-When in Rome, boktan Türkçe çevirisiyle nam-ı değer "Aşk Çeşmesi".
Normalde üşenip filmin konusunu kendim anlatmazdım aslında, copy paste denen güzelim olay sağolsun. Ama girip de sitelerden okuduğum konuyla filmin aslında pek bir alakası yok. O yüzden hadi yine iyisiniz anlatıyorum, öhm :
Beth, çok sevgili baş kahramanımız işinde başarılı ama aşkta şansı pek yaver gitmeyen,hatta abartıp aşkı ancak işinden çok sevebilceği bir erkek bulunca kabul edebilcek bir bayan olarak çıkıyor karşımıza.
Filme adını veren yere yani Roma'ya gitmesine ise kardeşinin 2 hafta önce tanıştığı bir adamla evlenme kararı sebep oluyor. Orda başına ne geliyor tahmin edin. Evet, ta taaaa!!! Sonradan "yakışıklı prens" olduğunu anlıcağımız, pek muhteşem gülüşe sahip olan Nick ( çok tatlıydın lanet olası ) karşısına çıkıyor. Bi gayret adama yaklaşcağı sırada- bkz: elinde şampanya+2 adet bardak, düğünün sonuna doğru dışarı çıkan Nick'in peşinden gider- adamı başka bir kadınla öpüşürken görüyor ve diyor ki
-Ne bekliyordum sanki?
(Malesef bu kadar umutsuz.)
O sırada alkolün de verdiği gazla Aşk Çeşmesi'nin içine girip, heykele küfretmeye başlıyor. Komik bir sahneydi cidden güldüm. Ve saçma umutlar bağlayarak buraya para atmış olan insanların paralarını, onları "kurtardığını" düşünerek havuzdan alıyor.
Ama bilmiyorsun ki Beth'ciğim, bu olay sana onların aşkını vericek.
Evet benim anlatımım saçmalaşmadan daha fazla, ki zaten burdan sonra olcak olanları romantik komedi izleyen çoğu insan tahmin edebilir, susuyorum ve size bırakıyorum.
Fakat güzeldi, orjinal bi konusu ve de eğlenceli şirin mi şirin sahneleri vardı.
Gidin izleyin derim.
(:
Ağğğh, Josh Duhamel, sana binlerce kalp.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder