kokar.
papatyalar arkadaşlarınızın fal bakması içindir.
arkadaşlar candır.
yerim.
nergisler güzel kokar.
papatyalar arkadaşlarınızın fal bakması içindir.
arkadaşlar candır.
yerim.
1 Şubat 2011 Salı
bugün benim doğumgünüm olmuş sanki.
Hayatımda 2 insan vardı isimlerinin başına
-en yakınım-
sıfatını getirebileceğim.
Bugün ikisini de hayatımdan çıkardığım gündür sanırım,
geç bile kalınmış gibi bir his içimdeki.
bi tanesi daha kutlamadı bile
diğeriyse
soğukluktan da öte.
Şimdiye kadar iyi ki vardınız, siz bana bunu dememiş olsanız da.
Ki aylardır buluşmayı umduğunuz birisiyse, en yakın arkadasım diyebiliyorsanız ama o size 1 mesajı bile çok görmüşse aylardır ve bugünü hayatımda olduğu günden beri ilk kutlayan o olmuşsa, şimdi sesi bile çıkmıyorsa. Bana "zamanım" yok dediği planları göreceğimi bile bile geride bıraktığım diğer insanla yapabiliyorsa bana diyecek bir söz düşmüyor sanırım.
özellikle sen
en sevdiğim, dostum, kardeşim
ne diyim, beklemezdim.
yine de;
...iyi ki doğdum.
-en yakınım-
sıfatını getirebileceğim.
Bugün ikisini de hayatımdan çıkardığım gündür sanırım,
geç bile kalınmış gibi bir his içimdeki.
bi tanesi daha kutlamadı bile
diğeriyse
soğukluktan da öte.
Şimdiye kadar iyi ki vardınız, siz bana bunu dememiş olsanız da.
Ki aylardır buluşmayı umduğunuz birisiyse, en yakın arkadasım diyebiliyorsanız ama o size 1 mesajı bile çok görmüşse aylardır ve bugünü hayatımda olduğu günden beri ilk kutlayan o olmuşsa, şimdi sesi bile çıkmıyorsa. Bana "zamanım" yok dediği planları göreceğimi bile bile geride bıraktığım diğer insanla yapabiliyorsa bana diyecek bir söz düşmüyor sanırım.
özellikle sen
en sevdiğim, dostum, kardeşim
ne diyim, beklemezdim.
yine de;
...iyi ki doğdum.
29 Ocak 2011 Cumartesi
tek bi an bile.
Ne özel bi insansın benim için bilsen!
-Biliyorsun gerçi, ukala şey seni.
1 ay olmak üzere tekrar "benim" olalı, ama o 1 ayı dolu dolu yaşamaya çalışırken biz öyle günler oluyor ki bakıyorum ve sana :
-seninle ölebilirim.
demek istiyorum.
Gerçekten istiyorum. Çünkü sen, sen ben olmuşsun artık. Bi insanın gülüşünde kendimi bulabilmek o kadar güzel ki. Ve o gülüşün sana ait olduğunu bilmek.
Geride bırakılanları gerçekten bırakmaya başlayıp geleceği kurabilmek tekrar;
Sen gerçekten iyi ki geldin tekrar. İyi ki, iyi ki benimlesin tekrar.
Bir şeylerin bitmeyeceğine beni inandırabildiğin için teşekkür ederim.
-Biliyorsun gerçi, ukala şey seni.
1 ay olmak üzere tekrar "benim" olalı, ama o 1 ayı dolu dolu yaşamaya çalışırken biz öyle günler oluyor ki bakıyorum ve sana :
-seninle ölebilirim.
demek istiyorum.
Gerçekten istiyorum. Çünkü sen, sen ben olmuşsun artık. Bi insanın gülüşünde kendimi bulabilmek o kadar güzel ki. Ve o gülüşün sana ait olduğunu bilmek.
o karın altında,
o kimselerin olmadığı köprüde
o yolun ortasında,
reklam panolarının altında
binaların arkasında
alışveriş merkezlerinde
parklarda
sokaklarda
...
elimi tuttuğun her anda,
"biz"i tekrar ellerime alabildiğim her dakikada.
Geride bırakılanları gerçekten bırakmaya başlayıp geleceği kurabilmek tekrar;
-beraber-
o kadar güzel ki.Sen gerçekten iyi ki geldin tekrar. İyi ki, iyi ki benimlesin tekrar.
Bir şeylerin bitmeyeceğine beni inandırabildiğin için teşekkür ederim.
Sen aşk'a inanmayan adam,
beni her gün daha da çok inandırıyorsun.
-seni seviyorum...
19 Ocak 2011 Çarşamba
ve hayat her şey yolundayken dur dedi artık .
Uzun zaman sonra bu kadar kötü hissediyorum kendimi. Bu kadar boş... İnandığın şeyler tek tek boşa çıkar ya,herkese inat kendine O'na inat yine de bi gayret kurduğun o hayaller gözünün önünde elinden alınır ya. Ve bunu o yapar...
Senindir suç. Onun hayalleri vardır senden önemlidir. Sen hayallerini ona göre yönlendirebiliyorken,o hayaller için senle olan yolunu ayırmak ister. Düşünür. Düşüncesi bile korkunç gelirken sana bu onun umrunda mıdır ki. Fazlalıksındır işte. Yüksündür ona. Senle geçirdiği zamanlar,elini tutup gözlerine baktığı her an aslında onun için onun hayatından çalınan bi zamandır.
Ve ağlarsın.
Durduramazsın işte ağlarsın...
Gideceğini bile bile sevmek mahveder çünkü insanı. Bitişi kabullenmek mahveder.
Uğruna yaşıyorum diyebildiğin adam senden gitmeyi isterken, hayatını da götürecektir çünkü.
Ama umrunda olmaz.
Ve gücün kalmaz artık senin de, sadece
ağlarsın işte..
Senindir suç. Onun hayalleri vardır senden önemlidir. Sen hayallerini ona göre yönlendirebiliyorken,o hayaller için senle olan yolunu ayırmak ister. Düşünür. Düşüncesi bile korkunç gelirken sana bu onun umrunda mıdır ki. Fazlalıksındır işte. Yüksündür ona. Senle geçirdiği zamanlar,elini tutup gözlerine baktığı her an aslında onun için onun hayatından çalınan bi zamandır.
Mutlu olduğunu sanırsın, aslında mutlu olabileceğin hiçbir şey yoktur..
Ve ağlarsın.
Durduramazsın işte ağlarsın...
Gideceğini bile bile sevmek mahveder çünkü insanı. Bitişi kabullenmek mahveder.
Uğruna yaşıyorum diyebildiğin adam senden gitmeyi isterken, hayatını da götürecektir çünkü.
Ama umrunda olmaz.
Ve gücün kalmaz artık senin de, sadece
ağlarsın işte..
14 Ocak 2011 Cuma
neler ummuştum hayatta elimde ne kaldı bla bla bla.
"bir yalan devrilirken önünde,
maskesi düşerken mucizelerin.
korkmadan koşarak katilinin üstüne,
unutursun, unutursun..
düştüğün o çukurun dibinde,
silkinerek tozdan, topraktan.
sanki, hiç olmamış gibi..
unutursun, unutursun.."
maskesi düşerken mucizelerin.
korkmadan koşarak katilinin üstüne,
unutursun, unutursun..
düştüğün o çukurun dibinde,
silkinerek tozdan, topraktan.
sanki, hiç olmamış gibi..
unutursun, unutursun.."
Geçmiş ağır bir yük sanki omuzlarımda.Geçmişe dair her anı,iyi veya kötü.Farketmiyor zamanında sahip olduğun şeyler şu an yanında yoksa,öyle hissedemiyorsan,öyle hissetmiyorlarsa anıların iyiliği.Can yakıyor işte. Kırıyor.Ağlatıyor bazen.Zaman geliyor, yokluğu öyle bir batıyor ki o insanların nefessiz kalıyorsun.Evet alıştım. Alıştım zamanla seslerini sokaktaki alalade bir insandan farklı kefeye koymamaya.Avuttum kendimi,geçti gitti dedim.Kin tutmadım.Kin tutamadım.Gülümsemelerinden mutlu oldum bazen,aksine gülüşlerine muhtaç değildim. Olması gereken de ben değildim.Yıllar mıydı kaybettiğimiz yalandan bi dostluğu inşa ederken yoksa bir an mıydı o koskoca hayatı yıkmanın sürece.Bilmiyorum...Hiç de bilemeyeceğim sanırım.Ama elbet birgün bunun sorumlusu yaşayacak aynı şeyleri işte o zaman ben güleceğim.
Saçlarımı kestirdim, şeklini değiştirdim demek daha doğru olur sanırım. Klasik kadının değişiklik arayışı. Dün kuaför koltuğuna oturduğumda hani bir delilik yap kısacık kestir şu bi süredir uzatacağım diye kıçını yırttığın saçlarını dedim kendime. Sonra düşündüm bir durup. Bu kadar büyük ve geri dönülemez bir değişim yapmak için garantisi olacak değişimler yaşamadım ki ben hayatımda. Sonuç: boyuna çok dokunma nolur!
Okulla konuşmaya gideceğiz az sonra. Eğer halledebilirsek haftaya da gitmiyorum okula. Böylece 7 sınavın bende patlama olasılığı neredeyse 0. Evet sevinebileceğim nadir şeylerden birisi.
-En çok ellerini özlüyorum yanımda değilken.
13 Ocak 2011 Perşembe
elektronik kütüphane.
oraya buraya not düşmekle olmuyor,
adam gibi bir
liste-m-iz
var artık blog içerisinde, hem de detaylı.
-canı sıkılan kurcalasın.
:)
how can it feel, this wrong.
bi hayaller vardır sonu boşa çıkan
bir de hayaller vardır boşa çıkartılan.
bir sevgili vardır zamanla geri kazanılan
bir de sevgili vardır zamanla yok olan.
kimse değersiz değil. kimsenin fikirleri bu kadar basit değil, karşı gelmek böyle kolay değil,. ilişkiler çift kişilik tekine bağlı yaşamak zor. başta kabul etmiş olsan bile bazen nefes alamıyor insan işte.
tek tutan şeyse sevgi "biz"i bir arada...
ama ya senin dediğin gibi :
"sevip sevmemek bir şeyi değiştirmiyorsa?"
gitmeni istemiyorum.
gitmeni hiç istemedim.
bir de hayaller vardır boşa çıkartılan.
bir sevgili vardır zamanla geri kazanılan
bir de sevgili vardır zamanla yok olan.
ve aşk, zamanla yok olmakta.
kimse değersiz değil. kimsenin fikirleri bu kadar basit değil, karşı gelmek böyle kolay değil,. ilişkiler çift kişilik tekine bağlı yaşamak zor. başta kabul etmiş olsan bile bazen nefes alamıyor insan işte.
tek tutan şeyse sevgi "biz"i bir arada...
ama ya senin dediğin gibi :
"sevip sevmemek bir şeyi değiştirmiyorsa?"
gitmeni istemiyorum.
gitmeni hiç istemedim.
11 Ocak 2011 Salı
10 Ocak 2011 Pazartesi
yazılı kuralı mı var bu dünyanın,kimde?
Hastayım. Bu halimle sırf sınav haftası aman da aman işte ben rapor almayacağım gideceğim tarzı düşüncelerimle okula gitmek için evden çıktım. Yarım saat servis bekledikten sonra, evet yarım saat sonra dank etti, herhalde erkenden beni almaadan geçti diyerek eve geri döndüm. Annem tek telefonla bana bugün için almasını beklediğim raporu bir haftalık yapınca şu an açıkcası g*tüm tutuşmuş durumda. Bir dahaki hafta 7 sınav gerçeğiyle karşılaşacağım dönem sonuna kadar kaçmanın bir yolunu bulamazsam,hım.
Doğumgünüme de az kaldı. Malum "18" olmak zor iş,bu yılki iyi geçsin istiyorum. Bu yılkini cidden sevdiğim ve beni cidden seven insanlarla kutlamak istiyorum. Öncekileri düşünüyorum,önceki doğumgünlerimi...Liseye kadar zaten yakın aile dostları ve akraba derecesinde yakın insanlar ötesine geçmedi benim doğumgünüm. Evde kutlandı hep, hediye alınmadı da hiç. Olur da o dönem bir şeye ihtiyacım mı var, annemler alıp önüme koydu iyi ki doğdun diye. E dedim bunun sürprizi nerede?! Lise döneminde ise artık iki üç kelimeden öteye geçemediğim insanlar vardı 3 yıl boyunca yanımda,hatta bazıları yüzüme bile bakmıyor artık. İçildi. Sıçma derecesinde içildi,genel olarak hatırlamıyorum kısacası. Bu yıl bana farklılık yapın yani. İlk defa bu kadar samimi bir arkadaş "grubum" ve bir sevgilim var yani, insan bekliyor.
Ders çalışmam lazım. Bu dönem ders çalışmak gerek,şu sınava kadar. Dün çizim konusunda ne kadar moralim bozulsa bile herkesin dediği gibi,önce şu sınav. Garantilemek lazım. Sanırım kafama takmamam lazım dünü.
-normalde yapamayacağın bir şey miydi?
-hayır.
tamam işte bak konu halloldu.
Dün güzeldi. Aslında son bi kaç günüm güzel. Bilmem sen misin bu baharın sebebi bendeki? Olabilir.
Zaman...
Doğumgünüme de az kaldı. Malum "18" olmak zor iş,bu yılki iyi geçsin istiyorum. Bu yılkini cidden sevdiğim ve beni cidden seven insanlarla kutlamak istiyorum. Öncekileri düşünüyorum,önceki doğumgünlerimi...Liseye kadar zaten yakın aile dostları ve akraba derecesinde yakın insanlar ötesine geçmedi benim doğumgünüm. Evde kutlandı hep, hediye alınmadı da hiç. Olur da o dönem bir şeye ihtiyacım mı var, annemler alıp önüme koydu iyi ki doğdun diye. E dedim bunun sürprizi nerede?! Lise döneminde ise artık iki üç kelimeden öteye geçemediğim insanlar vardı 3 yıl boyunca yanımda,hatta bazıları yüzüme bile bakmıyor artık. İçildi. Sıçma derecesinde içildi,genel olarak hatırlamıyorum kısacası. Bu yıl bana farklılık yapın yani. İlk defa bu kadar samimi bir arkadaş "grubum" ve bir sevgilim var yani, insan bekliyor.
Ders çalışmam lazım. Bu dönem ders çalışmak gerek,şu sınava kadar. Dün çizim konusunda ne kadar moralim bozulsa bile herkesin dediği gibi,önce şu sınav. Garantilemek lazım. Sanırım kafama takmamam lazım dünü.
-normalde yapamayacağın bir şey miydi?
-hayır.
tamam işte bak konu halloldu.
Dün güzeldi. Aslında son bi kaç günüm güzel. Bilmem sen misin bu baharın sebebi bendeki? Olabilir.
Zaman...
7 Ocak 2011 Cuma
(:
...
Nothing is done without effect
There is nothing done that won't reflect
Pull one brick from an endless wall
Would it drown us all
'cause I'd do anything to see you smile again
And I'd go anywhere so as not to feel your pain
'Cause I wanna live where the fear is all gone
Wanna protect and I know what it's from
I wasn't made for secrets like these
Chinese whispers, memories
You just need love like you say you do
There need never be a time when it won't get through
Yeah, you know how it is when something fits
Now there's just a question of doing it
There is nothing done that won't reflect
Pull one brick from an endless wall
Would it drown us all
'cause I'd do anything to see you smile again
And I'd go anywhere so as not to feel your pain
'Cause I wanna live where the fear is all gone
Wanna protect and I know what it's from
I wasn't made for secrets like these
Chinese whispers, memories
You just need love like you say you do
There need never be a time when it won't get through
Yeah, you know how it is when something fits
Now there's just a question of doing it
...
6 Ocak 2011 Perşembe
and I will try to fix you.
Fizy'nin eksikliğini çok çekiyorum ben özellikle blog yazarken, hani kendim için değil. Sizler için.
Arkadaşım sandığım insanların çocukluklarına çok üzülüyorum, başkasından mı duyacaktım diye hesap soracakken zamanında onun için olan yakınmalarıma kulaklarınızı kapamasanız,unut bitti artık diye çizgiyi çekmeseydiniz ikimiz arasına,kesinlikle başkalarından duymazdınız.
Şu son günlerde çok yazasım var aslında,yazacak da çok şeyim. Ama inanın dakikası dakikasına uymuyor ruh halimin ve durumların. Her şey karışık. Beklenen sonucu elde ettiğinde bir boşluk olur ya,şimdi nasıl olacak,diye. O haldeyim. Aslında içimden gülümsemek geliyor hep, ama gülümsediğim zamanlarda kendimi suçlu hissettiriyorlar bana.
Şikayet edemiyorum. Yakınamıyorum. Mutsuz olamıyorum bazı hallerinden ötürü, mutsuzluğu hakketmiyoruz çünkü şu an.
Zaman her şeyin ilacı lafı ayrılıkta değil aksine uzatmalı ilişkilerde ayrılık sonrası geçerliymiş sanırım.
Özlemlerine yenik düşen biz sadece şaşkınız ve kabullenme aşaması burada devreye giriyor.
Zor olanı seçtik,evet
ama unutma dediğim gibi diğer seçeneğe ulaşmak hala bizim elimizde.
ve olur da ulaşabilirsek, ki ben inanıyorum
atlatılamayacak sorunlar değil,ve en başındayız.
daha bi ömür var
-mı-
dersin?
Arkadaşım sandığım insanların çocukluklarına çok üzülüyorum, başkasından mı duyacaktım diye hesap soracakken zamanında onun için olan yakınmalarıma kulaklarınızı kapamasanız,unut bitti artık diye çizgiyi çekmeseydiniz ikimiz arasına,kesinlikle başkalarından duymazdınız.
Şu son günlerde çok yazasım var aslında,yazacak da çok şeyim. Ama inanın dakikası dakikasına uymuyor ruh halimin ve durumların. Her şey karışık. Beklenen sonucu elde ettiğinde bir boşluk olur ya,şimdi nasıl olacak,diye. O haldeyim. Aslında içimden gülümsemek geliyor hep, ama gülümsediğim zamanlarda kendimi suçlu hissettiriyorlar bana.
Şikayet edemiyorum. Yakınamıyorum. Mutsuz olamıyorum bazı hallerinden ötürü, mutsuzluğu hakketmiyoruz çünkü şu an.
Zaman her şeyin ilacı lafı ayrılıkta değil aksine uzatmalı ilişkilerde ayrılık sonrası geçerliymiş sanırım.
Özlemlerine yenik düşen biz sadece şaşkınız ve kabullenme aşaması burada devreye giriyor.
Zor olanı seçtik,evet
ama unutma dediğim gibi diğer seçeneğe ulaşmak hala bizim elimizde.
ve olur da ulaşabilirsek, ki ben inanıyorum
aradaki zaman da boşuna olmamış olacak,
boşuna
ve ayrı ayrı.
hayatımın merkezine tekrar inip orada seni bulacak cesareti gösterebiliyorsam
ve dünyam tekrar dönmeye başlamış
saatler senin için geçebiliyorken tekrar
mutsuz olacak bir şey yok.
çünkü seni seviyorum.
çünkü seni seviyorum.
atlatılamayacak sorunlar değil,ve en başındayız.
daha bi ömür var
-mı-
dersin?
linkim yok ama siz dinleyin;
- Fix You-Coldplay
5 Ocak 2011 Çarşamba
Mim.
imgelemge* tarafından mimlendim.
" konumuz: belli bi yaşa gelip yapmadığımız 10 şey "
1. hiç bisikletim olmadı, haliyle bisiklete binmeyi bilmiyorum.
2. çok seviyorsam hiç gururlu olamadım karşısında. hep geri dönsün istedim, hep yalvaran taraf ben oldum. ayrılık sebeplerini unuttum.
3. başkalarından alıp okuduğum kitapları okumakla yetinmedim,takıntım vardır,gittim aynılarını aldım. kütüphanede olacak,beni germez. bu konuda hiç tasarruf yapamadım yani.
4. para biriktiremedim. hep bir bahane buldum ya da biriktirdiğim paranın nedenini hep harcadıktan sonra farkettim.
5. süslü hanım hanımcık bir kız çocuk,bir öğrenci,bir sevgili olamadım.
6. hiç sevgilimle bir gece aynı yatakta uyumadım.
7. kaç yıllık en yakın arkadaşımda hiç yatıya kalmadım -oha-
8. doğumgünümü ve sevgililer gününü hiç sevgilimle kutlayamadım,şansınıza aynı ay içinde olduğundan olsa gerek. haliyle hiç sevgilimden bir hediye almadım özel gün uğruna.
9. fen öğrencisi olmama karşı çarpım tablosunu hiç ezberlemedim, ama eksikliğini de çekmedim. sorun düşünürüm mesela.
mimlenenler:
Mia Wallace
.cRn.
boşluğun tutsağı
girl with the red balloon
3 Ocak 2011 Pazartesi
oturup izdivaça güler,makarna yaparken suyu taşar mı acaba diye iddiaya bile gireriz.
bugün ne güzeldi.
Özledim özledim diye yırtıyordum da kendimi, bu kadarını ben bile beklemezdim kendimden.
Varlığını,benimle var olmanı çok fazla özlemişim sevgilim.
Ama korkuyorum.
Evet tekrar gitmenden çok korkuyorum.
Belki de bu yüzdendi bugün
metroda sen inerken
ellerini tutup geri çekme isteğimin
bu kadar falza olmasının nedeni.
İyi ki varsın.
2 Ocak 2011 Pazar
sevgilim : şu an ben senin neyinim açıkcası tam olarak anlayamıyorum.
bi ev yaratsak aklımızda içinde sadece sen ve ben olan.
hayallerle döşesek içini, yıkmaya değil
sadece yapıcı olsak mesela, bunun için uğraşsak.
kimse olmasa aramızda,tekrar bi "biz" olabilsek...
sadece sen ve ben.
gerçekten tekrar benim olsan
ve bir msn konuşmasından bile çekip gitmek bu kadar kolay olmasa senin için,
geri dönüşünü bırak, kutlayabileyim.
hayallerle döşesek içini, yıkmaya değil
sadece yapıcı olsak mesela, bunun için uğraşsak.
kimse olmasa aramızda,tekrar bi "biz" olabilsek...
sadece sen ve ben.
gerçekten tekrar benim olsan
tamamen
mesela?ve bir msn konuşmasından bile çekip gitmek bu kadar kolay olmasa senin için,
kırıcı olma bana.
yeterince kırdın zaten zamanında.
geri dönüşünü bırak, kutlayabileyim.
1 Ocak 2011 Cumartesi
hoşgeldin yeni yıl.
bana atılan "mutlu yıllar" mesajlarınızdaki dilek sanırım hayatımda ilk defa yerine geldi.
2011, bana seni geri getirdi ya.
ötesi yok. (:
hoşgeldin sevgilim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

