Söz vermiştin bana
Yanıbaşımda yaşlanmaya
Söz vermiştik bu dünyaya
Yanıbaşımda yaşlanmaya
Söz vermiştik bu dünyaya
Ne olursak olsaydık...
yeni yağan karın altında seninle yürüyebilirdik oysa.
ellerim üşürdü benim sonra.
gerisi hep aynı hikaye zaten..
"aynı tünellerden çıkarken yitirdiğimiz düşler
birlikte kamaşan gövdelerimiz
karanlıktan ışığa ürperen ten
başka yolcularını bekletiyor şimdi
kara saplanmış tren
ayrıntıların bağışlamadığı nabzımın vuruşları
bir başkası olarak yaşadığın serüvende
tedirgin gövdelere yerleşen
korktun ve kaçtın alabildiğine
kara saplanmış trenin yolcusu olmaktan,
uzak durdun
pişmanlığın kovanındaki içe dönük kurşunlardan
mezatlarda dağıttın neyin var,neyin yoksa
unutuşla örtüldü
belleğinin eteklerinde sönen yanardağ
her seferinde erteliyordun büyük vazgeçişi bilet değiştirmekle
oysa hiçbir yolculuk taşımıyordu seni hiçbir yere
başka yolcular değildi bekletilen, yolcular başkalaşıyordu
saplanmış trenlerse aynı tünellerde
ilk kar'ı bekliyordu."

Mehmet Akif Bebeğin ziyaretçisi yine geldi. Fakat pencere camı kapalı olduğu için, camda nöbet bekledi. Bebek ile kedi arasındaki garip iletişim onların arasında derin bir arkadaşlığı simgeliyordu. (Resmi tıklayarak gerçek boyutunda görebilirsiniz.)
YanıtlaSilhttp://mefkuremiz.blogspot.com/ Gerçek öyküyü okumak için bir önceki kayıttaki "Bir anne, bir bebek, bir de kedicik" adlı yazıyı da okumalısınız.