sen de gel.

6 Eylül 2010 Pazartesi

"come with me and we'll make many storms."

Keşke her şey bir kedinin saatlerce aynı yerde oturup, bıkmadan yalanabilmesi kadar kolay ve sıradan olsaydı.

Ortada hiç bir olay, kavga veya ne bileyim kötü bir durum yokken bile ilişkilerde elin kolun bağlanabiliyor bazen. Saçma sapan en ufak bir sessizlik bile, acaba nerde yanlış bişey yaptım ya da noldu konuşmak mı istemiyor şeklindeki paranoyakça ve en kötüsü de umutsuzca bir sürü soru getirebiliyor akla.

Tüm gün boyunca arada esen anlamsız ama soğuk rüzgarlar, kısa kısa cevaplar, harf yiyerek yazılan mesajlar.

Tamam belki bunlar size, normal geliyor. Ama bu sanırım bi insanı tanımakla ilgili. "benim" dediğimiz bir insanı, öyle bi sahiplenmiş öyle bi benimsemiş oluyoruz ki. En sevdiğimiz oyuncak bebeğin gözü çıkmış da düşüp kaybolmuş gibi oluyor, değişik bir tavır sergilediğinde. O bebek artık sizin bebeğiniz olmuyor, sorun teşkil etmeye başlıyor aksine.

Sonra korkutuyor. Eskiden o gözün durduğu yerdeki kara delik sizi korkutuyor. Hastalıklı gibi.


Hastalıklı ilişkiler böyle işte.
En yakınken en uzak olmak gibi.
En çok güven duyduğun kollardan,korkmak gibi. . .


aşk denilen virüsümsü boktan yaratık sizi hasta etmeye başlamışsa daha fazla sarmadan ondan kaçıp kurtulmayı istemek gibi.
Fakat;
yine de sevmeye devam edip, daha da devam etmeyi istemek gibi.

dinle:


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails